Gönderen Konu: 4. TANRI ÖĞRETMENLERİNİN TİPİK ÖZELLİKLERİ NELERDİR?  (Okunma sayısı 464 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 196
1. TANRI öğretmenlerinin dış özellikleri hiçte aynı değildir. Bedenin gözlerine aynı görünmezler, onlar çok farklı ortamlardan gelirler, dünya deneyimleri büyük ölçüde değişiktir ve yüzeysel “kişilikleri” tamamen farklıdır.  Ayrıca, TANRI öğretmeni olarak etkileşimin başlangıç evrelerinde henüz sayesinde oldukları olarak atandıkları daha derine giden özelliklere sahip değiller. TANRI, öğretmenlerine özel yetenekler verir çünkü O'NUN KEFARET planında özel rolleri vardır. Tabii ki özel olmaları sadece geçicidir – zamanın dışına götürmek için bir araçtır zaman içine yerleştirilmiş olan. Bu, öğretim ve öğrenim durumuna yönelik olan kutsal ilişkinin içinde doğan özel yetenekler, tüm kendi öğrenimlerinde ilerlemiş olan TANRI öğretmenlerinin tipik özellikleri olacaklardır. Bu bakımdan hepsi birbirine benzer.

2. TANRI OĞULLARININ arasındaki tüm farklılıklar geçicidir. Yine de, zaman içinde ilerlemiş TANRI öğretmenlerinin aşağıdaki özelliklere sahip olduğu söylenebilir:

I. Güven
1. Bu, görevlerini yerine getirmek için yeteneklerinin dayandığı temeldir. Algılama öğrenmenin sonucudur. Sebep ve sonuç asla ayrı olmadıklarından, algılama esasen öğrenmektir. TANRI öğretmenlerinin dünyaya güvenleri vardır çünkü onlar dünyanın uydurduğu yasalarla yönetilmediğini öğrendiler. O, içlerinde olan ama kendilerinden olmayan bir GÜÇ tarafından yönetiliyor. Bu güçtür, her şeyi güvende tutan. Bu güçtür, TANRI öğretmenlerinin affedilmiş bir dünyaya bakmasını sağlayan.

2. Bir kere bu güç deneyimlendiğinde, tekrar kendi anlamsız gücüne güvenmek imkansızdır. Kim bir serçenin minnacık kanatlarıyla uçmaya çalışır ki, eğer bir kartalın büyük gücü verildiyse ona? Ve kim egonun zavallı tekliflerine güven yatırabilir ki, eğer TANRI'NIN armağanları önüne serilmişse? Nedir onlara bu değişimi yaptıran şey?

A. Güvenin gelişimi

3. Önce, “silmenin evresi” olarak adlandırılabilen bir şeyden geçmek zorundalar. Bunun sancılı olması gerekmez ama genellikle öyle yaşanır. Sanki bir şeyler ellerinden alınıyormuş gibi görünür ve başlangıçta sadece kendi değer yoksunluğunun farkına vardığı nadiren anlaşılır. Şeyleri farklı bir ışıkta görmek gerekir ki, algılayan o konumda olmadığı sürece bir değer yoksunluğu nasıl algılanabilir ki? O henüz, kendi içinde değişimi tamamen yapabileceği bir noktada değil. Ve böylece plan bazen dış koşullar gibi görünenlerde değişikliklere yol açar. Bu değişiklikler her zaman yararlıdır. TANRI öğretmeni bu kadarını öğrendiğinde ikinci evreye geçer.

4. Bir sonraki olarak TANRI öğretmeni, bir “ayrıştırılma evresi”nden geçmeli. Bu biraz zordur çünkü hayatındaki değişimlerin her zaman yararlı olduğunu öğrendiğinden, şimdi her şeyi, yararlı olanı arttırıyor mu yoksa engelliyor mu temelinde değerlendirerek karar vermesi gerekir. Daha önce değer verdiği birçok şeyin, hatta çoğu şeylerin, öğrendiklerini yeni durumlara aktarma yeteneğini engellediğinin farkına varacaktır. Gerçekten değersiz olana değer verdiğinden, dersi kayıp ve kurban korkusundan genelleştiremeyecektir. Tüm şeylerin, olayların, karşılaşmaların ve koşulların yararlı olduğunu anlamak için epey bir öğrenim gereklidir. Sadece yararlı oldukları ölçüde onlara bu illüzyonlar dünyasında herhangi bir derece gerçeklik verilmelidir. Değer kelimesi başka hiçbir şeyle ilişkilendirilemez.

5. TANRI öğretmeninin geçmesi gereken üçüncü aşama, bir “vazgeçme evresi” olarak tanımlanabilir. Eğer bu “arzu edilmeye değer olanlardan vazgeçmek” olarak yorumlanırsa, büyük çatışmalar oluşur. Az TANRI öğretmeni bu sıkıntıdan tamamen sıyrılabiliyor. Ancak, değerli olanı değersiz olandan ayırmanın bir anlamı yoktur eğer bir sonraki bariz adım atılmazsa. Bu nedenle, “örtüşme evresi”nin TANRI öğretmeninin kendi iyiliğine olanı hakikat için kurban vermesi için çağrıldığını hissettiği bir zaman olması muhtemeldir. O henüz farkına varmadı böyle bir çağrının tamamen imkansız olduğunun. O, bunu ancak değersiz olandan gerçekten vazgeçtiğinde öğrenebilir. Böylece keder beklediği yerde mutlu bir kaygısızlık bulacağını ve ondan bir şey beklendiğini düşündüğü yerde kendisine bahşedilen bir armağan olduğunu öğrenecektir.

6. Şimdi bir “sakinleşme evresi” gelir. Bu sakin bir zamandır, içinde TANRI öğretmeninin bir süre oldukça huzur içinde dinlendiği. Şimdi öğrenimini sağlamlaştırır. Şimdi öğrendiklerinin devri değerini görmeye başlar. Onun potansiyeli tam anlamıyla çarpıcıdır ve TANRI öğretmeni şimdi kendi gelişiminde bir noktaya varmıştır, içinde kendi çıkış yolunu bütün olarak gördüğü. İstemediğini bırak ve istediğini tut. Bariz olan ne kadar da basit! Ve yapmak ne kadar kolay! TANRI öğretmeninin bu soluklanmaya ihtiyacı var. O henüz düşündüğü kadar ilerlemedi. Ancak, devam yürümeye hazır olduğunda, yanında güçlü yoldaşlarla yürüyecek. Şimdi bir süre dinlenecek ve yürümeye devam etmeden önce onları toplayacak etrafında. O, buradan itibaren yalnız yürümeyecek.

7. Bir sonraki aşama hakikaten “sendeleme evresi”dir. Şimdi TANRI öğretmeni neyin değerli neyin değersiz olduğunu gerçekten bilmediğini anlaması gerekir. Şimdiye dek öğrendiği tek şey, değersiz olanı istemediği ve değerli olanı istediğidir. Ancak kendi ayrıştırması ona aradaki farkı öğretmek için anlamsızdı. Kendi düşünce sisteminin merkezi olan kurban fikri, ona karar vermeyi imkansız kılmıştı. O, istekliliği öğrendiğini düşünmüştü ama şimdi bu istekliliğin ne için olduğunu bilmediğini görüyor. Ve şimdi belki uzun, çok uzun bir süre ulaşılmaz olacak bir hale erişmesi gerekecek. Tüm yargılamayı kenara bırakmayı ve her durumda sadece gerçekten istediğini talep etmeyi öğrenmesi gerekecek. Bu yöne doğru olan her adım bu kadar güçlendirilmese, hakikaten zor olurdu!

8. Ve son olarak, bir “tamamlama evresi” vardır. Tam da burada tüm öğrenim sağlamlaştırılır.  Şimdi daha önce sadece bir gölge gibi görünen, sağlam bir kazanç olmuştur, hem tüm acil durumlarda hem de sakin zamanlarda da güvenebilir olan. Gerçekten sonucu iç huzurdur: dürüst bir öğrenimin neticesi, düşünmedeki tutarlılık ve öğrenilenin tam aktarımı. Bu gerçek huzurun evresidir çünkü burada CENNETİN hali tamamen yansıtılır. Buradan itibaren CENNETE giden yol açık ve ferahtır. Gerçekte o buradadır. İç huzur çoktan tamamlandığında kim herhangi bir yere “gitmek” ister ki? Ve kim iç huzurunu daha çok arzulamaya değer bir şeyle değiştirmek ister ki? Başka ne bundan daha çok arzulanır olabilir ki?

II. Dürüstlük

1. TANRI öğretmenlerinin tüm diğer özellikleri güvene dayanmaktadır. Bu bir kere sağlandı mı, diğerleri takip etmede başarısız olamaz. Sadece güvenenler dürüst olmayı göze alabilirler çünkü bir tek onlar onun değerini görürler. Dürüstlük sadece söylediğine yönelik değildir. Bu terimin anlamı aslında senin tutarlı olduğundur. Söylediğin veya yaptığın hiçbir şey yoktur düşüncenle çelişen; hiçbir düşünce başka bir düşünceye direnmez, hiçbir eylem sözünü yalanlamaz ve hiçbir kelimenin bir başkasıyla anlaşma yoksunluğu yoktur. Böyledir hakikaten dürüst olanlar. Kendileri ile hiçbir düzeyde çatışma içinde değiller. Bu nedenle, onlar için herhangi biriyle veya herhangi bir şeyle çatışma içinde olmaları imkansızdır.

2. İlerlemiş TANRI öğretmenlerinin deneyimlediği zihinsel huzur, büyük ölçüde onların mükemmel dürüstlüğünden kaynaklanmaktadır. Sadece kandırma isteği savaşa yol açar. Kendisiyle bir olan hiçkimse çatışmayı hayal dahi edemez. Çatışma kendini kandırmanın kaçınılmaz sonucudur ve kendini kandırmak dürüst olmamaktır. TANRI öğretmeni için hiçbir mücadele yoktur. Mücadele şüphe içerir ve TANRI öğretmeninin emin olarak içinde dinlendiği güven şüpheyi imkansız kılar. Bu nedenle onlar sadece başarılı olabilirler. Burada da, her şey de olduğu gibi dürüstlerdir. Onlar yalnızca başarılı olabilirler çünkü, asla sadece kendi isteklerini yapmazlar. Onlar tüm insanlık için, tüm dünya ve içindeki her şey için, değişmez olan ve görüntülerin arkasında değişmeyen olan için ve TANRI OĞLU ve onun YARATICISI için seçerler. Nasıl başarısız olabilirler ki? Onlar mükemmel dürüstlük içinde seçerler; seçimlerinde de kendilerinden oldukları gibi eminlerdir.

III. Hoşgörü

1. TANRI öğretmenleri yargılamazlar. Yargılamak demek, dürüst olmamak demektir, çünkü yargılamak demek, sahip olunmayan bir pozisyon almak demektir. Kendini kandırmadan yargılamak imkansızdır. Yargı, kardeşlerin hakkında yanıldığını içerir. O halde nasıl kendini kandırmamış olursun ki? Yargı, güven eksikliği içerir ve güven TANRI öğretmenlerinin tüm düşünce sisteminin temelidir. O bir yitirilsin, ve tüm öğrenimi boşunadır. Yargı olmadan her şey eşit olarak kabul eilebilir çünkü kim farklı yargılayabilir ki? Yargı olmadan tüm insanlar kardeşler çünkü kim var ki dışında duran? Yargılamak dürüstlüğü yok eder ve güveni parçalar. TANRI'NIN hiçbir öğretmeni hem yargılayıp hem öğrenmeyi umut edebilir.

IV. Uysallık (Yumuşak başlılık)

1. Zarar TANRI öğretmenleri için imkansızdır. Onlar ne zarar verebilirler ne de zarar görebilirler. Zarar, yargılamaların sonucudur. O, dürüst olmayan bir düşünceyi takip eden dürüst olmayan bir eylemdir. O, bir kardeş hakkında ve dolayısıyla kendi hakkında verilmiş bir suç kararıdır. O, huzurun sonu ve öğrenmenin inkarıdır. Zarar vermenin kendi bilincinde işlevini tamamen sildiğini  – ve bunu eğitiminin oldukça erken zamanında - öğrenmemesi gereken hiçbir TANRI öğretmeni yoktur. Bu onu karışık, korkulu, öfkeli ve şüpheli yapacaktır. Bu onun, KUTSAL RUH'UN derslerini öğrenmesini imkansız kılacaktır. Aynı zamanda - zararın aslında hiçbir şey yapamayacağını fark edenlerin haricinde - TANRI'NIN ÖĞRETMENİ işitilemeyecek. Ondan hiçbir kazanç gelemez.

2. Bu nedenle TANRI öğretmenleri tamamen uysaldır. Onların uysallığın gücüne ihtiyaçları var çünkü onun sayesinde kurtuluş işlevi kolay olur. Zarar vermek isteyenler için uysallık imkansızdır. Zarara hiçbir anlam vermeyenler için uysallık sadece doğaldır. Aklı başında olanlar için bunun dışında hangi seçeneğin bir anlamı var ki?  Cennete giden bir yol algılayan kim cehennemi seçer ki? Ve kim, yanılmaz, her şeyi kapsayan ve sınırsız gücü olan uysallığın yerine zarardan gelmesi gereken zayıflığı seçer ki? TANRI öğretmenlerinin gücü uysallıklarında yatar çünkü onlar kötü düşüncelerinin ne TANRI OĞLU'NDAN ne de onun YARATICISINDAN gelmediğini anladılar. Böylece kendi düşüncelerini, onların KAYNAĞI olan  O'NUNLA bağladılar. Ve böylece, her zaman O'NUN KENDİNİNKİ olan iradeleri kendisi olmak için özgür kaldı.

V. Neşe (Sevinç)

1. Neşe, uysallığın kaçınılmaz sonucudur. Uysallık, korkunun artık imkansız olduğu anlamına gelir, böylece neşeyi engelleyebilen ne gelebilir ki? Uysallığın açık elleri her zaman doludur. Uysal olanlar acı bilmezler. Onlar acı çekemezler. Neden neşeli olmasınlar ki? Onlar sevildiklerinden ve güvende olduklarından eminler. Neşe, uysallık ile o kadar kesin elele ki, tıpkı saldırının gareze eşlik ettiği gibi. TANRI öğretmenleri O'NA güvenirler. Ve onlar O'NUN ÖĞRETMENİNİN önlerinde yürüdüğünden ve onlara hiçbir zararın gelmemesi için güvence sağladığından emindirler. O'NUN armağanlarını tutarlar ve O'NUN yolunda yürüler çünkü TANRI'NIN SESİ onları her türlü şeyde yönlendirir. Neşe, onların minnetinin şarkısıdır. Ve MESİH'DE aynı şekilde minnettarlık içinde aşağıya onlara bakar. O'NUNDA tıpkı onların O'NA ihtiyaçları olduğu gibi onlara ihtiyacı var.   Nasıl sevindiricidir kurtuluşun amacını paylaşmak!

VI. Savunmasızlık


1. TANRI öğretmenleri basit olmayı öğrendiler. Onların hakikate karşı savunulması gereken rüyaları yok. Onlar, kendi kendilerini yapmaya çalışmıyorlar. Onları KİMİN yarattığının  anlayışından geliyor sevinçleri. Ve TANRI'NIN yarattıklarının savunmaya ihtiyacı var mıdır? Savunma mekanizmalarının tamamen sadece delirmiş illüzyonların aptal bekçileri olduğunu anlayana kadar hiçkimse ilerlemiş TANRI öğretmeni olamaz. Rüya ne kadar tuhaf olursa, savunma mekanizmaları da o kadar gaddar ve güçlü gibi görünürler. Ancak, TANRI öğretmeni nihayetinde onların arkasına bakmayı kabul ederse, orada hiçbir şey olmadığını tespit eder. Bu aldanmanın ilk olarak yavaş yavaş üzerinden alınmasına izin verir. Ama güveni arttıkça daha hızlı öğrenir. Savunma mekanizmaları bırakıldığında gelen şey tehlike değildir. Güvendir. Huzurdur. Neşedir. Ve TANRI'DIR.


VII. Cömertlik


1. Cömertlik teriminin TANRI öğretmeni için özel bir anlamı vardır. Bu anlam, kelimenin alışılmış anlamı değildir; esasen bu öğrenilmesi gereken bir anlamdır, hem de çok dikkatlice öğrenilmesi gereken. TANRI öğretmeninin tıpkı diğer tüm özellikleri gibi bu da nihayetinde güven üzerine dayalıdır çünkü güven olmadan hiçkimse kelimenin tam anlamıyla cömert olamaz. Dünya için cömertliğin anlamı “vererek” “vazgeçmektir”. TANRI öğretmenleri için anlamı “sahip olmak için vermektir”. Bu, tüm metin ve ders kitabı boyunca vurgulanır ama muhtemelen dünyanın düşünme şekline bizim öğrenme planımızda bulunan birçok fikirden bu daha yabancıdır. Onun daha büyük olan tuhaflığı sadece dünyanın düşünme şeklini ters çevirmesinin besbelli oluşunda yatar. Mümkün olan en net şekilde, ve en basit düzeyde, bu kelimenin anlamı TANRI öğretmenleri ve dünya için tam tersi anlamına gelir.

2. TANRI öğretmeni ÖZBENLİĞİN ilgisinden ötürü cömerttir. Ancak, bu dünyanın bahsettiği benlik ile alakalı değildir. TANRI öğretmeni veremeyeceği hiçbir şey istemez çünkü tanımı sayesinde onun için değersiz olacağının farkındadır. Onu ne için isteyebilir ki? O böylece ancak kaybedebilir. Kananamaz. Bu nedenle sadece kendisinde kalabilecek bir şey aramaz çünkü bu kaybetmenin garantisidir. O, acı çekmek istemiyor. Neden kendine acıyı temin etsin ki? Ama o, TANRI'DAN olan her şeyi kendinde – ve böylece O'NUN OĞLU'NDA – tutmak ister. Bunlar ona ait şeylerdir. Bunları gerçek cömertlik içinde verebilir ve ebediyen kendisi için koruyabilir.

VIII. Sabır

1. Sonucundan emin olanlar, beklemeyi, hem de kaygılanmadan beklemeyi  göze alabilirler. TANRI öğretmeni için sabır doğaldır. Gördüğü tüm şey, belki henüz bilinmemekte olan ama şüphe duymadığı belli bir zamandaki sonucun kesinliğidir. Cevabın olduğu gibi zaman da doğru olacaktır. Ve bu şimdi olan ve gelecekte olacak her şey için doğrudur. Başına gelmiş gibi görünen dahil, dünyanın iyiliğine hizmet etmeyen hiçbir şey  geçmişde de hata  içermemiştir. Belki o zaman anlaşılamadı. Ancak, TANRI öğretmeni eğer herhangi birine acı verdiyse tüm geçmiş kararlarını tekrar gözden geçirmeye isteklidir. Sabır güvenenler için doğaldır. Onlar zaman içinde her şeyin nihai yorumlanmasından emin olduklarından, çoktan görmüş oldukları ya da henüz gelecek olan hiçbir sonuç içlerinde korkuya neden olamaz. 

IX. İnanç (İman)

1. TANRI öğretmeninin inanç derecesi onun öğrenim planındaki ilerleme ölçüsüdür. Hala yaşamının bazı yönlerini kendi öğrenimi için seçerken bazılarını onun dışında mı tutuyor? Eğer öyleyse ilerlemesi sınırlıdır ve güveni henüz sağlam temellere oturmamıştır. İnanç, tüm şeyleri doğru ayarlacağına dair TANRI'NIN SÖZÜNE olan güvenidir TANRI öğretmeninin; sadece bazılarını değil hepsini. Genel olarak onun inancı sadece bazı sorunlar üzerinde durarak ve bir müddet özenle sınırlı kalarak başlar. Tüm sorunları sadece tek bir CEVABA teslim etmek, dünyanın düşünce şeklini tamamen tersine çevirmek demektir. Ve yalnız bu inançtır. Başka hiçbir şey bu sıfata layık değildir gerçekten. Ancak, her ne kadar küçük de olsa, her derece ulaşılmaya değerdir. Metin Kitabında belirtildiği gibi, hazır olmak ustalık değildir.

2. Bununla birlikte, doğru inanç sapmaz. Tutarlı olduğundan tamamen dürüsttür. Sarsılmaz olduğundan güven doludur. Korkusuzluğa dayalı olduğundan yumuşak başlıdır. Kesin olduğundan sevinçlidir. Güvenilir olduğundan hoşgörülüdür. Yani inanç, TANRI öğretmenlerinin tüm diğer özelliklerini içinde birleştiriyor. O, TANRI'NIN SÖZÜNÜN kabulunu ve O'NUN TANRI OĞLU'NU tanımlamasını içeriyor. İnanç gerçek anlamda hep ONLARA yöneliktir. İnanç ONLARA bakar ve ONLARI bulana dek arar. Savunmasızlık doğal olarak onunla ilişkilidir ve sevinç onun doğal halidir. Ve bulduğunda bir tek tüm inancı hak edenin üzerinde sessiz bir kesinlikle durur.

X. Zihinsel açıklık

1. Belki de TANRI öğretmeninin bünyesine aldığı özelliklerin sonuncusu olarak, zihinsel açıklığın merkezi rolü, affetme ile olan ilişkisi kavrandığında kolayca anlaşılmaktadır. Zihinsel açıklık yargı eksikliği ile birlikte gelir. Yargının, TANRI ÖĞRETMENİNE karşı zihni kapattığı gibi zihinsel açıklık içeri girmesi için davet çıkarır ONA. Yargılamak, TANRI OĞLU'NU kötü olarak değerlendirirken, zihinsel açıklık ona TANRI İÇİN OLAN SES tarafından ONUN ADINA değerlendirilmesine izin verir. Onun üzerine suçu yansıtmak onu cehenneme yollayacağı gibi, zihinsel açıklık MESİH'İN görüntüsünün ona doğru yayılmasına izin verir. Sadece zihni açık olanlar huzur içinde olabilirler çünkü sadece onlar bunun için bir neden görürler.

Zihinsel açık olanlar nasıl affederler? Onlar affetmeyi engelleyen her şeyi bırakmışlardır. Onlar aslında dünyadan vazgeçtiler ve kendileri için bir yenilik ve sevinç içinde öyle görkemli yeniden inşa ettirdiler ki, böylesi bir değişim hayal bile edemezlerdi. Hiçbir şey daha önce olduğu gibi değil artık. Bir zamanlar donuk ve cansız gibi görünen hiçbir şey artık parlamamazlık yapmıyor. Ve en önemlisi, her şey artık kucak açıyor çünkü tehdit yokoldu. MESİH'İN yüzünü gizlemek için bulutlar kalmadı. Şimdi hedefe ulaşılmıştır. Affetme, öğrenim planının nihai hedefidir. Tüm öğrenimlerin çok ötesine giden için yolu açar. Öğrenim planı, kendi meşru amacını aşmak için hiçbir çaba sarfetmez. Tüm öğrenimlerin nihayetinde bir araya geldiği affetme, onun tek hedefidir. Gerçekten de yeterlidir.

Belki farketmiş olabilirsin, TANRI öğretmenlerinin özelliklerinin listesinin TANRI OĞLU'NUN mirası olan şeyleri içerdiğini. Sevgi, günahsızlık, mükemmellik,  bilgi ve ebedi hakikat gibi kavramlar bu bağlamda görünmüyor. Onlar burada son derece uygunsuz olurlardı. TANRI'NIN verdiği o kadar çok bizim öğrenim planımızın ötesinde ki, onun varlığında öğrenim yokolur. Ama onun varlığı hala örtülü olduğu sürece, odağımız doğru olarak öğrenim planına aittir. Bu dünyaya doğru öğrenimi getirmek TANRI öğretmenlerinin işlevidir. Aslına bakılırsa, getirdikleri şey öğrendiğini unutmak ki, bu da dünyadaki tek doğru öğrenimdir. Dünyaya tamamlanmış affetmenin sevinçli haberini getirmek TANRI öğretmenlerine verilmiştir. Onlar gerçekten kutsanmıştır, çünkü onlar kurtuluşun getiricileridir.

Mucizeler Kursu, Öğretmenler için El Kitabı, Bölüm 4 - Çeviri: BenSiz