Gönderen Konu: Sorular  (Okunma sayısı 1358 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Deniz089

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Sorular
« : 04 Mayıs, 2017, 11:04:19 »
Merhaba sevgili Bensiz...
Bu dünya ilüzyon, neden tanrı kendini deneyimlemek için bizi dünyaya gönderdi? Biz neden bunu yaşamak zorundayız? Tekrar tekrar dünyaya geliyoruz ve karmalarımız var. Bunu ben sınav olarak mı görmeliyim? Tanrının buradaki amacı ne olabilir? Neyi anlamamız gerekiyor? Çok fazla neden? Çok fazla sorular var. Tanrıyı çok sevmek istiyorum ,biraz kızdım ve bu da ilüzyon farkındayım...

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #1 : 04 Mayıs, 2017, 17:47:20 »
Merhaba sevgili Bensiz...
Bu dünya ilüzyon, neden tanrı kendini deneyimlemek için bizi dünyaya gönderdi? Biz neden bunu yaşamak zorundayız? Tekrar tekrar dünyaya geliyoruz ve karmalarımız var. Bunu ben sınav olarak mı görmeliyim? Tanrının buradaki amacı ne olabilir? Neyi anlamamız gerekiyor? Çok fazla neden? Çok fazla sorular var. Tanrıyı çok sevmek istiyorum ,biraz kızdım ve bu da ilüzyon farkındayım...

Merhaba sevgili Deniz...

Açıklamaya girmeden kısa bir çeviri Mucizeler Kursu'ndan:

“Gördüğün dünya bir dünyanın illüzyonudur (yanılsamasıdır). TANRI bu dünyayı yaratmadı, çünkü, O’NUN yarattığı her şey KENDİ gibi ebedi olmalı. Bu dünyada ebedi sürecek hiçbir şey yoktur. Zaman içerisinde bazı şeyler diğerlerinden biraz daha uzun sürerler. Fakat tüm görünür şeylerin sonunun olacağı bir zaman gelecektir.”
Mucizeler Kursu, Tanımlamalar V


Bu konu gerçekten anlaşılması zor bir konu ve birkaç satır ile anlatılsa da, sınırlı bir düşünce sistemi içinde anlaşılmıyor. Şöyle bir açıklama deneyeyim:

1. Bu dünyayı TANRI yaratmadığına göre bizi de yaratmadı.

2. Hatta TANRI'NIN bu dünyadan haberi bile yok çünkü ONUN gerçekliğinde ayrılık ve çokluk olamaz.

3. Bizler TANRI OĞLU'NUN rüyası içinde varolduğunu sanan yansımalarız. Ve hatta rüya da yok.

4. Karma denilen şey sadece rüya içinde uydurulmuş bir konsept. Sebebi ise kendini günahkar olarak gören insanın kendini cezalandırması.

5. Neden kendini cezalandırıyor? Çünkü TANR'NIN tahtına geçmek isterken TANRI'NIN cezasından korkup bir anlık rüyaya düşen TANRI OĞLU'NUN saklanmak için bir anlık yaptığı dünyayı kendi kendine ceza vereceği bir yer olarak atamasıdır.

6. Bu dünyaya gelen her insan kendini günahkar gören TANRI OĞLU'NUN yanılgısının yansımasıdır. Böylece bizler günahkar olduğumuz için bir şekilde de cezalandırılmamız gerekir. Ama bu işi TANRI'YA bırakmak istemediğimizden uydurduğumuz karma çarkı içinde kendi kendimizi cezalandırıp TANRI'NIN cezasından kurtulacağımıza inanıyoruz. Tamamen zırdeli bir inanç!

7. Bu dünyanın amacı egoya ev/hane olmasıdır. Bedenler ve ayrılık ilkesi olmazsa egonun varlığı olamaz. Ego denilen şey sadece bir düşüncedir. "Ben TANRI'NIN yerine geçtim" düşüncesi. Ve devamı tam bir korku filmidir. Ve bu korku filmi içinde süren yaşamlarımızda egoyu canlı tutuyoruz. Yaptığımız her şeyle ve her ilişkimizle. Bu nedenle Mucizeler Kursu tüm illüzyonları KUTSAL RUH'A teslim etmemizi söyler ONUN her şeyi ve tüm ilişkileri yeniden yorumlaması için.

8. Anlamamız gereken tek şey bu dünyanın ve bedenlerin olmadığıdır. Bizler gerçekliğimizde tek bir RUH'UZ! Ayrılık rüyası gören bir RUH.

9. Bu nedenle tek amacımız kurtulmaktır/uyanmaktır.

9. Ve kurtulmanın tek yolu affedişden geçer. Çünkü sadece affeden bir zihin suçu aşmış olur. Suçu ve korkuyu gerçek yapmadan affetmek tek kurtuluş yoludur.

Bu şuna benzer:
Bir çocuk (TANRI OĞLU) uyuyor ve rüya (dünya) görüyor. Rüyasında başka rüya figürlerine (diğer insan ve canlılara) eziyet ediyor, yalan söylüyor, hatta öldürüyor. Anne (TANRI) çocuğun rüya gördüğünü bilmiyor bile. Şimdi biz dışarıdan tanık olarak bakanlar (KUTSAL RUH)  o çocuğa ceza mı vermeliyiz rüyasında kötü şeyler yapıyor diye yoksa usulca uyandırmaya mı çalışmalıyız korkutmadan? Usulca kulağına "Gördüklerin gerçek değil, korkma. Güven bana ve gel uyanmaya" diye fısıldayarak çocuğun kötü rüya görmesine sebeb olan korkuyu güvene çevirmek değil mi doğru olan?

İşte aslında bu kadar basit ve insan olarak anlayacağımız da bu kadar. Bu açıklamanın doğruluğunu entelektüel bir yolla anlamak mümkün değil ama deneyimlemek şart. Bu son adım da TANRI'DAN gelir biz zihnimizi gelmesi için hazırladığımızda. Yani bize fısıldayan KUTSAL RUH'UN sesini duyup, dinleyip ONUN uzattığı eli tutarsak rüyadan dehşete kapılmadan uyanabiliriz.

Matrix  ve 13. Kat filmleri bu konuya biraz ışık tutmuşlar. İzlemeni tavsiye ederim.

PS: Reklam yapmak istemem ama bu konuyu yazmış olduğum kitapda açıklamaya çalıştım. Ücretsiz indirebilirsin...
Bağlantı: http://www.flameofsophia.com/Anka_Kusunun_Cagrisi_BenSiz.pdf


Çevrimdışı Deniz089

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: Sorular
« Yanıtla #2 : 04 Mayıs, 2017, 18:23:00 »
Hakikaten anlayıp sindirilmesi zor bir konu ama siz öyle güzel açıkladınız ki her okuduğumda daha iyi yorumlayıp anlayacağıma eminim. Filmleri tekrar izleyeceğim bu sefer daha farklı bir bakış açısıyla. Kitabınızı indirdim, paylaştığınız için çok teşekkür ederim zevkle okuyacağım. Ellerinize, emeğinize ve bilginize sağlık.❤️????

Çevrimdışı Süheyla

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
Ynt: Sorular
« Yanıtla #3 : 04 Mayıs, 2017, 19:31:35 »
Benim aklıma  da hep sınav kelimesi takılmış  durumda.Neyin sınavı????????????

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #4 : 05 Mayıs, 2017, 08:26:10 »
Sınav diye bir şey yok. Birçok spiritüel yol adı altında açıklamalar var insanın dünyaya gelişini sınav olduğunu anlatan. Mucizeler Kursu'nun ışığında bu tür açıklamalar yanlış.

Kim kimi niçin sınasın? Ya da TANRI neden kendini deneyimlesin? Bu ancak egonun kendi gibi uydurduğu bir tanrı olabilir ve öyle bir tanrı yok. Mucizeler Kursu'nda sözü geçen put budur işte. Kendini deneyimleyen, sınayan, günahları cezalandırmak isteyen, kulları arasında ayrım yapan, öfkelenen bir tanrı resmini yapan ve insanı ona korku içinde inanmasını sağlayan egodan başka ne olabilir ki?
SEVGİ mutlaktır ve değişmezdir. TANRI SEVGİDİR. Bunu dahi insanın mânâ olarak anlaması nerdeyse imkansız. SEVGİYİ insan egonun tanımlamasıyla ele aldığından ancak onu nefret olan karşıtı ie anlar. Yani bugün sever yarın nefret eder icabında. Ama TANRI SEVGİSİ mutlak olduğundan karşıtsızdır. Bu nedenle kurs sevgiyi öğretemeyiz der ama sevginin önündeki engelleri tanımanı ve kaldırmanı öğretebiliriz. SEVGİ bu dünyadan değildir ve bu dünyada da değildir. ONU deneyimlememiz gerek anlamak için ne olduğunu. Yani SEVGİ olmalıyız onu bilmek için. Bu da vahiy yoluyla gerçekleşir. Ve vahiyi kendi isteğimizle olduramayız. Biz hazır olduğumuzda vahiy deneyimi açılır zihinlere. Vahiy TANRI'NIN vizyonundan başka bir şey değildir. O an bir insanın TANRI gibi olmasıdır. Ve o an tüm gerçekler bilinir.


Çevrimdışı Süheyla

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
Ynt: Sorular
« Yanıtla #5 : 05 Mayıs, 2017, 10:58:55 »
 Teşekkür  ederim ????ben de hep böyle  düşünmüştüm Tanrı hem yaratıp hem de neden cezalandırsın
????

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #6 : 07 Mayıs, 2017, 07:33:07 »
...Bir de sormak istediğim;Eğer zihnimin doğru düşünürlülük (KUTSAL RUH)tarafını seçmiş ve ONU iradem ile birleştirmiş isem bu durumdaki ben halinin, kavrayışında bir eksiklik söz konusu olur mu?

Zihnimizin bölünmüşlüğü ve bu dünyada egonun egemenliği sözkonusu olduğundan her an bir eksiklik duygusuna düşmek mümkündür. KUTSAL RUH'U seçmekle hemen egonun düşünce sisteminden sıyrılmadığımızı hemen hemen herkes deneyimler. Bilinç sabit bir şey değildir. Bir düzeye yükseldiğinde orada kalacaktır diye bir kaide yok. Aksine, bilinç düşüşleri sık rastlanan bir fenomen. Bu nedenle her an eksiklik duygusuna düşmemiz mümkün. Bu "ben halini" de içerir, çünkü ben denilen şey hala ayrık bir bilincin ben tanımlaması olur. Eğer kişi TANRI ile iradesini birleştirmiş olursa (İsa gibi örneğin) zaten ben diye bir şey kalmaz.

Çevrimdışı Deniz089

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: Sorular
« Yanıtla #7 : 26 Mayıs, 2017, 09:45:40 »
Merhaba Sevgili Bensiz,
Öncelikle kitabın için seni çok tebrik ederim. Bir günde bitirebileceğim kalınlıktaydı ama günlerimi ayırdım iyice idrak edebilmek için. Eksikliklerim var ve beni tamamlayacağına
eminim. Kitabının 122. Sayfasında bahsettiğin insanların tekrar tekrar aynı şeyi yaşamaları
hapsolup kalmaları...  Kırılma noktasından bahsediyorsun, zaten yazılmış bir senaryo var ve biz bunu yaşıyoruz ve yaşayacağız. Ben yazılmış bir senaryo değiştirilemez diye düşünmüstüm. X durum olacaksa eğer yine olacak, farkındalıkla bakabiliriz duruma seninde anlattığın gibi. Peki bu kırılma noktası sadece senaryomuzda varsa gerçekleşmez mi? Senaryomuzun ne olduğunu bilmiyoruz. Tekrar döngüsünden çıkmak senaryomuzda olduğu için gerçekleşmez mi? Yoksa bu kişinin kendi elindemidir artan farkındalıkla...? Bu durumda senaryoyu mu değiştirmiş oluruz?

Çevrimdışı mucizemucize

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: Sorular
« Yanıtla #8 : 26 Mayıs, 2017, 10:37:37 »
sevgili bensiz bugünkü dersim 163 ve ölüm yok diyor mucizeler kursu .bunu bilmek anlamak tamam . insanın kendisine bile bunu kabullendirmesi tamam. ama sevgili bensiz bunu canıma nefesim dediğim oğluma gelince tamam diyemiyorum onun öldüğünü  yok olduğunu düşünemiyorum sen bunu kendi evladın için nasıl kabul ediyorsun bize anlatırmısın sevgiler. :-*

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #9 : 26 Mayıs, 2017, 16:02:57 »
Merhaba Sevgili Bensiz,
Öncelikle kitabın için seni çok tebrik ederim. Bir günde bitirebileceğim kalınlıktaydı ama günlerimi ayırdım iyice idrak edebilmek için. Eksikliklerim var ve beni tamamlayacağına
eminim. Kitabının 122. Sayfasında bahsettiğin insanların tekrar tekrar aynı şeyi yaşamaları
hapsolup kalmaları...  Kırılma noktasından bahsediyorsun, zaten yazılmış bir senaryo var ve biz bunu yaşıyoruz ve yaşayacağız. Ben yazılmış bir senaryo değiştirilemez diye düşünmüstüm. X durum olacaksa eğer yine olacak, farkındalıkla bakabiliriz duruma seninde anlattığın gibi. Peki bu kırılma noktası sadece senaryomuzda varsa gerçekleşmez mi? Senaryomuzun ne olduğunu bilmiyoruz. Tekrar döngüsünden çıkmak senaryomuzda olduğu için gerçekleşmez mi? Yoksa bu kişinin kendi elindemidir artan farkındalıkla...? Bu durumda senaryoyu mu değiştirmiş oluruz?

Sevgili Deniz,

yaşam senaryomuzda yazılan neyse yaşanacak. Ama bu "yaşanacak" kelimesi sadece rüyanın içinde geçerli. Mucizeler Kursu dünyanın oluştuğu gibi göründüğü anda yokolduğunu da vurguluyor. Ama gelgelelim bunu dünyaya, zamana ve mekana bağımlı zihinlere anlat. Nasıl idrak edebilirler ki bu durumu? Bir şeymiş gibi görünen bir halüzinasyon oluştuğu anda yokoluyor ve gerçeklikte aslında hiç var olmuyor. Bunu insanın anlaması imkansız. Bu nedenle Mucizeler Kursu bu tür soruların sadece egodan geldiğini anlatır ve her şeyin tek cevabının tek olduğunu yazar: sorduğun soru da yok, konusu da yok. Olmayan bir şeyin cevabı ne olabilir ki?

Zaman içinde tekrar ve tekrar Mucizeler Kursu TANRI OĞLU'NUN o tek bir ayrılık anını yaşadığımızı anlatır. Her an ayrılığı teyit ederek ve ayrılığın ilkelerini onaylayarak bu dünyayı, içindeki figürleri ve yaşam senaryolarını ayakta tutuyoruz. Saf RUH olanın bu ayrılık dünyasıyla ne işi olabilir ki ayrılığı onaylamaktan başka? Ve ayrılığı onaylamak TANRI'YI inkar etmekten başka nedir ki? Ben TANRI'YIM ya da ben TANRI'NIN parçasıyım demiş zamanında Hallac Mansur. Bunun doğruluğunu bir an için bile idrak eden bir kişi o esrarengiz eşiği geçmiş olur ve bir bakar ki, ne rüya gören var ne de rüya. Ve basar kahkahayı doludizgin saçma korku ve inançlarına ve silinir zihninden o an zamanın ve mekanın dokusu ebediyetin sonsuzluğu dünyaya hakimiyetini ilan ederken. [Bak ya; yeni kitabımın bir parçası olabilir bu cümleler  ::)].

Yani biz burada kısır ve son derece yetersiz insan zihnimizle olan biteni ve olacak veya olmayacak olanı konuşurken ve elimizdeki aslında ayrılığa hizmet eden anlama ve iletişim araçları ile sınır zorlamaya çalışırken hayatımız akıp gidiyor gideceği yere. Buna ne sen engel olabilirsin ne ben ne de TANRI, zira O'NUN bu dünyadan haberi bile yok.

Bu anlamda her şey her an en mükemmel hali ile zaten tezahür ediyor bu görüntüler diyarına (rüyaya) biz (rüya figürleri) hakkında konuşsak da konuşmasak da; olayları anlasak da anlamasak da. Karma konsepti tam da bunu anlatmaya ve anlamaya yarar. Zihninin düzeyine göre yaşam senaryonu ölümler ile doğumlarla yansıtırsın rüyaya. Sürekli yeniden ve tekrar ve değişik roller ve figürlerle. Rüyada tutuklu kalan her zihin parçası için geçerli bu konsept ama kendini bir an için rüyanın dışında bilen bir zihin için karma çarkı artık işlemez çünkü o kişi rüyanın rüya olduğunu ve gerçeklikte hiçbir şey olmadığını bilir. Ve o biliş hali ve anı da zaten o zihin parçasının rüyadaki rölünde önceden belirlenmişti. Şu an yaptığımız bu bilgi alışverişi de önceden yazıldı ve vakti geldiği için "yaşanıyor". Asla hiçbir şey tesadüf değildir. Asla! Buna en ufak bir ihtimal dahi vermek illüzyona yem vermek olur. Şimdi tekrar aynı soruyu sorar mısın? Sence senaryomuzu değiştirmek mümkün müdür? Hem bu önemli midir? Veya, ben, sen, onlar zaten değişmez olan saf RUH ise gerçeklikte, o halde değişen bir şey bile olsa bu kime veya neye yarar? Bu değişim merakı ve isteği aslında sadece o çelimsiz ve doyumsuz egomuzun bir teyit edilme oyunu değil midir? Değişse şimdi senin için bir şeyler bu kime veya neye yarar? ÖZBEN değişmez. Peki, değişen nedir? Daha iyi bir ego mu? Daha spiritüel bir ego mu? Daha başarılı bir ego mu? Herneyse, ego egodur ve sadece bir düşünce ürünüdür rüyada. TANRI'NIN gerçekliğinde sadece TANRI var ve KENDİ İÇİNDE yarattıkları. Hepsi bu.


Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #10 : 26 Mayıs, 2017, 16:28:24 »
sevgili bensiz bugünkü dersim 163 ve ölüm yok diyor mucizeler kursu .bunu bilmek anlamak tamam . insanın kendisine bile bunu kabullendirmesi tamam. ama sevgili bensiz bunu canıma nefesim dediğim oğluma gelince tamam diyemiyorum onun öldüğünü  yok olduğunu düşünemiyorum sen bunu kendi evladın için nasıl kabul ediyorsun bize anlatırmısın sevgiler. :-*

Sevgili mucizemucize...

Sevdiğimiz insanın ölümünü zihnimizde farklı bir idrak açılmadıkça kayıtsızca kabul etmemiz imkansız. Kabul etmek için ya o an tamamen duygu özürlü olmalıyız, örneğin tam bir hafıza kaybıyla,  ya da tamamen aydınlanmış olmalıyız. Her iki durumda da bize yakın olanlara karşı ölüm esnasında kayıtsız kalırız. Sen örneğin bugün yine yüzlerce kişinin bilmem ne savaşında öldüğünü duyduğunda gerçekten üzülüyor musun? Sanmıyorum. Ha deriz ki, tüh yine kötü olmuş, ama esaslı bir yas tutmayız.

Özel ilişkilerimizde ama bağımlılıklarımız var gözardı edemediğimiz. Duygusal açıdan her şekilde bağımlıyız ve "sevdiğimiz" bir insanı kaybettiğimizde egomuz yasa düşer. Çünkü sadece ego için ölüm vardır; kayıp vardır; acı vardır. Ben de bugün çocuklarıma bir şey olsa ve ölseler kayıtsız kalamam. Ama eskisi gibi feryatlara düşmem. Egom açısından büyük bir kayıp yaşarım, çok üzülürüm. Dünyadaki onların yeri dolduralamazdır egom açısından. Onların yokluğu her gün canımı acıtır ve uzun süre ağlar ve yas tutarım. Ama bir diğer yanım da var benim. O yanıma göre tüm bu acılar illüzyondan ibarettir. Bunu bilmek bana ilaç olur. Acım azalır ve bir zaman sonra barışırım yine senaryomla. Hayat bu. Doğduk öleceğiz. Ne zaman bilmiyoruz ama kimbilir kimlerin yassını tutacağız. Kimbilir ne acılar daha yazmışız kendimize. Farkındalıkla ama olaylara bakıldığında tüm dehşetler gücünü yitirir ve bu dünyadan olmayan bir umut ve huzur kaplar içimizi. Ölen ölmüştür ve rüyada geri kalanlar bizlerin demek ki daha yaşayışları var. Belki kayıplarla dolu, belki umutlarla; belki yalnız, belki kalabalıklarla. Bunların uyanış planında bir yeri vardır elbet diye düşünmek gerekir. Bu da epey bir teselli verir insana. Hepimiz TANRI'NIN avucunun içindeyiz ölümsüzce. Ölene katlanmak TANRI'YI inkar etmekle başlamış ve düşmüşüz bu kabuslara. O halde zihnimizi acılara gömeceğimize rüyadan gidenlere tekrar geri dönmemelerini dilemek gerekmez mi aslında? Onların kurtuluşu bizim kurtuluşumuzdur.




Çevrimdışı Deniz089

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: Sorular
« Yanıtla #11 : 26 Mayıs, 2017, 18:40:37 »
Şimdi sayende çok daha iyi algıladım...senaryonun bir önemi ,sorularımın bir önemi yok çünkü hepsi illüzyon bir rüya. ''kendini bir an için rüyanın dışında bilen bir zihin için karma çarkı artık işlemez çünkü o kişi rüyanın rüya olduğunu ve gerçeklikte hiçbir şey olmadığını bilir. Biliş hali ve anı da zaten o zihin parçasının rüyadaki rölünde önceden belirlenmişti.''
 

Çok teşekkür  ederim Bensiz, yeni kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. İyi çalışmalar :) :)

Çevrimdışı mucizemucize

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: Sorular
« Yanıtla #12 : 29 Mayıs, 2017, 07:16:54 »
sevgili Bensiz ,mucizeler kursu herşey illuzyon bu dünya yok diyor ise günahlar yok suç yok ceza yok biz aslında hiç yok isek bu dünya denen yalan ortamda biz şu anda neredeyiz cennette olmamız (lazım suç yok ceza yok ise).öylemi anlamamız lazım doğrumu bu anladığım inşallah öyledir sevgili bensiz

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #13 : 29 Mayıs, 2017, 14:30:27 »
sevgili Bensiz ,mucizeler kursu herşey illuzyon bu dünya yok diyor ise günahlar yok suç yok ceza yok biz aslında hiç yok isek bu dünya denen yalan ortamda biz şu anda neredeyiz cennette olmamız (lazım suç yok ceza yok ise).öylemi anlamamız lazım doğrumu bu anladığım inşallah öyledir sevgili bensiz

Sevgili mucizemucize...

Sana şöyle bir soru sorayım: sen gece uyuduğunda ve rüya gördüğünde nerede olursun? Uyuduğun yerde mi yoksa rüyada gördüğün yerde mi? Hangisi gerçek? Sanırım bunun cevabını verdiğinde kendi sorunun da cevabını vermiş olacaksın...  ::) :D ;)

Çevrimdışı mucizemucize

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: Sorular
« Yanıtla #14 : 30 Mayıs, 2017, 12:21:50 »
sevgili bensiz teşekkür ederim aslın sorumun cevabı bugünkü dersimde verilmiş zaten :Hayatın farklı çeşitleri yoktur çünkü hayat, tıpkı Gerçek gibidir. Onun dereceleri yoktur. İçerisinde TANRI’nın yarattığı her şeyin paylaşıldığı tek bir durumdur. O’nun tüm düşünceleri gibi, hayatın da zıttı yoktur. Ölüm yoktur çünkü TANRI’nın yarattığı O’nun hayatını paylaşır. Ölüm yoktur çünkü TANRI’ya zıt olan varolmamıştır. Ölüm yoktur çünkü Baba ve Oğlu Birdir.diyor bugün mucizeler kursu.

Çevrimdışı yüksel

  • Full Member
  • ***
  • İleti: 124
  • Özbenliğini dünyada bulmaya çalışma.
Ynt: Sorular
« Yanıtla #15 : 23 Eylül, 2017, 09:48:59 »
Merhaba Bensiz;

Kardeşim paylaşımlarımda bir hata yapıyorsam ya da bir hata yapmış isem düzelt beni lütfen.
Kursun derslerinden alıntıların olduğu’’TANRIM SANA OLAN SEVGİM GERİ DÖNÜYOR’’  bölümü oldu.Böyle bir şey  planlamamıştım nasıl oldu bilmiyorum, sana da sormadım...Herhangi bir konuda herhangi bir hata yapıyor isem düzelt lütfen.

Sevgimle.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #16 : 23 Eylül, 2017, 16:20:04 »
Merhaba Bensiz;

Kardeşim paylaşımlarımda bir hata yapıyorsam ya da bir hata yapmış isem düzelt beni lütfen.
Kursun derslerinden alıntıların olduğu’’TANRIM SANA OLAN SEVGİM GERİ DÖNÜYOR’’  bölümü oldu.Böyle bir şey  planlamamıştım nasıl oldu bilmiyorum, sana da sormadım...Herhangi bir konuda herhangi bir hata yapıyor isem düzelt lütfen.

Sevgimle.

Merhaba sevgili Yüksel...

Ben bu sıralar fazlasıyla meşgul olduğumdan paylaşımlara katkıda bulunamıyorum. Dolayısıyla senin burada gösterdiğin efor ve çalışmalarından ötürü çok müteşekkirim. Her gün bakıyorum sayfaya ama hata falan görmedim. Aslına bakarsan neyi kastettiğini de tam anlamadım sanırım. Hata yok. :)

Bence sen istediğin gibi devam et. herhangi bir sıkıntı olursa o zaman bakarız. Bu esnada diğer arkadaşların da bazen gıkı çıksa mutlu oluruz değil mi?  8) ;D

Sevgimle...

Çevrimdışı yüksel

  • Full Member
  • ***
  • İleti: 124
  • Özbenliğini dünyada bulmaya çalışma.
Ynt: Sorular
« Yanıtla #17 : 23 Eylül, 2017, 17:43:18 »
Teşekkür ederim :D

Çevrimdışı Deniz089

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: Sorular
« Yanıtla #18 : 23 Eylül, 2017, 22:17:31 »
Sevgili Yüksel paylaşımlarını hergün keyifle okuyorum. Buraları boş bırakmadığın için teşekkürler. Sevgili Bensiz, seninde güzel yazıların için sabırsızlanıyorum:) Siteminde çok haklısın, bilgi paylaştıkça çoğalır. Sesimiz çıksın:)  :-* :)

Çevrimdışı yüksel

  • Full Member
  • ***
  • İleti: 124
  • Özbenliğini dünyada bulmaya çalışma.
Ynt: Sorular
« Yanıtla #19 : 25 Eylül, 2017, 20:01:14 »
BenSiz merhaba;

Senin''Sen gerçek değilsin.Sadece kendini oynayan bir oyuncaksın.’’Sözlerin ile alakalı bir soru sormak istedim.

Bu sözlerin hakikatini çok kısa bir anlığına da olsa deneyimlemiş yani;kendini oynayan o oyuncu,oyuncunun oyun alanı,bu oyun alanının nerede olduğu,senarist çok kısa bir anlığına da olsa bilinip,zihni tüm bunlar karşısında iki üç gün kendine gelememiş bir kişi için konuşursak:

Nasıl olurda;Özbenliği,ego-zihin hipnoz’unun tüm bileşenlerinden çok daha güçlüyken bu deneyimi ego-zihin unutturup,zihinde bir anıya dönüştürebilir?

Bu deneyimler yaşanıp yaşanıp hep zihinde birer anı olarak mı kalır?Yani bu hep böyle mi devam eder?( Kişide tabi ki davranış değişikliği olmaktadır)
 
Ya da değişim- dönüşüm daha derinlerde mi olmakta?

Kişi bu deneyimi yaşamışsa onun gelişimi için ne söylenebilir.

''Fazlasıyla meşgulüm’’ demiştin uygun olduğun bir zamanı bekleyebilirim,bu konulardaki düşünceni öğrenmek istiyorum  BenSiz.

Sevgimle.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: Sorular
« Yanıtla #20 : 29 Eylül, 2017, 09:03:26 »
BenSiz merhaba;

Senin''Sen gerçek değilsin.Sadece kendini oynayan bir oyuncaksın.’’Sözlerin ile alakalı bir soru sormak istedim.

Bu sözlerin hakikatini çok kısa bir anlığına da olsa deneyimlemiş yani;kendini oynayan o oyuncu,oyuncunun oyun alanı,bu oyun alanının nerede olduğu,senarist çok kısa bir anlığına da olsa bilinip,zihni tüm bunlar karşısında iki üç gün kendine gelememiş bir kişi için konuşursak:

Nasıl olurda;Özbenliği,ego-zihin hipnoz’unun tüm bileşenlerinden çok daha güçlüyken bu deneyimi ego-zihin unutturup,zihinde bir anıya dönüştürebilir?

Bu deneyimler yaşanıp yaşanıp hep zihinde birer anı olarak mı kalır?Yani bu hep böyle mi devam eder?( Kişide tabi ki davranış değişikliği olmaktadır)
 
Ya da değişim- dönüşüm daha derinlerde mi olmakta?

Kişi bu deneyimi yaşamışsa onun gelişimi için ne söylenebilir.

''Fazlasıyla meşgulüm’’ demiştin uygun olduğun bir zamanı bekleyebilirim,bu konulardaki düşünceni öğrenmek istiyorum  BenSiz.

Sevgimle.

Sevgili Yüksel,

bildiğimiz gibi insanın zihninin doğası ayrık olmasıdır. Biri ego-zihin, diğeri KUTSAL RUH. Dünyaya doğan her birey bu durumda doğar. Zihin iki seçenek arasında gidip gelir. Bu durum herhangi bir spiritüel eğitim almadan da oluşur. Sevginin ve merhametin doğurduğu her seçim KUTSAL RUH'UN inisiatifindedir. Ayrılığı destekleyen ve ayıran ise ego-zihnin. Bu dünya ego-zihnin ürünü olduğundan, onun egemen olduğunu inkar edemeyiz. Her ne kadar illüzyoner de olsa bu yaşamlar ve bedenler, onlara inandığımız için buradayız. Doğumumuz bile sahte. Ama gerçek varlığımızın ne izini silebiliriz ne de onu yok edebiliriz. Sadece onu ego-zihnin arkasına saklayarak unutabiliriz. İşte bazen, özellikle disiplinli spiritüel çalışmaların eşliğinde deneyimler yaşar ve ego-zihnin sadece sözsel değil gerçekten deneyimleyerek var olmadığını, onun kurgu bir düşünce sistemi olduğunu, bedenin sahteliğini ve ruhun derinliğini ve sonsuzluğunu biliriz. Biliriz diyorum, çünkü bu deneyimler sayesinde artık sadece inanma aşamasında kalmayız. Ve kendi deneyimlediğimiz her şey gerçek bilgidir. Ondan bundan duyduğumuz, inanmaya seçtiğimiz şeyler değildir. Bu gerçek bilginin yerini hiçbir şey alamaz.

Bu nedenle Mucizeler Kursu bizleri entellektüel bir eğitim yerine sürekli deneyimlere götürür. Başlangıçta çok heyecan vericidirler. Sonra alışırız ve nihayetinde doğal olurlar. Bilinç sabit bir şey değildir. Dalga dalgadır. Bir iner bir çıkar. Ama bazen öylesi bir sıçrama sunar ki, dile gelmez yaşanan. İşte o durumlarda koparız dünyadan, kendimizden, bedenden. TANRI OĞLU'NUN ne olduğunu anlamaya başladığımız anlardır onlar. Kiminde bu süreç saniyeler, kiminde dakikalar, kiminde günler, kiminde aylar alır. Ama yine dünya realitesine geri döneriz çünkü buradaki işlevimiz ve öğrenimiz henüz bitmemiştir. Bu geri dönüşler sarcısı olur. Hatta mutsuz oluruz. Sürekli o birlik duygusunu, özgürlüğü, sevgi halimizi, korkusuzluğumuzu, sonsuzluğumuzu özler ve isteriz.

Artık geri dönüşü olmayan bir aşamaya gelmişizdir. Ego-zihin hala gündemdedir ama eskisi gibi bizi rehin alamıyordur, hatta umursamaz oluruz onun vik vik içsel konuşmalarını, saldırı arzusunu, yargılama itkisini es geçebiliriz. Davranışlarımızın, düşüncelerimizin niteliği değişir. Yavaş yavaş dünyaya daha bilgece bakar oluruz. Bu aşama bazen çooooook uzun sürebilir. Bu aşama en çalkantılı aşamadır ve buradan sonraki aşamaya geçmek için esaslı bir istikrar gerekir. İlk deneyimler vizyon niteliğindedir. Bilincimiz bize gerçekliğimizi göstermiş ve biz de onun tadını almışızdır. Artık o durumu ister ve özleriz ama ona nasıl ulaşacağımızı bilmeyiz. Bu da bizi mutsuz eder bir dönem.

O vizyonun gösterdiği düzeye ulaşmak için tüm dünyadan vazgeçmek gerekir. İşte öğrenciyi korkutan ve ego-zihinde tutan budur. Herkesin bağları vardır. Aile, iş, sorumluluklar, hastalıklar, korkular vs. kişiyi vazgeçmekten alıkoyar. Bu nedenle tüm ipleri koparma aşaması uzun bir zaman alır. Çünkü sanırız ki, her şeyi terk edersek yapayalnız kalırız ve hatta başkalarını bırakarak kendimizi suçlu hissederiz.
Oysa bu saçma. Kurs bize sevdiklerini terk et demiyor. Sadece zihnindeki tüm bağlardan kurtul diyor. Yani hiçbir ilişkin özel kalmamalı, hiçbir işin seni özelden esir etmemeli gibi. Deneyimlerin ismi üstünde: vizyon. Ne zaman ama hem kendine hem zihnine ölürsün o zaman Özbenliğin kalır tek olarak. O zaman biter esaret ve rüya. Bu da İsa gibi örneğin, gerçek benliğinle tamamen özdeşlediğin zaman olur.

Sevgiler...

Çevrimdışı yüksel

  • Full Member
  • ***
  • İleti: 124
  • Özbenliğini dünyada bulmaya çalışma.
Ynt: Sorular
« Yanıtla #21 : 29 Eylül, 2017, 20:53:18 »
Bazen hiç tarif edilemeyen,bu dünyadan olmayan bir his,bir özlem sarıverir içini ulu orta.Ve gözyaşların süzüm süzüm süzülür aniden,kuytu köşelere saklanırsın görünmemek için.
İşte o an anlarsın ki;O seni terk etmemiştir.Sevgisinin içindesindir ve bu gerçektir ve bu inanılmazdır ve tarif edilemezdir…

işte Şimdi! Sakin Denizlerin Kokusu gelmiştir.

Sevgimle.