Gönderen Konu: mucizeler kursu ve kutsal kitaplar ?  (Okunma sayısı 461 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mucizemucize

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
mucizeler kursu ve kutsal kitaplar ?
« : 16 Haziran, 2017, 08:10:13 »
allah mucizeler kursunda anlatıldığı gibi ise neden kutsal kitaplara gerek görüldü ? yada kutsal kitaplardan sonra Helen e dikte edilen  mucizeler kursu isa tarafından dikte edilmiş ise , incil  isa" ya gelmişti ? yani kutsal kitaplarda bahsi geçen bütün bildiklerimiz cehennem var mıdır gerçekten yaratıldı mı ? suç,günah ceza nedir ?cennete girmek için farz olan şartlar (zorunlu ibadetler)nedir ?neden bunlar kutsal kitaplarda anlatılıyor ? mucizeler kursu ile anladığımız alem bizim kutsal kitaplardaki ile yer değiştirdi.  kafam karıştı  aslında herkesin kafası karışıyor eminim ama sormak öğrenmek lazım  sevgili bensiz ............ ???

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 196
Ynt: mucizeler kursu ve kutsal kitaplar?
« Yanıtla #1 : 16 Haziran, 2017, 09:29:24 »
allah mucizeler kursunda anlatıldığı gibi ise neden kutsal kitaplara gerek görüldü ? yada kutsal kitaplardan sonra Helen e dikte edilen  mucizeler kursu isa tarafından dikte edilmiş ise , incil  isa" ya gelmişti ? yani kutsal kitaplarda bahsi geçen bütün bildiklerimiz cehennem var mıdır gerçekten yaratıldı mı ? suç,günah ceza nedir ?cennete girmek için farz olan şartlar (zorunlu ibadetler)nedir ?neden bunlar kutsal kitaplarda anlatılıyor ? mucizeler kursu ile anladığımız alem bizim kutsal kitaplardaki ile yer değiştirdi.  kafam karıştı  aslında herkesin kafası karışıyor eminim ama sormak öğrenmek lazım  sevgili bensiz ............ ???

Sevgili mucizemucize...

Kutsal kitapların oluşumu vahiylere dayanır. Vahiye hazır bir zihne hakikat açılır ve bu zihin bulunduğu şartlara ve kültürel ortama göre hakikatı anlatmaya çalışır. Bildiğin gibi İsa kendisi oturup İncil'i yazmadı.  İsa insanlara hakikatı benzetmelerle anlattı ve onlarla konuştu. Yazılanlar onun ölümünden sonra kaleme alındı ve içine saptırmalar ve yanlış aktarmalar da eklendi. Hrıstiyanlık dininin doğumundan sonra icat edilen Kiliseler ve dogmalar zamanın iktidarında olanların güçlerin yorumlamalarını da içerir.
Mucizeler Kursu'nun içsel dikte alınışı, Helen'in bu tür vahiye açık bir kanal olmasındandır. Helen'in yaşam yolu/senaryosu buymuş ve o bunu yerine getirdi. Kursun içinde İsa İncil'de bulunan yanlış aktarımları da düzeltiyor. Hakikatın kendisinin kutsal kitaplara ihtiyacı yok. O açık olan her zihne doğrudan parlar. Ama egonun dünyası hakikatı çarpıtmak için her yolu kullanır. Buna kutsal kitaplar da dahil.

Dr. David Hawkins çalışmaları esnasında kutsal kitapların da doğruluk payını kas testi ile ölçmüş ve İncil'in de Kuran'ın da %30 hata içerdiğini öne sürdü. Şunu unutmayalım; insanoğlu vahiylere nail olur ve hakikat hep aynıdır. Ama kişi vahiyi nasıl ve ne şekilde aktarır, o aynı değil ve aktarımlar hatalara açıktır. En azından sonradan kaleme alınanlar.
Örneğin Mohammed'in aktarımlarının kısmen yanlış olduğunu da ölçüm ile saptamış Dr. David Hawkins. Şimdi buna ne kadar inanrısın veya inanmazsın, bu senin seçimindir. Buna sen kendin için karar vereceksin ya da sen de vahiye nail olup neyin doğru neyin yanlış olduğunu bileceksin...  8) :o ;D

Zorunlu ibadetler diye bir şey yok hakikatın kendisinde. Sadece karmaşık bir zihni disipline sokma şekilleri var. Nasıl bizler hergün dersler uygularız deli zihnimizi zaptetmek ve deliliğimizi iyileştirmek için, tüm ibadetlerin asıl anlamı da odur. Ama insanoğlu inancı daha ziyade bir iktidar meselesi olarak kullandığından (sadece günümüzde değil, tüm zamanlarda bu böyleydi), dinlerin uygulamaları dogmalarla ve yanlışlarla doldu taştı. Sevginin TANRI'SININ yerini korkutan bir tanrı aldı. Suç ve ceza ibadet edenlerin zihninde egemen olduğu sürece onlar için kurtuluş imkansızdır. Onlar tam olarak egonun yarattığı bir din ve tanrı anlayışı içinde tutsaklar. Sana bir benzetme:

Bir gün İsa, daha henüz Tanrı Oğlu olduğunun bilincine varmadan önce, yollarda yürür ve yerlerden eğilip bir şeyler alırmış. Yerden aldığı şeylere baktıktan sonra tekrar yere atar ve arayan gözlerle devam yürürmüş. Bu her gün böyleymiş. Bir gün şeytanla yardımcısı yolda yürürken, İsa'yı görmüşler.
Şeytanın yardımcısı, İsa'nın devamlı eğilip kalkmasına bir anlam veremediğinden, şeytana İsa'nın ne yaptığını sormuş.
Şeytanda dönmüş: ''Hakikatı arıyor'' demiş. Bunun üzerine yardımcısı: ''Peki, ya bulursa? Bu bizim için çok tehlikeli olmaz mı?'' diye sormuş.
Şeytan da: ''Endişelenme. Çare var. O hakikatı bulunca, ben de hemen ardından hakikat adına bir din organize ederim, oldu da bitti maşallah!'' demiş...


Ya da şuna ne dersin?

Egoyu kamaştıran teklif

Dr. David R. Hawkins "I. Reality and Subjectivity/Licht des Alls" (Evrenin Işığı) adı altında yayımladığı kitabında (türkçesi henüz yok) uyanışın (aydınlanmanın) evrelerini anlatır. Bunlardan biri nihayetinde karma olarak bilinen kısır döngünün dışına çıkmış ve yükselmiş bilince yöneliktir. Bu aşamada şeytani güçlerin gazabına ve ayartmalarına uğrar kişi. Bu ayartmayı şu şekilde dile getirmiş Hawkins...:

“Sen, tüm karmaların sadece illüzyona dayandığını kavradıktan sonra ve korkutucu, yargılayıcı bir tanrının veya herhangi başka “varlıkların” olmadığı belirlendiğinde ve senin ayrıca şimdi şeklin ötesinde ve bundan dolayı karmanın ötesinde ve tamamen özgür olduğundan, sahip olduğun gücün sınırsızdır. Bu gücü kendi gücün olarak kabul et.”
Bu teklifi, gücü güç uğruna kabul etmek ve onunla birleşmek, şeytani alemde hükmetmek demektir. Bu ayartma denemesi spiritüel egoya yöneliktir ve Tanrı'nın Aşk'ını reddederek Tanrı'nın Gücüne sahip olma isteğini içerir...
[ "I. Reality and Subjectivity/Licht des Alls, Bölüm 15, Karma ]



Yani, her insan aydınlanma yolunda egonun çarpıtlarına ve ayartmalarına uğrayabilir. İsa gibi nice aydınlanmış zihinler (örneğin Buddha) bu evrelerden geçmiş ve bunları bizlere de aktarmışlar. Hani 40 gün ve gece çölde geçirmeler gibi. Bu ayrıntılara burada girmeyeyim ama sanırım kabataslak egonun din ve inanç konusundaki oyununu daha yakından görebilirsin şimdi.

TANRI'NIN kendisi herhangi bir ibadeti zorunlu kılmaz. ONUN için bu ayrılık dünyası yok. Dolayısıyla suç ve ceza da yok. CENNET deilen şey TANRI içindeki tek gerçek varlığımız. Haricinde hurilerle dolu bir cennet yok. Cehennem denilen şey kendi yaptığımız korku dünyası. Bu nedenle şu deyim vardır: herkes kendi cehennemini kendi içinde taşır...
TANRI hariç, her şey biz insanların, daha doğrusu egonun uydurması.  8) ;) :)

 

Çevrimdışı selda

  • Newbie
  • *
  • İleti: 18
Ynt: mucizeler kursu ve kutsal kitaplar ?
« Yanıtla #2 : 16 Haziran, 2017, 09:33:25 »
Bana göre aslında Kutsal kitaplara ve peygamberlere  peygamber diyen ego bilinci.Hakikati bilen kişi dayanamıyor ve bunu yazıyor kendi içsel yolculuğu.bunu anlayamayan diğer bilinçler o kişiye peygamber diyor.mucizeler kursuna göre suç yok suçluluk yok.sadece Allah dan ayrı olduğumuzu düşündük ve suçluluk algısına girdik.ve bunun yansımalarını yaşıyoruz şuanda.ve günah da bana göre  insanın Özbenliğine yaptığı şey günah (yazık) anlamında.ben şuanda böyle algılıyorum günahı.İbadetler de aslında Özbenliğinin farkında olmak için yapılan şeyler olabilir?

Çevrimdışı selda

  • Newbie
  • *
  • İleti: 18
Ynt: mucizeler kursu ve kutsal kitaplar ?
« Yanıtla #3 : 16 Haziran, 2017, 09:38:03 »
Ve ben yazarken Bensiz herzaman ki gibi harika anlatmış  :-*

Çevrimdışı mucizemucize

  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
Ynt: mucizeler kursu ve kutsal kitaplar ?
« Yanıtla #4 : 16 Haziran, 2017, 11:17:29 »
teşekkür ederim bensiz bizim  istediğimiz sadece cennet ve allaha ulaşmak değilmi  Ona ulaşmak bu kadar kolay sa ne kadar güzel  :)
ayrıca açıklamaları yazarken şeytan dan da bahsetmişsin benim  sormak istediğim sorulardan biride buydu. bu dünyada olmayan hiçbir şey allah tarafından yaratılmadı ise yani illüzyon ile göremediğimiz herşey yaratıldı mı şeytan ,melekler,cin ,peri ,hayvanlar ,böcekler vs. bunlar gerçek alemde yaratıldı mı mucizeler kursunda bizlerin dışında hangi varlıklardan bahsedilir  ayrıca çok soru soruyor isem beni uyar ???.sevgiler

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 196
Ynt: mucizeler kursu ve kutsal kitaplar ?
« Yanıtla #5 : 16 Haziran, 2017, 14:31:36 »
teşekkür ederim bensiz bizim  istediğimiz sadece cennet ve allaha ulaşmak değilmi  Ona ulaşmak bu kadar kolay sa ne kadar güzel  :)
ayrıca açıklamaları yazarken şeytan dan da bahsetmişsin benim  sormak istediğim sorulardan biride buydu. bu dünyada olmayan hiçbir şey allah tarafından yaratılmadı ise yani illüzyon ile göremediğimiz herşey yaratıldı mı şeytan ,melekler,cin ,peri ,hayvanlar ,böcekler vs. bunlar gerçek alemde yaratıldı mı mucizeler kursunda bizlerin dışında hangi varlıklardan bahsedilir  ayrıca çok soru soruyor isem beni uyar ???.sevgiler

Konuya şöyle girelim: bu dünyayı TANRI yaratmadı. Dolayısıyla bu dünya ve ona dahil olan her şey, zaman ve mekan, evren ve tüm maddesel ve maddeye bağlı enerjik alanlar illüzyon. Maddenin illüzyon olduğunu kabul etmek nerdeyse artık kendiliğinden oluşuyor ama enerjinin ve bilincin de illüzyon olduğunu kabul etmekte birçok ruhani yolcu zorlanıyor. Neden? Çünkü inandığı veya varsaydığı TANRI'YI da ancak kendi akıl, mantık ve anlayış çerçevesinde tanımlayabiliyor. Dolayısıyla TANRI'YI tanımlamak için madde haricinde elle tutulmayan, gözle görülmeyen enerji ve bilinç alanlarının TANRI gibi olduğuna inanıyor. Ama bu yanlış. TANRI'YI doğrudan tanımlalam mümkün değil. Ona ancak negatif terimlerle yaklaşabiliriz. Örneğin, TANRI madde değil, enerji değil, bilinç değil, akım değil, düşünce değil gibi. Mucizeler Kursu bunu fevkalade açıklamış: "TANRI vardır diyoruz ve susuyoruz."

Dolayısıyla sadece TANRI varsa, o halde ONUN yaratımı dışında olan her şey illüzyondur, yoktur. İnsan illüzyondur ve dolayısıyla İnsanların uydurduğu tüm kavramlar ve varlık anlayışları da illüzyondur. Gerçek alemde TANRI ve yaratımı olan TANRI OĞLU haricinde hiçbir şey yok. TANRI OĞLUNU kendi gibi yarattı. TANRI saf RUH olarak yaratımları da saf ruhtur. Böylece tüm sorular burada aslında son bulur. Şeytanlar, cinler, periler, enerji yaratıkları, uzaylılar, galaktik yaratıklar, hayvanlar, böcekler, çiçekler, canavarlar, bedensiz yaratıklar gibi sayısız isim taşıyabilen her şey illüzyondur ve sadece egomuzun uydurduğu bu rüyada (aslında kabusda) gerçekmiş gibi algılarımıza düşerler.

Buda'nın aydınlanma efsanesini hatırlayalım:

Zamanında Buddha zorlu arayış yıllarından sonra kutsal İncir ağacının bulunduğu yere gelmiş. Kendi kendine, «Derim, etim, kanım kurusa da, tam ve aşılmaz aydınlanmaya ulaşmadan bu ağacın altından kalkmayacağım» diye and içmiş. Yüzü Doğu' ya dönük olarak bilgelik ağacının altına oturmuş. Hint şeytanı Mara gelmiş, onun aklını çelmek, onu andından döndürmek için yapmadığını bırakmamış ama her ne yaptıysa başarı kazanamamış. Onu ne Mara'nın çıkardığı korkunç fırtınalar, ne tuttuğu taş yağmuru korkutmuş, Mara bir keresinde bir haberci olmuş, kardeş çocuğu Devadatta' nın Kapılavatsu'yu ele geçirdiği, karısı Yosadhara'yı alıp babasını hapse attığı yolunda bir yalan haber getirmiş. Bu haber bile Gotama'yı yolundan caydırmamış. Devadatta' nın aşağılık tutkularını doyurmak için böyle davranmış, Şakyalar'ınsa korkaklıkları yüzünden kralları olan babasını savunmamış olabileceklerini düşünmüş. İnsanların hırslara, isteklere, tutkulara karsı durmaktaki güçsüzlükleri konusunda düşüncelere dalmış. Bu düşünceler Gotama'nın isteklerden, tutkulardan kurtulmak konusundaki kararlılığını güçlendirip pekiştirmiş.

Mara bu yoldan da bir sonuç alamadığını görünce adları İstek, Şehvet ve Tutku (Tanha, Rati ve Raga) olan üç kızını göndermiş. Kızlar kıvrak ve çekici bedenleriyle Gotama'yı baştan çıkarmak için dans edip şarkılar söylemişler. Gotama'nın onlara yanıtı şöyle olmuş;

Yaşamda zevkli anlar bir şimşek
Ya da bir bahar yağmuru kadar kısadır.
Öyleyse neden söz ettiğiniz zevklerin arkasından gideyim?
Bedenlerinizin mundarlıklarla dolu olduğunu biliyorum.
Doğumla ölüm, hastalıkla ihtiyarlık sizinledir.
Bense insanların erişmesi güç olan ödülü istiyorum.
Bilgelerin gerçek ve şaşmaz bilgeliğinin peşindeyim.

En sonunda Mara ve bütün yardımcıları yenilgiye uğramışlar, gün ağarıp, güneş ilk ışınlarını yayarken Gotama tam ve aşılmaz aydınlanmaya (anuttura samyak sambodhi) ulaşmış. O anda dudaklarından şu sözler dökülmüş:

Şimdiye dek her geliş gidişimde,
İçinde hapis olduğum,
Duyularla duvarlanmış bu evin,
Yapıcısını aradım durdum.
Ey yapıcı! Şimdi seni buldum.
Bir daha bana ev yapmayacaksın.
Bütün kirişlerin kırıldı, payandaların çöktü.
İçimde nirvana'nın suskunluğundan başka bir şey kalmadı.
Tutkuların, isteklerin biçimlediği yanılgıdan kurtardım kendimi. (20)

Artık Buda olan Gotama yedi gün hiç yerinden kımıldamamış. Nırvana'ya ermenin zevkini çıkarmış. Sonra yedi gün ayakta, daha sonraki yedi günü bilgelik ağacının çevresinde bir aşağı bir yukarı dolaşarak geçirmiş. Racayatana ağacının altında yedi, Akapala ağacı altında yedi, Mukalida ağacının altında yedi sonra Racayatana ağacının altında bir yedi gün daha geçirmiş böylelikle yedi hafta ya da 49 günü doldurmuş. Aydınlandıktan sonra ne yapması gerektiğine bir türlü karar veremiyormuş, uyanması aydınlanması sonucu elde ettiği bilgiyi, dharma'yı (Skr: dharma) ya da var olanı da olmayanı da yöneten, ıstıraptan kurtuluşun bilgisini de içeren yasaları insanlara öğretmeli miydi. Bu yasaların, isteklerin, tutkuların körleştirip duygusuzlaştırdığı insanlar tarafından anlaşılması olanağı var mıydı? Bu konularda kuşkulara düşmüş, ama sonunda Tanrı Brahma, Buda ya gelip dharma'yi insanlardan saklı tutmaması için yalvarmış, insanların içinde dharma'yı anlayabilecek düzeyde olanlar çıkabileceğini, iç gözleri açılmak üzere olan kimseler de olabileceğini söylemiş. Tüm canlılara karşı sevecenlik duygularıyla dolu olan Buda, Tanrı Brahma'nın dileğim kabul etmiş. Önce dharma'yı hocaları Alara Kolama' yla Uddaka'ya öğretmeyi düşünmüş ama onların ölmüş olduklarını öğrenince, Uruvila çevresindeki ormanlarda birlikte oldukları beş kaçınık derviş arkadaşını anımsamış, onları bulup dharma'yı onlara öğretmek için Benares'e gitmiş.


İşte böyle sevgili dostum. Hakikat sadece Mucizeler Kursu ile dünyaya duyurulmadı. Tarihte niceler var farklı şekillerde aynı doğruyu anlatan. Ama kursun şekli bizim şimdide ve burada bize hitap eden şekli olduğu be bizler onu zaman başlamadan önce seçtiğimiz için onun yolundayız. Her şey aslında bizim uyanış hizmetimizde. Tüm "iyilikler" ve tüm "kötülükler".

Şeytan da biziz, melek de biziz neticede. Hepsi bizim yanılgıya düşmüş TANRI OĞLU zihnimizin bir anlık oluşmamış ama oluşmuş gibi görünen hatası/rüyası...  :o 8) :o ;)