Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Parola: Bilgilerim hatırlansın

KONU: MANEVİ FARKINDALIK

MANEVİ FARKINDALIK 5 ay 3 hafta önce #49

Mucizeler Kursu'nun okumaya başladıktan sonra İncil'i de okumak benim için pek tabi olmuştur. İncil'in içinde bazı kısımlarında doğruluğun enerjisini alabiliriz.
Matta İncilinde 23:

Bundan sonra İsa halka ve öğrencilerine şöyle seslendi: “Din bilginleri ve Ferisiler Musa’nın kürsüsünde otururlar. Bu nedenle size söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin, ama onların yaptıklarını yapmayın. Çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar. Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının sırtına yüklerler, kendileriyse bu yükleri taşımak için parmaklarını bile oynatmak istemezler.
“Yaptıklarının tümünü gösteriş için yaparlar. Örneğin, hamaillerini büyük, giysilerinin püsküllerini uzun yaparlar. Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar. Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‘Rabbî’ diye çağırmalarından zevk duyarlar.
“Kimse sizi ‘Rabbî’ diye çağırmasın. Çünkü sizin tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz. Yeryüzünde kimseye ‘Baba’ demeyin. Çünkü tek Babanız var, O da göksel Baba’dır. Kimse sizi ‘Önder’ diye çağırmasın. Çünkü tek önderiniz var, O da Mesih’tir. Aranızda en üstün olan, ötekilerin hizmetkârı olsun. Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.
“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Göklerin Egemenliği’nin kapısını insanların yüzüne kapıyorsunuz; ne kendiniz içeri giriyor, ne de girmek isteyenleri bırakıyorsunuz!
“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri, kıtaları dolaşırsınız. Dininize döneni de kendinizden iki kat cehennemlik yaparsınız.
“Vay halinize kör kılavuzlar! Diyorsunuz ki, ‘Tapınak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama tapınaktaki altın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.’ Budalalar, körler! Hangisi daha önemli, altın mı, altını kutsal kılan tapınak mı? Yine diyorsunuz ki, ‘Sunak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama sunaktaki adağın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.’
Ey körler! Hangisi daha önemli, adak mı, adağı kutsal kılan sunak mı? Öyleyse sunak üzerine ant içen, hem sunağın hem de sunaktaki her şeyin üzerine ant içmiş olur. Tapınak üzerine ant içen de hem tapınak, hem de tapınakta yaşayan Tanrı üzerine ant içmiş olur. Gök üzerine ant içen, Tanrı’nın tahtı ve tahtta oturanın üzerine ant içmiş olur.
“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz nanenin, dereotunun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de, Kutsal Yasa’nın daha önemli konularını –adaleti, merhameti, sadakati– ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi ihmal etmeden asıl bunları yerine getirmeniz gerekirdi.
Ey kör kılavuzlar! Küçük sineği süzer ayırır, ama deveyi yutarsınız!
“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz, oysa bunların içi açgözlülük ve taşkınlıkla doludur.
Ey kör Ferisi! Sen önce bardağın ve çanağın içini temizle ki, dıştan da temiz olsunlar.
“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz. Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.
“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Peygamberlerin mezarlarını yapar, doğru kişilerin anıtlarını donatırsınız. ‘Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik’ diyorsunuz. Böylece, peygamberleri öldürenlerin torunları olduğunuza kendiniz tanıklık ediyorsunuz. Haydi, atalarınızın başlattığı işi bitirin!
“Sizi yılanlar, engerekler soyu! Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız? İşte bunun için size peygamberler, bilge kişiler ve din bilginleri gönderiyorum. Bunlardan kimini öldürecek, çarmıha gereceksiniz. Kimini havralarınızda kamçılayacak, kentten kente kovalayacaksınız. Böylelikle, doğru kişi olan Habil’in kanından, tapınakla sunak arasında öldürdüğünüz Berekya oğlu Zekeriya’nın kanına kadar, yeryüzünde akıtılan her doğru kişinin kanından sorumlu tutulacaksınız. Size doğrusunu söyleyeyim, bunların hepsinden bu kuşak sorumlu tutulacaktır.
“Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz. Bakın, eviniz ıssız bırakılacak! Size şunu söyleyeyim: ‘Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun!’ diyeceğiniz zamana dek beni bir daha görmeyeceksiniz.”

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 5 ay 3 hafta önce #48

DÖNÜŞÜM KORKUSU

Pek çok insan meditasyona ilgi duyuyor gibi,ama o ilgi çok derin olamaz,çünkü meditasyon aracılığı ile pek az insan dönüşüyor.İlgi gerçekten derinse,kendi başına bir ateş olur.Seni dönüştürür.Yoğun ilgi aracılığı ile,sen başkalaşmaya başlarsın.Yeni bir benlik merkezi doğar.Bu yüzden pek çok insan ilgilenir gibi görünür,ama onlarda yeni bir şey doğmaz,hiçbir yeni merkez doğmaz.,hiçbir yeni kristalleşmeye ulaşılmaz.Onlar aynı kalırlar.

Bu ,onlar kendi kendilerini aldatıyorlar demektir.Aldatmaca çok inceliklidir,ama oradadır.İlaç almaya ,tedavi olmaya devam ediyorsan, ve hastalık aynı kalıyorsa….Tam tersine artmaya devam ediyorsa..O zaman ilacın,tedavin sahtedir.Belki içten içe dönüşmek istemiyorsundur.O korku çok gerçektir…Dönüşüm korkusu.Bu yüzden yüzeyde derin bir ilgi duyduğunu düşünürsün,ama içten içe kendini aldatmaya devam edersin.

Dönüşüm korkusu tıpkı ölüm korkusu gibidir.Bu bir ölümdür,çünkü eski gitmek ve yeni gelmek zorundadır.Sen artık olmayacaksın,senden,hiç bilmediğin bir şey doğacak.Sen ölmeye hazır olmadığın sürece meditasyona duyduğun ilgi sahte olacak,çünkü ancak ölmeye hazır olanlar yeniden doğar.Yeni eskinin devamı olamaz.Eski sona ermelidir.Eski gitmelidir.Ancak o zaman yeni var olabilir.Yeni eskiden büyümez,yeni onun devamı değildir…..Yeni tamamen yenidir.Ve ancak eski öldüğü zaman gelir.Eski ile yeni arasında bir boşluk vardır…Korku veren o boşluktur.Korkarsın.Dönüşmek istersin,ama aynı zamanda eski kalmak istersin.Aldatmaca budur.Büyümek istersin ama sen olarak da kalmak istersin.O zaman büyüme imkânsızdır;o zaman ancak aldatabilirsin;o zaman bir şeylerin olduğunu düşünürsün,düşlersin,ama hiçbir şey olmaz,çünkü temel nokta ıskalanmıştır.

Bu yüzden dünyanın her yerinde meditasyon,mokşa,nirvana ile ilgilenen pek çok insan vardır ve hiçbir şey olmamaktadır.Bu konuda bunca gürültü vardır,ama gerçekte hiçbir şey olmamaktadır.Sorun nedir?

Bazen zihin öylesine sinsidir ki,sen dönüşmek istemediğin için zihin yapay bir ilgi yaratır.,böylece sen kendi kendine ‘’sen ilgileniyorsun,yapılabilecek ne varsa yapıyorsun’’diyebilirsin.Ve aynı kalırsın.Ve hiçbir şey olmazsa,kullandığın tekniğin yanlış olduğunu,takip ettiğin gurunun yanlış olduğunu,yazmanın ,ilkenin,yöntemin yanlış olduğunu düşünürsün.Gerçek bir ilgi varsa yanlış bir meditasyon tekniği ile bile dönüşmenin mümkün olduğunu düşünmezsin;yanlış bir yöntemle bile dönüşebilirsin.Eğer dönüşümle gerçekten ilgileniyorsan,yanlış guruyu takip etsen bile farklılaşırsın.Eğer ruhun ve yüreğin çabandaysa senin dışında kimse seni yanlış yönlendiremez.Ve kendi aldatmacaların dışında hiçbir şey ilerlemene engel olamaz.
Yanlış usta ,yanlış yöntem,yanlış ilke seni gerçek olana götürebilir derken ,kastettiğim şudur:Gerçek dönüşüm, sen onunla yoğun bir şekilde ilgiliyken gerçekleşir,herhangi bir yöntem sayesinde değil.Yöntem yalnızca bir araçtır.,yöntem yalnızca bir yardımdır,yöntem ikincil önemdedir….Temel olan senin ilgi dolu benliğindir…

OSHO

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 5 ay 4 hafta önce #46

“İsa Mesih'in adı, sadece bir semboldür. Ama o, bu dünyadan olmayan sevgiyi temsil eder. O, bir çok isimleri olan dua ettiğiniz tüm tanrıların yerine kullanılabilecek bir semboldür.”

Bu açıklama doğru anladığımı hissettirirken, arkasında gelen şu cümle yeniden altüst ediyor ve bunu bir zorunluluk, dayatma olarak algılıyor zihnim, egom:

“İsa Mesih'in adını hatırlamak, Tanrı'nın size verdiği tüm hediyeler için teşekkür etmektir.”
Adı anmak zorunda olmak hissi! Oysa ben onun içerdiği sembolü anıyorum, Tanrının Sözü ile aramdaki köprü olarak benimsiyorum. Bu cümle tekrar bir kişiselleştirmeyi hatırlatıyor ve bu durumda hiçlikten çıkıyor, ben zaten İsa’yı bir insan olarak düşünmezken, sanki bu süreç boyunca İsa’nın adını sürekli hatırlamak mecburiyetindeymişim hissi veriyor. İsa’yı Kutsal Ruh’un bir sembolü olarak kabul ediyorum, farkı daha fazla tanımlamaya çalışmadan. Bu kursu değiştirme çabası mı hala şüpheliyim. Fakat tam da şimdi zihnimin bu tartışmasını dikkate almayı reddediyorum.

Ve bugün algıma giren şu satırlar bana başka bir cevap daha olmalı aynı zamanda. “Ben sadece geçmişi görüyorum” dersiyle de bütünleşmiş bir cevap hatta bu… Bulunduğum bu yerde ve zamanda her dileğimin eşzamanlılıkla bana gelmesini şükran dolu bir zihin ve minnettar bir kalple kabul ediyorum. Tüm hediyeler için teşekkür ederim. Ve ne de güzel yalnız başına ararken, yalnız olmadığını hissetmek…
Teşekkürler BenSiz ve Gözlem Noktası.

….
MİRDAD: Ne tuhaftır, siz zamanın ve boşluğunun çocuklarının, zamanın aslında uzayın tabletlerine kazınmış bir evrensel hafıza olduğunu fark etmemeniz!
Eğer siz, duyularınızla sınırlandırılmış olmanıza rağmen, doğumla ölüm arasında belirli şeyleri hatırlayabiliyorsanız, doğumunuzdan önce ve ölümünüzden sonrasına dair ne kadarını hatırlayabilir zaman?
Söylüyorum size, zaman her şeyi hatırlar, sadece sizin hatırlayabildiklerinizi değil, hiç farkında olmadıklarınızı bile.
Zaman unutmaz hiçbir şeyi, ne bir hareketi, ne bir nefesi, ne de bir dileği. Ve zamanın hafızasında olan her şey, kainatın derinliklerine kazınır.
Üzerine bastığınız toprak, soluduğunuz hava, içinde yaşadığınız ev, yaşamınızın, geçmişinizin, bugününüzün ve geleceğinizin tüm kayıtlarını sunabilir size; tabii varsa okumaya tahammülünüz, anlamaya isteğiniz.
Ölümde olduğu gibi yaşamda da, dünyanın ötesinde olduğu gibi dünyada da, asla yalnız değilsiniz; her zaman yaşamınızı ve ölümünüzü paylaşan şeyler ve varlıklarla çevrilisiniz, onlar da kendi yaşam ve ölümlerinde size sahipler. Siz onların parçasısınız, onlar da sizin; siz onları ararsınız, onlar da sizi.

Mirdad’ın Kitabı
(Mikhail Naimy)

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 5 ay 4 hafta önce #42

Mekan belleme viraneyi kendine
Hakk'ın kelâmı sığmaz dilhaneye
Ne ateşteyim ne külde
Ne zerrede ne gölgede
Turabın manası yakışır faniye
Aynıdır alemin şerri de ulvisi de
Kâh orada kâh burada
Kâh bu halde kâh o halde
Bende olan BENdedir
Veririm tüm adların ötesinde
HAKK halimi sır ehlime...

Sır tadında
BenSiz

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 5 ay 4 hafta önce #40

Zihin hakkında bütün sonu gelmez tartışmalar zihnin kendisi tarafından-kendini korumak,sürdürmek ve genişletmek için-üretilir.Sizi zihnin ötesine götürecek olan şey zihnin kıvrılıp bükülüşlerini ve çırpınışlarını dikkate almayı reddetmektir.

Sri Nisargadatta Maharaj/Ben O’yum

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 5 ay 4 hafta önce #39

Burcu Yazan:: içerdiği düşünceyi anlayabilmem için birkaç kez okudum bu cevabı ve tekrar tekrar okumaya da devam edeceğim. Fakat bu isim Muhammmed, Buda veya herhangi biri olsa dahi aynı direnci hissederdim. Ben aynı olduğumuzu, hepsinin birbirini kapsadığını ve bir olduğunu işaret edeni aradım sürekli,..Rehberlere inansam da sorgulamaksızın, gözü kapalı şekilde bir peygamberin peşinden gidişi, kendini değersizleştirip bu kavramı yükseltmeyi, kendinden "ayrı" tutuluşu ve gösterilen hürmet anlayışını hatalı buluşumdan belki hep…. Bu kavramın ve algılayamayşımın üzerinde duruyorum çünkü kendi kendime acaba egomun inatla beni durdurduğu yer tam da burası mı? diye merak ediyorum. Yani ben özümün, kutsal ruhun rehberliğini herşeyden çok isterken, içeride bir yerde rehberlik almayı reddediyor olabilir miyim, kendl kendimin sabotajcısıyım ne de olsa .... Şu cümle üzerinde kaldım bir süre: "Bu durumda devreye İsa gibi, Buda gibi, Mohammed gibi, Krişna gibi, Maharaj gibi, Tolle gibi rehberler ve şahitler girer. Onlar Kutsal Ruh'u duyan ve O'NUN sayesinde pencereyi görüp seçen ve nihayetinde pencereden bakıp cenneti ve Tanrı'yı görenlerdir." .... Bu cümleden anladığım o ki, Kutsal Ruh hepsini kapsıyor ve içeriyor, ortak bir benlik gibi. Bu cümleyi cevaben bir önerme olarak ele alırsam J ; İsa’nın Kutsal Ruh olduğu sonucu değil, İsa'nın kendi sesini duyduğu gibi bir mantık önermesi çıkıyor ortaya. İsa kutsal ruhun bir metaforu olmalı yalnızca. Yoksa Muhammed İsa’nın sesini duydu diyemeyiz sonuç olarak!! Evet bu önermeleri, mantıkları, çıkarımları bırakmam gerektiğinin de farkındayım fakat zihnimi dönüştürmek için yine zihni, düşüncelerimi araç olarak kullanıyorum ve yanlış algımı anlamaya çalışıyorum. Onu değiştirmek benim görevimmiş gibi algılamam da başka bir yanılgı belki fakat şu an için bunu sorguluyorum istemsizce. Bugünkü dersim; "tedirginim çünkü orada olmayan bir şey görüyorum"
"Olmayan bir şey gördüğüm için......hakkında endişeleniyorum."
Nokta nokta yerine ne gelmeli belki de onu bulamadım. Bundan tedirgin oluşumun sebebi ne olabilir ki? diye soruyorum kendime.


İsa'yı bir insan olarak algıladığın sürece içindeki çatışma son bulmaz. Fakat İsa bir insan olarak bedenlenmiş olsa da nihayetinde mutlak bir şekilde kendi Özünü dolayısıyla Tanrı'yı bildi. Bu durumda kişi olan bir beden değidi İsa adlı görüntü. Beden içinden dünyaya bakan Tanrı idi. Bu nedenle İsa: Yol, hakikat ve yaşam benim” dedi İncil'deki aktarımlara göre. Fakat tüm bunlar sadece hikayeler ayrık bir zihnin ihtiyacı olan. Ego hakikatı kabul etmez. Bu nedenle kurs engelleri tanı ve oratadan kaldır hakikatı bulmak istiyorsan der. Hakikat tüm kavramların ve görüntülerin çok ama çok ötesindedir. Bu nedenle Kutsal Ruh (bizim doğruyu bilen parçamız ve Tanrı için konuşan ses) biz ve Tanrı arasında köprü olur. Bizim hedefimiz İsa'nın vardığı yerdir: kendimizi Yaratının Yaratımı olarak yeniden bilmek/hatırlamak. Biz İsa'ya tapmıyoruz, onu ve yolunu örnek alıyoruz. Bizden önce yürüyen ve yolunu mutlak bir şekilde tamamlayan bir kardeş olarak. Bedende ve zihinde kardeş değil, ruhda kardeş. Bu ama bugüne dek öğrendiklerimizi unutmayı şart koşar. Ego dünyası ve onun düşünce sitemi bize hakikatı sunmaz. Aksine, onu perdeler. Egonun bilgileriyle yeni diyarlara gidemezsin. Entelektüel yaklaşımlarla anlayış boyutu atlayamazsın. Unut bildiklerini. Unutamıyorsun, kaele alma onları. Unutmak idrakın açıldığı derecede zaten kendiğilinden olacak. Ateist biri bile kursu yapabilir çünkü kurs tüm kavramların ötesine bakmayı öğretiyor. Dersleri uygulayıp zihinsel dönüşüm sürecini sırtlayınca. Tıpkı İsa'nın çarmıhını sırtladığı gibi bizlerde kendi yaptığımız cehennemizin içinden tüm yanlışları sırtlayıp geçerek aydınlığa kavuşacağız. Süreç bile yanlış çünkü zaten her şey çoktan oldu bitti. Biz yolu yürüyelim anlamak için. Hepsi bu.

Mucizeler Kursu'ndan:

Biz, barışmayı kendisi için tamamen kabul eden birinin dünyayı iyileştirebileceğini defalarca söyledik. O (İsa ç.n.) bunu gerçekten yaptı. Diğerlerinde ayartmalar ortaya çıkabilir ama onda asla. O Tanrı'nın dirilen Oğlu oldu. O yaşamı kabul ettiği için ölümün üstesinden geldi. O, kendisini Tanrı'nın yarattığı gibi tanıdı ve bunu yaptığı çin tüm canlı varlıkları kendisinin bir parçası olarak tanıdı. Onun gücüne artık sınır koyulamaz çünkü o Tanrı'nın gücüdür. Bu yüzden onun adı Tanrı'nın adı oldu, çünkü o kendisini O'ndan ayrı olarak görmüyor artık.

Bu sizin için ne demektir? Bu, siz İsa'yı hatırladığınızda Tanrı'yı hatırlamış olacaksınız demektir. Oğulun babayla olan tüm ilişkisi onun içindedir. Oğulluğun içindeki yeri sizin yerinizdir ve onun tamamlanmış öğrenimi sizin kendi başarınızın teminatıdır. O hala yardım etmek için ulaşılır mı? Kendisi bunun hakkında ne söyledi? Onun verdiği sözü hatırlayın ve kendinize dürüstçe sorun, onun sözünü tutmamasının bir ihtimali var mı diye. Tanrı, Oğlunu yarıyolda bırakabilir mi? Ve, Tanrı ile bir olan O'ndan farklı olabilir mi? Bedeni dönüştüren sınırlamayı dönüştürmüştür.En büyük öğretmen onu takip edenler için hiç ulaşılmaz olabilir mi?

İsa Mesih'in adı, sadece bir semboldür. Ama o, bu dünyadan olmayan sevgiyi temsil eder. O, bir çok isimleri olan dua ettiğiniz tüm tanrıların yerine kullanılabilecek bir semboldür. O, Tanrının Sözü'nün ışıldayan bir sembolü haline gelir, temsil ettiği şeye çünkü öylesi yakındır ki, ikisi arasındaki küçük boşluk ismi hatırlandığında kaybolur. İsa Mesih'in adını hatırlamak, Tanrı'nın size verdiği tüm hediyeler için teşekkür etmektir. Ve Tanrı'ya minnettarlık, onu hatırladığınız yol haline gelir, çünkü sevgi, minnettar bir yürekten ve şükran dolu bir zihinden uzak olamaz. Tanrı kolayca girer, çünkü bunlar sizin eve dönüşünüzün hakiki şartlarıdır.
[Mucizeler Kursu (Orijinal Edition), Öğretmenler için El Kitabı 23 (İyileşmede İsa'nın özel bir yeri var mıdır?) – Çeviri: BenSiz]

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

Son Düzenleme: Yazan: BenSiz.
Sayfa oluşturma süresi: 0.068 saniye
© 2019 Mucizeler Kursu. Tüm haklar saklıdır.