Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Parola: Bilgilerim hatırlansın

KONU: MANEVİ FARKINDALIK

MANEVİ FARKINDALIK 2 ay 3 gün önce #153

Zihin bir ‘’yeter’sizlik’’ hali içinde bulunur ve bu yüzden daima daha fazlasını ister.Siz zihinle özdeşleştiğinizde,çok kolayca sıkılır ve huzursuz olursunuz.Can sıkıntısı zihnin daha fazla uyarımın,daha fazla düşünce besininin açlığını çektiğini ve açlığın doyurulmadığını gösterir.
Can sıkıntısı hissettiğinizde,zihnin açlığını bir dergi okuyarak,bir telefon konuşması yaparak,Tv izleyerek,internette gezinerek,alışverişe çıkarak doyurabilirsiniz,ya da-ve bu yaygın bir şeydir-zihinsel yoksunluk duygusunu ve onun daha fazlasına duyduğu ihtiyacı bedene aktararak ve daha fazla yemek yiyerek geçici bir doyum sağlayabilirsiniz.

Ya da canı sıkılmış ve huzursuz olarak kalabilir ve böyle olmanın nasıl bir his verdiğini gözlemleyebilirsiniz.Bu hisse farkındalık getirdiğinizde,birden o hissi adeta bir alan ve dinginlik kuşatır.Bu başlangıçta azdır,ama içsel alan duygusu büyürken,can sıkıntısı hissinin yoğunluğu ve önemi azalmaya başlayacaktır.Böylece can sıkıntısı bile size kim olduğunuzu ve olmadığınızı öğretebilir.

Siz’’canı sıkılmış kişi’nin siz olmadığını keşfedersiniz.Can sıkıntısı sadece içinizdeki koşulanmış bir enerji devinimidir.Siz öfkeli,üzgün,ya da korkan kişi de değilsinizdir.Can sıkıntısı,öfke,üzüntü, ya da korku ‘’sizin’’değildir,onlar kişisel değildir.Onlar insan zihninin koşullarıdır.Onlar gelir ve giderler.

Gelip giden hiçbir şey siz değildir…

Eckhart Tolle/Dinginliğin Gücü

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 2 ay 4 gün önce #152

Bir zamanlar acı gözyaşları döktüğümde-Umutlarım acılarda eriyerek yitip gittiğinde,ve karanlık,daracık bir hücrede yaşamımı saklayan çorak tepede dururken,daha önce hiçbir yalnızın olmadığı kadar yalnız,anlatılması imkansız bir korkunun önünde sürüklenerek,güçsüz sadece sefil bir düşünce olarak,-O sırada,ne geriye ne de ileriye gidebilirken,yardım bulmak için etrafıma bakındığımda-ve kaçıp giden,sönmüş yaşama sonsuz bir özlemle tutunmuşken-işte tam o sırada,bir şafak rüzgarıdır esti mavi uzaklıklardan,eski mutluluğumun doruklarından-Ve bir anda koptu doğumla olan bağ,ışığın zincirleri-Yeryüzünün görkemi ve onunla birlikte bütün kederim de uçup gitti.Onunla hüzün de yeni ve açıklanması olanaksız bir dünyaya aktı-Sen ey gecenin coşkusu,cennetin mahmurluğu,her yanımı kapladın.Zemin ,hafiften yükseldi-üzerinde özgürlüğüne kavuşmuş,yeni doğan ruhum dalgalandı.Bir toz bulutuna dönüştü tepe ve bulutun içinden sevgilinin bulanık yüz çizgilerini gördüm-Gözlerinde sonsuzluk dinleniyordu-ellerini tuttum,ve gözyaşları parlak,kopmaz bir bağa dönüştü.Binyıllar,fırtınalar gibi uzaklara kaydı-Onun boynuna sarılıp yeni yaşam için haz dolu gözyaşları döktüm.Bu,sendeki tek rüyaydı.Uçup gitti,ama geride yansıması olarak gecenin göğüne ve onun güneşine,sevgiliye olan o sonsuz ve sarsılmaz inanç kaldı.
Novalis.

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 2 ay 1 hafta önce #151

Siz gerçekten samimi olduğunuzda,her olayı,hayatınızın her anını amacınıza yöneltirsiniz.Başka şeylerle boşuna zaman ve enerji harcamazsınız.Buna ister irade,ister sevgi ya da sadece dürüstlük deyin,siz kendinizi amacınıza tamamen adamışsınızdır.
Ayrıca, görmeye isteki olmalısınız kendini-idrak için hem berraklığa,hem de ciddiyete ve samimiyete ihtiyacınız vardır.Kalp ve zihin olgunluğuna ihtiyacınız var ki o,anlamış olduğunuz azıcık şeyi günlük hayatınızda samimiyetle uygulamakla gelir.
....
Davranış inanca ihanet etmemelidir.Amacınızın kararlılığı ve arayışınızın dürüstlüğü sizi hedefinize ulaştıracaktır.Ciddiyet ve samimiyet başarının tek koşuludur…

Maharaj

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 2 ay 1 hafta önce #150

Profesör elinde bir Fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Salona dönerek: “Bu kutuya iki gün kimse dokunmasın!” dedi ve salondan çıkıp gitti.

Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Ne olacağını merak ederek iki gün beklediler.
İki gün sonunda profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Kutunun içindeki fare ölmüştü. Sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sordu.

– Havasızlıktan…
– Açlıktan…
– Susuzluktan…

Her öğrenci olabilecek ihtimalleri saymıştı. Profesör kutuyu havaya kaldırıp içini öğrencilere gösterdi. Kutunun her tarafı kemirilmiş vaziyette idi.
– Görüyorsunuz değil mi? Fare anlaşılan çıkmak için çok mücadele etmiş. Bunu kutunun içindeki vaziyetten anlıyoruz. Şu var ki fareyi sizin dediğiniz gibi ne havasızlık nede açlık öldürdü. Fareyi asıl KARARSIZLIK ÖLDÜRDÜ! Fare kutunun her yerini parçalayıp çıkacağına sadece bir köşesini parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı çıkıp kurtulacaktı.

Hayatta zaman zaman kararsızlığa düşeriz. “O mu, bu mu?” derken bizim için en kıymetli varlık olan zamanı tüketmiş buluruz kendimizi. Hedeflerimizi çok iyi belirlemeliyiz. Hayat kararsızlık içersinde yüzecek kadar uzun değil.

“İradesi kuvvetli insanlar, en dayanılmaz şartlar altında dahi başarıya ulaşabilirler.”

-Alıntı, kaynak bilinmiyor-

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 2 ay 2 hafta önce #149

Bruce Lee 60’lı yılların sonunda,’’10.000 çeşit tekme atışı öğrenmiş olandan değil,tek bir tekme atışını 10.000 kere çalışmış olandan korkarım’’demiş.
Analog düşünürsek ki, bunu hayatın her alanında yapmak akıllıcadır,binlerce spiritüel kitap okumuş olan değil,hakîkate götüren tek bir kitabı binlerce kez okumuş ve uygulamış olan bilgeliğin has öğrencisidir.

BenSiz

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

MANEVİ FARKINDALIK 2 ay 2 hafta önce #141

- ''Aşk şifadır...'' dedi Kara derviş.
- ''Aşka inanmıyorum. Sevgi diyelim biz ona.'' dedi diğeri.
- ''Aşk nedir senin için ki, inanmıyorsun ona?'' diye sordu Kara derviş.
- ''Aşk bir bataklık gibi geliyor bana. Bir düştün mü içine, çırpındıkça batarsın.''
Kara derviş yanıtladı:
- ''Aşk sevginin en tutkulu halidir oysa. O tutkunun gücü senin Tanrı'ya yaklaşmanı sağlayabilir. Boşuna İsa'nın yoluna 'tutku yolu' denmemiş. İnsanlar artık o derece kendi yarattıkları benlik girdabında kaybolmuşlar ki, ancak tutkulu bir sevgi, yani aşk gibi bir irade kanat verir hasretli yüreklere ve derin girdaplardan yükseltir Tanrı'nın ışığının yakınlarına. Sen o ışığı ufukta gördüğünde son adım Tanrı'ya aittir. ONUN lütfu ile ONUNLA birleşirsin ve ÖZvarlığına kavuşursun. Bu yolda AŞK'ın her şekli makbuldur. Zira yolun yargısı ve yorumu insana kalmamıştır. O küçük benliği ile bütünü bilmediğinden parçayı da açıklayamaz. Kaldı ki, ego için imkansız olan AŞK'ı açıklasın. Bu imkansızdır, bilesin.''
Sustu diğeri.

BenSiz

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

Sayfa oluşturma süresi: 0.071 saniye
© 2019 Mucizeler Kursu. Tüm haklar saklıdır.