Gönderen Konu: Ders 136  (Okunma sayısı 492 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ders 136
« : 28 Aralık, 2016, 16:07:06 »
Hastalık, hakikate karşı bir savunmadır.


1. Hiçkimse hastalığın amacının neye hizmet ettiğini anlamadan iyileşemez. Sonrasında amacının hiçbir anlamı olmadığını da anlar. Hastalık, nedensiz ve herhangi bir şekilde anlamlı bir amacı olmadan varolamaz. Bu görüldüğünde, iyileşme kendiliğinden gelir. Tüm hepsini gerçeğe taşıyan ve onları ortadan kaybolmaları için orada bırakan aynı yaklaşım ile iyileşme bu anlamsız illüzyonları dağıtır.

2. Hastalık bir kaza değildir. Tüm diğer savunmalar gibi kendini aldatmaya yarayan çılgınca bir araçtır. Ve tüm diğerleri gibi amacı gerçekliği saklamak, ona saldırmak, değiştirmek, onu yararsız göstermek, zarar vermek, anlamını değiştirmek ve onu birleştirilemeyen küçük parçalara ayırmaktır. Tüm savunmaların amacı hakikatın bütün olmasından uzak tutmaktır. Parçalar her biri kendi içerisinde bütünmüş gibi görünür.

3. Savunmalar amaçsız değillerdir ya da farkında olmadan yaratılmamışlardır. Gerçek, inandığın şeyi tehdit ediyor göründüğünde onlar senin salladığın gizli ve sihirli değnektirler. Onlar bilinçsiz gibi görünebilirler ama bunun sebebi onları kullanmakta gösterdiğin hızdandır. Bu seçimin yapıldığı ikinci seçenekte, ne yapmaya çabaladığını ve bunu yaptığını düşünerek devam ettiğini tam olarak anlayacaksın.

4. Kendin dışında kim tehditi değerlendirip, eğer gerekliyse kaçışa karar verebilir ve kim gerçek olarak yargılanmış tehditi azaltmak için bir savunmalar serisi kurabilir? Tüm bunlar bilinçsizce yapılıyor olamaz. Fakat bundan sonra planın, onu yaptığını unutmanı gerektirir bu yüzden bu senin kendi amacına dıştan gelen; ruh sağlının ötesinde gerçekleşen; kendin tarafından etkilenen yerine senin üzerinde gerçek bir etki ile gelen bir sonuç olarak gözükür.

5. Savunmaları senin kontrolünün ötesinde gibi gösteren gerçekliği yaratışında oynadığın rolü unutmak bu kadar çabuktur.  Ama unuttuğun şey, bilinçsizlik ile iki katı korunmuş olan kararı tekrar düşünmek için gösterilen isteklilik ile hatırlanabilir. Arzuların ile ilgilenildiği sürece bunu hatırlamayışın, bu kararın hala güçlü kaldığının bir işaretidir. Bu gerçek için hata bu değildir. Savunmalar gerçekleri tanınmaz yapmalıdır. Amaçları bunu yapmaktır ve bu onların yaptığı şeydir.

6. Her savunma bütünün kırıntılarını alır, onları tüm gerçek ilişkilerini gözetmeksizin biraraya getirir ve böylece orada olmayan bir bütünün illüzyonlarını kurar. Tehditi empoze eden ve herhangi bir sonucun oluşmasına izin vermeyen bu süreçtir.  Parçalar bütünden sökülüp alındığında ve ayrı olarak ve kendi içlerinde bütün olarak görüldüğünde, bütüne saldıran bir saldırının sembolü haline gelirler; etkide başarılı ve bir daha bütün olarak görülmemek üzere. Onların gerçeğin yerini alarak neyin gerçek olduğuna dair aldığın kararı desteklediklerini unutursun.

7. Hastalık bir karardır. Seni zayıf yapan ve sana acıyı getiren, aranmamış ve senin başına gelen bir şey değildir. Bu, geçici gerçek senin aldatılmış zihninde belirdiğinde ve tüm dünyan sallanıyor ve düşmeye hazır göründüğünde yaptığın bir seçim, düşündüğün bir plandır.  Hakikat uzaklaşsın ve senin kurduklarını daha fazla tehdit etmesin diye şimdi hastasın.

8. Hastalığın seni nasıl hakikate karşı korumayı başardığını düşünüyorsun? Çünkü bu sana bedenin senden ayrı olmadığını ve dolayısıyla hakikatten  ayrı olman gerektiğini kanıtlar. Sen acı çekiyorsun çünkü bedenin acı çekiyor ve bu acıda onunla bir yapıldın. Bu senin ‘gerçek’ korunmuş kimliğindir ve bu küçük toz bulutunun ötesinde bir şey olabileceğine dair olan garip ve unutulması güç düşünce sessizleştirilir ve susturulur. Bunu görmek sana acı çektirebilir, uzuvlarını burkabilir, ölmeni ve durmuş olmanı emrederek kalbini durdurabilir.

9. Böylece senden yaşamanı isteyen ama ölüm tercihinin üstesinden gelemeyen beden gerçekten daha güçlüdür. Ve böylece beden sonsuz yaşamdan daha güçlüdür; CENNET, cehennemden daha zayıftır ve TANRI’NIN OĞLU'NUN kurtuluşu için yaptığı tasarım  O’NUN İRADESİNDEN daha güçlü olan bir karar tarafından karşı çıkılmıştır. OĞLU tozdur, BABA tamamlanmamıştır ve kaos O’NUN tahtının üzerinde zaferle oturur.

10. Kendi savunman için olan planın işte bunun gibidir. Ve sen CENNETİN böyle deli saldırılardan korkacağına, TANRI ile beraber illüzyonların tarafından kör edildiğine , gerçeğin yalanlara dönüştüğüne ve savunmalarının empoze ettiği kanunlara tüm dünyanın köle edildiğine inanıyorsun. Onları uydurandan başka kim illüzyonlara inanır? Kim onlar gerçekmişcesine onları görerek onlara tepki verir?

11. TANRI, O’NUN İRADESİNİ değiştirme planlarını bilmez. Dünya senin hükmetmeyi düşündüğün kanunlar ile umursamaz kalır. Ve CENNET, cehenneme, hayata ya da ölüme baş eğmez. Öleceğini düşünmeyi seçebilirsin ya da hastalıktan acı çekeceğini ya da her şekilde gerçeği çarpıtacağını düşünmeyi seçebilirsin. Yaratılan şey tüm bunlardan ayrıdır. Savunmalar saldıralamaz olanı yenmek için olan planlardır. Değiştirilemez olan değişmez. Bütünüyle günahsız olan günah işleyemez.

12. İşte bu basit hakikattır. Güç ya da zafer için yalvarmaz. Itaatı emretmez ya da onu değiştirmeye yönelik savunma planlarının ne kadar acınası ve başarısız olduğunu kanıtlamayı gözetmez. Hakikat sana sadece mutluluğu vermeyi ister ve bu onun amacıdır. Belki sen onun armağanlarını attıkça buna biraz içerler ama yine müthiş bir kesinlik ile TANRI’NIN senin için niyet ettiğinin senin tarafından alınmak zorunda olduğunu bilir.

13. Zamanın bir illüzyon olduğunu gösteren şey bu olgudur. Zaman senin TANRI’NIN şu an sana verdiğinin olması gerektiği gibi hakiki olmadığını düşünmene izin verir.  TANRI’NIN DÜŞÜNCELERİ zamandan tamamen bağımsızdır. Zaman senin hakikate karşı yarattığın bir başka savunmadır. Ama O’NUN İRADESİ buradadır ve sen O’NUN seni yarattığı gibi kalırsın.

14. Hakikat, savunmanın ötesinde bir güce sahiptir, bu yüzden hakikatın girilmesine müsade edildiği yerlerde illüzyonlar kalamazlar.  Ve o silahlarını bırakan ve aptallıklar ile oynamayı bırakan zihne gelir. Eğer hakikate hoşgeldin demek için alıştırma yapmayı seçer isen, bugün herhangi bir zamanda onu bulabilirsin.

15. Bugünkü hedefimiz budur. Ve bugün bir saatin 15 dakikasını 2 defa olmak üzere hakikatın bize gelmesi ve bizi özgür kılmasını dilemek için vereceğiz. Ve hakikat gelicek çünkü zaten hiçbir zaman bizden bağımsız olmamıştır. Sadece bugün ona vereceğimiz davet için beklemektedir. Savunmasızlığın üzerinde yükselebilmek ve hakikatın her zaman olduğu şekilde olmasına izin verebilmek için iyileştirici bir dua ile başlayacağız:

Hastalık hakikate karşı bir savunmadır.
Ne olduğumun hakikatını kabul edeceğim
ve bugün zihnimin bütünüyle iyileştirilmesine izin vereceğim.


16. Huzur ve hakikat, savaşın ve boş görüntülerin yerini almak için yükselirken iyileştirme yıldırım gibi senin açık zihninde parlayacaktır. Hastalığın gizleyebileceği ve hakikatın ışığına karşı onu savunabileceği karanlık köşeler olmayacak. Hayallerin için loş figürler olmayacak ya da onların çifte amaç ile çılgınca aranan karanlık ve anlamsız takipleri zihninde kalmayacak. Bedenin itaat etmesi için yetkilendirmeye çalıştığı tüm hastalıklı dilekler iyileştirilecek.

17. Şimdi beden iyileştirildi çünkü hastalığın kaynağı ferahlamaya açıldı. Ve bununla bunu alıştırma ettiğini anlayacaksın. Beden bunu hissetmemeli. Eğer başarılı olduysan, hasta hissetme, iyi hissetme, acı ya da zevk duyma hisleri olmayacaktır.  Bedenin yaptığına zihinde herhangi bir cevap yoktur. Onun faydası kalır, başka bir şey kalmaz.

18. Belki de bunun bedenine, ona yapması için verdiğin amaçlar ile yerleştirdiğin sınırları kaldırdığını farketmiyorsun. Tüm bunları ardında bıraktıkça, bedenin gücü tüm gerçek ve yararlı amaçlara hizmet etmek için her zaman yeterli olacaktır. Bedenin sağlığı tam anlamıyla temin edilmiştir çünkü o zamanla, havayla, yorgunlukla, yiyecek ve içecekle ya da ona hizmet etmesi için yarattığın yasayla ile sınırlandırılmıyor. Onu iyi yapmak için hiçbir şey yapmana gerek yok çünkü hastalık imkansıza dönüşmüştür.

19. Yine de bu koruma dikkatli izleme ile korunmalıdır. Eğer zihninin saldırı düşüncelerine karışmasına, yargılamasına ya da belirsizliklerin gelmesine karşı planlar yapmasına izin verirsen, yine kendi yerini yanlış belirlersin ve bedene saldıracak bedensel bir kimlik yaratırsın çünkü artık zihin hastadır.

20. Eğer olursa, savunma duruşunun seni daha fazla incitmesine izin vermeyerek onu derhal ortadan kaldır. İyileştirilmesi gereken konusunda kafanın karıştırılmasına izin verme ve şunu kendini söyle:

   Ben ne olduğumu unuttum, bu yüzden bedenimi kendim için yanlış kullandım.
   Hastalık hakikate karşı bir savunmadır. Ama ben beden değilim ve zihnim saldıramaz.
   Bu nedenle hasta olamam.


Çeviri: BenSiz