Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Parola: Bilgilerim hatırlansın

KONU: MANEVİ FARKINDALIK

MANEVİ FARKINDALIK 28 Nis 2019 07:31 #166

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Öz'ün olmamak çok fazla acı verdiğinde,Öz-keşfediş hayatileşir.

Mooji

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 12 Nis 2019 16:34 #153

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Zihin bir ‘’yeter’sizlik’’ hali içinde bulunur ve bu yüzden daima daha fazlasını ister.Siz zihinle özdeşleştiğinizde,çok kolayca sıkılır ve huzursuz olursunuz.Can sıkıntısı zihnin daha fazla uyarımın,daha fazla düşünce besininin açlığını çektiğini ve açlığın doyurulmadığını gösterir.
Can sıkıntısı hissettiğinizde,zihnin açlığını bir dergi okuyarak,bir telefon konuşması yaparak,Tv izleyerek,internette gezinerek,alışverişe çıkarak doyurabilirsiniz,ya da-ve bu yaygın bir şeydir-zihinsel yoksunluk duygusunu ve onun daha fazlasına duyduğu ihtiyacı bedene aktararak ve daha fazla yemek yiyerek geçici bir doyum sağlayabilirsiniz.

Ya da canı sıkılmış ve huzursuz olarak kalabilir ve böyle olmanın nasıl bir his verdiğini gözlemleyebilirsiniz.Bu hisse farkındalık getirdiğinizde,birden o hissi adeta bir alan ve dinginlik kuşatır.Bu başlangıçta azdır,ama içsel alan duygusu büyürken,can sıkıntısı hissinin yoğunluğu ve önemi azalmaya başlayacaktır.Böylece can sıkıntısı bile size kim olduğunuzu ve olmadığınızı öğretebilir.

Siz’’canı sıkılmış kişi’nin siz olmadığını keşfedersiniz.Can sıkıntısı sadece içinizdeki koşulanmış bir enerji devinimidir.Siz öfkeli,üzgün,ya da korkan kişi de değilsinizdir.Can sıkıntısı,öfke,üzüntü, ya da korku ‘’sizin’’değildir,onlar kişisel değildir.Onlar insan zihninin koşullarıdır.Onlar gelir ve giderler.

Gelip giden hiçbir şey siz değildir…

Eckhart Tolle/Dinginliğin Gücü

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 11 Nis 2019 15:21 #152

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Bir zamanlar acı gözyaşları döktüğümde-Umutlarım acılarda eriyerek yitip gittiğinde,ve karanlık,daracık bir hücrede yaşamımı saklayan çorak tepede dururken,daha önce hiçbir yalnızın olmadığı kadar yalnız,anlatılması imkansız bir korkunun önünde sürüklenerek,güçsüz sadece sefil bir düşünce olarak,-O sırada,ne geriye ne de ileriye gidebilirken,yardım bulmak için etrafıma bakındığımda-ve kaçıp giden,sönmüş yaşama sonsuz bir özlemle tutunmuşken-işte tam o sırada,bir şafak rüzgarıdır esti mavi uzaklıklardan,eski mutluluğumun doruklarından-Ve bir anda koptu doğumla olan bağ,ışığın zincirleri-Yeryüzünün görkemi ve onunla birlikte bütün kederim de uçup gitti.Onunla hüzün de yeni ve açıklanması olanaksız bir dünyaya aktı-Sen ey gecenin coşkusu,cennetin mahmurluğu,her yanımı kapladın.Zemin ,hafiften yükseldi-üzerinde özgürlüğüne kavuşmuş,yeni doğan ruhum dalgalandı.Bir toz bulutuna dönüştü tepe ve bulutun içinden sevgilinin bulanık yüz çizgilerini gördüm-Gözlerinde sonsuzluk dinleniyordu-ellerini tuttum,ve gözyaşları parlak,kopmaz bir bağa dönüştü.Binyıllar,fırtınalar gibi uzaklara kaydı-Onun boynuna sarılıp yeni yaşam için haz dolu gözyaşları döktüm.Bu,sendeki tek rüyaydı.Uçup gitti,ama geride yansıması olarak gecenin göğüne ve onun güneşine,sevgiliye olan o sonsuz ve sarsılmaz inanç kaldı.
Novalis.

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 07 Nis 2019 11:38 #151

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Siz gerçekten samimi olduğunuzda,her olayı,hayatınızın her anını amacınıza yöneltirsiniz.Başka şeylerle boşuna zaman ve enerji harcamazsınız.Buna ister irade,ister sevgi ya da sadece dürüstlük deyin,siz kendinizi amacınıza tamamen adamışsınızdır.
Ayrıca, görmeye isteki olmalısınız kendini-idrak için hem berraklığa,hem de ciddiyete ve samimiyete ihtiyacınız vardır.Kalp ve zihin olgunluğuna ihtiyacınız var ki o,anlamış olduğunuz azıcık şeyi günlük hayatınızda samimiyetle uygulamakla gelir.
....
Davranış inanca ihanet etmemelidir.Amacınızın kararlılığı ve arayışınızın dürüstlüğü sizi hedefinize ulaştıracaktır.Ciddiyet ve samimiyet başarının tek koşuludur…

Maharaj

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 07 Nis 2019 10:00 #150

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Profesör elinde bir Fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Salona dönerek: “Bu kutuya iki gün kimse dokunmasın!” dedi ve salondan çıkıp gitti.

Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Ne olacağını merak ederek iki gün beklediler.
İki gün sonunda profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Kutunun içindeki fare ölmüştü. Sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sordu.

– Havasızlıktan…
– Açlıktan…
– Susuzluktan…

Her öğrenci olabilecek ihtimalleri saymıştı. Profesör kutuyu havaya kaldırıp içini öğrencilere gösterdi. Kutunun her tarafı kemirilmiş vaziyette idi.
– Görüyorsunuz değil mi? Fare anlaşılan çıkmak için çok mücadele etmiş. Bunu kutunun içindeki vaziyetten anlıyoruz. Şu var ki fareyi sizin dediğiniz gibi ne havasızlık nede açlık öldürdü. Fareyi asıl KARARSIZLIK ÖLDÜRDÜ! Fare kutunun her yerini parçalayıp çıkacağına sadece bir köşesini parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı çıkıp kurtulacaktı.

Hayatta zaman zaman kararsızlığa düşeriz. “O mu, bu mu?” derken bizim için en kıymetli varlık olan zamanı tüketmiş buluruz kendimizi. Hedeflerimizi çok iyi belirlemeliyiz. Hayat kararsızlık içersinde yüzecek kadar uzun değil.

“İradesi kuvvetli insanlar, en dayanılmaz şartlar altında dahi başarıya ulaşabilirler.”

-Alıntı, kaynak bilinmiyor-

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 31 Mar 2019 07:00 #149

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Bruce Lee 60’lı yılların sonunda,’’10.000 çeşit tekme atışı öğrenmiş olandan değil,tek bir tekme atışını 10.000 kere çalışmış olandan korkarım’’demiş.
Analog düşünürsek ki, bunu hayatın her alanında yapmak akıllıcadır,binlerce spiritüel kitap okumuş olan değil,hakîkate götüren tek bir kitabı binlerce kez okumuş ve uygulamış olan bilgeliğin has öğrencisidir.

BenSiz

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 26 Mar 2019 18:32 #141

- ''Aşk şifadır...'' dedi Kara derviş.
- ''Aşka inanmıyorum. Sevgi diyelim biz ona.'' dedi diğeri.
- ''Aşk nedir senin için ki, inanmıyorsun ona?'' diye sordu Kara derviş.
- ''Aşk bir bataklık gibi geliyor bana. Bir düştün mü içine, çırpındıkça batarsın.''
Kara derviş yanıtladı:
- ''Aşk sevginin en tutkulu halidir oysa. O tutkunun gücü senin Tanrı'ya yaklaşmanı sağlayabilir. Boşuna İsa'nın yoluna 'tutku yolu' denmemiş. İnsanlar artık o derece kendi yarattıkları benlik girdabında kaybolmuşlar ki, ancak tutkulu bir sevgi, yani aşk gibi bir irade kanat verir hasretli yüreklere ve derin girdaplardan yükseltir Tanrı'nın ışığının yakınlarına. Sen o ışığı ufukta gördüğünde son adım Tanrı'ya aittir. ONUN lütfu ile ONUNLA birleşirsin ve ÖZvarlığına kavuşursun. Bu yolda AŞK'ın her şekli makbuldur. Zira yolun yargısı ve yorumu insana kalmamıştır. O küçük benliği ile bütünü bilmediğinden parçayı da açıklayamaz. Kaldı ki, ego için imkansız olan AŞK'ı açıklasın. Bu imkansızdır, bilesin.''
Sustu diğeri.

BenSiz

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 25 Mar 2019 16:38 #136

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Soran:İnsan En Yüce Hal’e nasıl erişir?

Maharaj:Tüm daha küçük,önemsiz ve değersiz arzulardan vazgeçerek.Siz daha küçük,önemsiz ve değersiz olandan hoşnut olduğunuz sürece,en yüksek olana sahip olamazsınız.Sizi hoşnut eden şey sizi geciktirir.Siz her şeyin doyum-vermeyiciliğini,geçiciliğini,sınırlılığını idrak edene ve enerjilerinizi tek bir büyük özlemde toplayıncaya dek,bu yolda ilk adımı bile atmamış olursunuz.Öte yandan,En Yüce için duyulan arzunun bütünlüğü ve dürüstlüğü aslında En Yüce’den gelen bir çağrıdır.Fiziksel ve zihinsel hiçbir şey size özgürlük veremez….

Maharaj

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 22 Mar 2019 17:09 #135

  • Gözlem Noktası
  • Gözlem Noktası Kullanıcısının Avatarı Konu Yazarı
Gözyaşlarımla sığın yalnızlığına kardeşim.Ben,kendinden üstün bir şeyler yaratmak isteyen ve bu uğurda yok olanı severim.

Nietzsche

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 21 Mar 2019 07:46 #134

Tesadüfler yoktur. Her an çoktan yazıldı, oynandı ve bitti. Mucizeler Kursu öyle öğretiyor öğrencisine. Önce kelimelerle, sonra deneyimle. Deneyim, kursun işaret ettiği hedef olarak anlatılıyor fakat hiçbir deneyim herhangi bir metod tarafından öğretilemez ve istemli olarak tetiklenemez. En has deneyim, zihin hazır olduğunda şimşek gibi çakar deneyimleyen bilinç çerçevesine ve onu yok ederek açar bilincin ötesini. Perde kalkar. Orada ne kelime kalır ne beden, ne nefes ne düşünce, ne deneyimleyen ne deneyimlenen. Bu süreç tek bir saniye olabilir ya da dakikalar boyu sürebilir. Bunun önemi yok çünkü zaman denen illüzyonun çoktan dışındadır deneyim. Beden olan şey (insan olma inancı) o an bedeni mutlak olarak terkedebilir. Ona öldü deriz. Oysa o kurtuluşu gerçekleştirmiştir. O rüyadan uyanmıştır. Bunu ama doğum ölüm arasındaki gerçekliğe inanan bilemez.

Bazılarımız ebediyetin anlık deneyiminden sonra bedene, dolayısıyla bilince geri düşer. Düşer diyoruz çünkü ebediyetin sonsuzluğundan ve tanımlanamazlığından zaman ve mekan çerçevesine düşeriz her neysek o an. Sonraki evre uzun bir suskunluk evresi olur. Kimi deneyimci yıllar boyunca susar zihnini dünyevi rüya alemine yeniden adapte etmek için. Tıpkı Ramana Maharshi'nin 20 yıl susması gibi. Bazıları konuşabilsede susmaya devam eder ve dünya ile birebir iletişimi aramaz. Birçok bilinmeyen ermişler gibi. Bir hikaye:

Bir ermiş erdikten sonra inzivada Özünün varlığında yaşarmış. Günün birinde yolda yürürken bir insanla karşılaşmış. Ermiş ellerini açıp dua etmiş. "Ah Özüm... Nerede hata işledim de karşıma bir insan çıkarttın?" diye sormuş.

Kalabalıklar içinde olmanın illüzyonunu bu kısa hikaye ne de isabetli vurgulamış. Çünkü her karşılaşma ille bir öğrenim durumudur. İnsalarla hala haşır neşirsek ve özellikle anlatıyorsak deneyimi veya öğrendiklerimizi, bu demektir ki, öğrenmenin tam ortasındayız. Bu nedenle yazılarım evvela ciddi ve azimli bir öğrencinin çabası olarak değerlendirilmeli. Bunu esasen en iyi Tanrı öğretmenleri öğrenmeliler fakat günümüz spiritüel egolar camiasında öğretmen tanrı olmuş, bilgiç olmuş, koç olmuş, guru olmuş. Egonun kraliyeti en iyi böyle korunur çünkü.

Bazıları deneyimi paylaşmak için anlatır dinlemek isteyenlere. İsa gibi, Buda gibi, Mevlana gibi. Nihayetinde öğretmek öğrenmenin en verimli şeklidir diye öğretir kurs. Günümüz bilim dünyası öğrenmenin koşullarını çoktan deşifre etti. Duyduklarımızı, okuduklarımızı kendi ifadelerimizle anlatmak veya yazmak öğrenmenin en uygun yoludur. Bu şekilde öğrendiklerimizi daha uzun süre aklımızda tutabilir, içselleştirerek pekiştirebiliriz. Bunun mistik veya ruhani bir yanı yok. Ne de olsa burada öğrenmeye muhtaç olan tek bir ruh yok. Ruhun rüyasında kendini tanrı sanan bir bilinç-zihin kurgusunun kendini bireysel sanan rüya figuranları var... gibi.

Bu anlamda kurtarılacak ne bir kişi var ne de herhangi bir rüya parçası. Uyanış, ruhu bilmektir. Hepsi bu. Gece uyurken gördüğüm bir rüyanın içindeki görüntüler uyandığımda ne kadar anlamsızsa, dünyadaki her şey o denli anlamsız. Kurs bunu defalarca vurgular. Bu nedenle dünyanın, insanın veya herhangi başka bir "oluşumun" anlamını, boyutunu, yükselişini, spiritüelliğini, frekansını, titreşimini, düzeyini anlatan herhangi bir bilgi, ifade, öğreti, terapi, yol , inanç ya da fikir illüzyon olmaktan başka bir anlam taşımaz. BENim için. Çünkü arınmış bir zihinde Ben O'yum manası açılırı ve dünya aşılır. İçerdiği her türlü saçmalıkla beraber.

Sus! Ve dinle... BENİ. Tanrı.

BenSiz

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

Son Düzenleme: Yazan: Moderatör.
Sayfa oluşturma süresi: 0.091 saniye
© 2020 Mucizeler Kursu sayfası KulturGuru Ekibinin bir projesidir. Tüm haklar saklıdır.