Gönderen Konu: 1.III. KEFARET ve Mucizeler  (Okunma sayısı 458 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
1.III. KEFARET ve Mucizeler
« : 04 Aralık, 2016, 21:01:15 »
1. KEFARETİN prosedürünü harekete geçirmek, benim üstlendiğim görevimdir. Benim herhangi bir kardeşim için bir mucize yaparsan, onu kendin ve benim için yapmış olursun. Senin benim önümde durmanın sebebi, benim kendi KEFARETİM için mucizeye ihtiyacım olmamasıdır ama senin geçici olarak başarısız olma durumunda ben en sonda duruyorum. KEFARETTEKİ benim bölümüm, senin aksi takdirde düzeltemeyeceğin her hatayı yok etmektir. Senin asıl varlığına olan idrakın tekrar düzeltildiğinde, kendiliğinden KEFARETİN bir bölümü olacaksın. Kendinin ve diğerlerinin içinde olan yanılgıyı kabul etme isteksizliğini benimle paylaşırsan, onun düzeltilmesine yönelik olan haçlı seferlerine katılman gerekir; benim sesimi dinle, yanılgıyı kaldırmayı öğren ve onu düzeltmek için eyleme geç. Mucizeler yaratma gücü senindir. Ben sana onları yapman için fırsatlar sağlayacağım, sen ama hazır ve istekli olmalısın. Onları yapmak, bu yetenek hakkında seni inandıracaktır, çünkü inanç gerçekleştirmekten gelir. Yetenek potansiyaldır, gerçekleştirmek onların ifadesidir, ve TANRI çocuklarının doğal eğilimi olan KEFARET anlam ve amacıdır.

2. “Yer ve gök geçeçektir” in anlamı, onların ayrı durumlar olarak kalmamalarıdır. Yeniden doğuş ve yaşam olan benim sözüm geçmeyecektir çünkü yaşam ebedidir. Sen TANRI'NIN eserisin, ve O'NUN eseri tam ve sevilmeye lâyıktır ve tamamen sevgi doludur. Bir insan kalbinde kendisi hakkında böyle düşünmelidir çünkü budur onun olduğu şey.

3. Affedilmiş olanlar KEFARETİN araçlarıdır. Onlar saf ruh ile dolu olduklarından, kendileri de affederler. Kurtarlmış olanlar kardeşlerinin kurtuluşuna katılmalıdırlar çünkü, KEFARETİN planı budur. TANRI'NIN tüm yarattıklarını kurtarmak ya da özgürleştirmek için KUTSAL RUH'A hizmet eden bir zihnin benimle birleşmesi gibi bir yoldur mucizeler.

4. Mucizeleri ayrımsız verebilen bir tek ben varım çünkü, ben KEFARETİM. KEFARETİN içinde sana dikte edeceğim bir rolün var. Sor bana hangi mucizeleri yapman gerektiğini. Bu seni gereksiz bir çabadan tasarruf etmeni sağlayacaktır çünkü, doğrudan bir iletişim sayesinde eyleme geçeceksin. Mucizelerin kişiliksiz karakterleri önemli bir parçadır çünkü, o bana onun kullanımını yönlendirmemi sağlar ve benim yönetimimde mucizeler son derece kişisel bir vahiy deneyimine yol açarlar. Bir rehber kontrol etmez ama yönlendirir ve onu takip etmeyi sana bırakır. “Bizi günâhlara yönlendirme” nin anlamı şudur: “Hatalarını gör ve benim rehberliğimi takip ederek onları bırakmaya karar ver”.

5. Hata hakikatı esasen tehdit edemez; o [hata] her zaman ona [hakikate] karşı dayanır. Esasen sadece yanılgı inciticidir. Krallığını doğru bulduğun yerde kurma özgürlüğü senindir ancak, doğru seçim kaçınılmazdır eğer şunu hatırlarsan:

Saf ruh her daim bir lütuf halindedir.
Senin gerçekliğin sadece saf ruhdur.
Bu nedenle sen her daim bir lütuf halindesin.

5. KEFARET bu açıdan gelen tüm hataları kaldırır ve böylece korkunun kaynağını yok eder. TANRI'NIN teşvikini bir tehlike olarak gördüğün her seferindeki sebep, yanlış yerleştirilmiş ya da saptırılmış bir sadakatı savunduğundandır. Bunu başkalarına yansıttığında, onları esir yaparsın, ama sadece onların yapmış oldukları yanılgıları güçlendirdiğin ölçüde. Bu onların başkaları tarafından yapılan çarpıtmalara karşı savunmasız hale getirir çünkü kendi benliklerini algılamaları çarpıktır. Mucize yapan onları sadece kutsayabilir, ve bu onların tüm çarpıtmalarını kaldırır ve onları hapisden kurtarır.

6. Sen algıladıklarına tepki gösterirsin ve algıladığın şekilde davranırsın. Altın kurala göre başkalarına senin onların sana davranmalarını istediğin gibi davranmalısın. Bu demektir ki, her iki tarafında algısının doğru olması gerekir. Altın kural, uygun olan davranışın kuralıdır. Sen doğru algılamadığın sürece uygun davranamazsın. Sen ve senin en yakının bir ailenin eşit üyeleri olduğunuzdan, her ikisine de onları algıladığın şekilde davranırsın. Sen kendi kutsallığının algısından diğerinin kutsallığına bakmalısın.

7. Mucizeler, onlara hazır olan bir zihinden ortaya çıkarlar. Bu zihin birleşik olduğundan, mucizeler yapanın kendisi bunun farkında dahi olmasa, herkese doğru açılır. Mucizelerin kişiliksiz karakteri, KEFARETİN kendisinin bir olmasından ve tüm yaratılışı YARATANI ile birleştirmesinden kaynaklanır. Senin gerçekte ne olduğunun bir ifade şekli olarak, mucize zihni lütufkar bir duruma sokar. Sonra zihin, içindeki EV SAHİBİNİ ve dışardaki yabancıyı doğal olarak hoş karşılar. Yabancıyı içeriye aldığında, o senin kardeşin olur.

8. Mucizenin kardeşlerin üzerinde yaratabileceği etkilerin senin muhtemelen algılamaman seni ilgilendirmesin. Mucize her zaman seni kutsar. Senin yapmanı istenmeyen mucizeler değerlerini yitirmezler. Onlar her zaman senin lütufkar durumunun bir ifadesidir ancak, mucizenin eylem yönü benim kontrolüm altında olmalıdır çünkü planın tümünü bilen benim. Mucize görüşlülüğün kişiliksiz karakteri senin lütfunu temin eder, ama sadece ben onların nerede kullanılması gerektiğini görebilen durumdayım.

9. Mucizeler, sadece onları kendileri için kullanabilenlere yönlendirilmeleri açışından seçicidir. Bu kaçınılmaz olarak onların başkalarına yayılması sonucunu getirdiğinden, KEFARETİN güçlü bir zinciri oluşturulur. Ancak, bu seçicilik mucizenin kendisinin büyüklüğünü içermez çünkü, büyüklük konsepti gerçek olmayan bir düzeyde bulunur. Mucizenin, gerçeklik bilincinin yeniden yerine getirilmesine yönelik olduğundan, düzeltmeyi amaçladığı yanılgıya hükmeden yasalara bağlı olması yararlı değildir.

Mucizeler Kursu, Metin Kitabı Bölüm 1.III.1-9 - Çeviri: BenSiz