Gönderen Konu: Dünya ve beden yok!  (Okunma sayısı 234 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 196
Dünya ve beden yok!
« : 19 Temmuz, 2017, 09:16:37 »
Bir yandan doğruyu aramak , diğer yandan sürekli egonun spiritüel uydurmalarına kanmak... Bu deneyimi yapmadan sahte ve yanlış bilgilerin yumağından çıkmak neden bu kadar zor ve çetrefilli?

Çünkü, yalan bilgiler bilinçaltındaki beden olma arzunu beslerken ve seni tatmin ederken, sen yine bir yalana kandığının farkında değilsin.
Beden ya vardır ya yoktur. Bunun arasında bir yerlerde kalmaya çalışmak, egonun kendini teyit etmeye çalışmasının gayretinden başka bir şey değil.
Bir yandan beden yok derken diğer yandan "beden bir süreliğine ruhuna ev sahipliği yapıyor ve senin öğrenmeni destekliyor" ifadesini onaylamak, kişinin hâlâ bedene sımsıkı sarıldığını gösterir. Beden ruha neden ev sahipliği yapsın ki? Ruh sonsuz iken neden sonlu ve ölümlü bir bedeni delilik haricinde seçsin ki? Ve bu bedenler dünyası gerçek olsa, bunca safsatayı ve acıları gerçek yapan bir TANRI nasıl sevginin TANRI'SI olabilir ki? Bu dünya yok! Tek doğru bu.

Mucizeler Kursu öğrencileri herhangi başka spiritüel öğretilerin ifadelerinde daima şu soruyu sormalı kendine: bu ifade bedeni ve dünyayı gerçek mi yapıyor yoksa onun gerçekliğini reddediyor mu? Bu basit ama etkili elek kişiyi birçok yanılgılı yollardan geri tutabilir.

"Hakikat arayışı sadece dürüstce hakikatı engelleyen herşeyi bulmaktır."
Metin Kitabı Bölüm 14.VII.2: 1


Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 196
Ynt: Dünya ve beden yok!
« Yanıtla #1 : 12 Ağustos, 2017, 09:22:25 »
Sahte benlik, özbenlik, ruh, zihin, bilinç, enerji, farkındalık, algılama, bilmek, irfan, ikiliksiz, hiçlik gibi kavramlar salatası içinde bocalar spiritüel yolcu. Tam anladım derken bir bakmış herhangi bir yerden kafasını karıştıran farklı bir açıklamayla karşılaşmış ve yeniden bildiklerini, bildiğini sandıklarını sorgular olmuş. Elmayla armutu kıyaslayabilirsin. Hatta canlı ya da cansız diye ayrımlar da yapabilirsin bu dünyada. Ama tüm bunların aynı realite düzeyinde olduğunu hatırla. Zaman-mekan realitesinde her şey ne kadar çok yönlü ve kompleks görünse de, her ne kadar katman katman bir varlık modelinin bilimsel ele alışını sunsa da, bilincin sayısız ve anlaşılmaz derecelerini ortaya çıkartmaya çalışsa da, hiçbir şey gerçek değil. Matematiksel açıklarsak; sen sıfırı istersen sonsuzlukla çarp, netice yine sıfır olur. Bu dünya ve evren ister sonsuz galaksiler, parallel yaşamlar, sonsuz enerji alanları, madde ve kara madde, bedensel ve bedensiz boyutlar vs. içersin, sonuçta hiçbir şey hakikat değil. Hiçbir şey! Ego her geçen gün daha da kompleks, karışık ve katman katman bir dünya yapsa da, doğruyu bileni kandıramaz, yanıltamaz. Bu nedenle her kafamız karıştığında bazı temel bilgileri hemen hatırlayalım veya kursda okuyalım ve aklımızın sapmasını engelleyelim.

“Ego nedir? Hiçtir, ama var gibi görünen bir şekil içinde gibidir. Şekiller dünyasında ego inkâr edilemez çünkü sadece o gerçekmiş gibi görünür. Ancak, TANRI'NIN kendi gibi yarattığı TANRI OĞLU bir şeklin içinde ya da bir şekiller dünyasında olabilir mi? Senden egoyu tanımlamanı ve saptırmanı isteyen ve nasıl oluştuğunu saptıran kişi, sadece onun gerçek olduğunu düşünen bir kişi olabilir ve tanımlanma sayesinde onu gerçekmiş gibi yapan kelimelerin ardında illüzyoner varlığını saklamaya çalışır.”
Mucizeler Kursu - Tanımlamalar Bölümü - Çeviri: BenSiz


Kendi kelimelerimizle açalım bunu:

Ego, temeli suçluluk, utanç duygusu ve korku üzerine kurulmuş her türlü düşünceyi, duyguyu, eylemi içeren bir kişilik olma duygusudur ve sayısız niteliklerden oluşur. Ego, ben ve diğerleri olarak algılamanın ve temelde yatan ayrılığın kurucusudur. Ego, beden olmanın ve bedenin sınırlarına bağlı olmanın inancıdır. Ego, doğum ve ölüm arasında maddesel dünyanın içinde varmış gibi yaşanan realitenin yaratıcısıdır. Ego kendi varlığını koruyabilmek için Tanrı'yı inkar ederek kendi yarattığı putlarını tanrısallaştırandır. Egonun tanrısı suç ve cezaya, günaha ve yasaklara dayalı, insanı gözetleyen ve hataları affetmeyerek kullarını cehenneme yollayan bir hükümdardır. Ego bu şekilde suni bir denge kurarken dünyada ve yarattığı kişiler (figürler) arasında, tüm yaşamın temelini sebep-sonuç ilişkisine ve doğum-ölüm realitesine bağlar. İyilik yap iyilik gör, kötülük yap kötülük gör diyerek sevgi temeline değil, korku, sakınma ve bedel ödeme temeline bağlar insanî eylemlerin amaçlarını. TANRI'NIN mutlak varoluşu karşıtı olmayan sevgidir. O kendisi gibi yaratır. Dolayısıyla kendisi gibi saf ruhdur ONUN yarattıkları. Bu dünyanın ve içinde bulunan her şeyin ve kuralların sevgi üzerine yaratılmış olmadığından, yaratıcı gücün temelinde TANRI yatsada, egonun bu gücü kendi emelleri doğrultusunda yanlış bir yaratılış - TANRI'NIN gerçekliğinde varolmayan bir yaratılış - yaptığını salt mantıklı bir görüş ile anlayabiliriz. Önyargısız ve özgürce düşünen ve kendini izlemeyi başarabilen herkes bu kanıya varmalı. Böylece ego kendi yaptığı ve varlığına inandığı dünyasını tıpkı kendisi gibi sadece bir halüsinasyon, bir düş olmaktan öte var edemez. Ego gerçek değildir dolayısıyla yapmış gibi gösterdiği hiçbir şeye gerçeklik veremez.