Mucizeler Kursu

Mucizeler Kursu => Karışık => Konuyu başlatan: yüksel - 11 Ağustos, 2017, 11:07:32

Başlık: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 11 Ağustos, 2017, 11:07:32
…TANRI’NIN ona sahibi olarak verdiğini alan bir zihne, dünya herhangi kayda değer hiçbir armağan artık veremez…

Mucizeler Kursu /Çalışma Kitabı
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 11 Ağustos, 2017, 14:53:48
Sonuçta, illüzyonu yaratan zihindir ve ondan kurtulan da zihindir.Sözler illüzyonları ağırlaştırabildiği gibi,onun dağılmasına da yardımcı olabilir.Aynı gerçeği ,o gerçek haline gelinceye dek tekrarlamakta yanlış bir şey yoktur.Annenin işi çocuğun doğmasıyla bitmez.O çocuğunu-kendisine artık ihtiyacı kalmayıncaya dek-aylar ve yıllar boyunca besler.İnsanların sözleri işitmeye ihtiyaçları vardır,ta ki olgular onlara sözlerden daha yüksek sesle hitap edene dek.

Sri  Nisargadatta Maharaj/Ben O'yum
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 12 Ağustos, 2017, 12:44:39
Maharaj:Beden-zihin olduğunuz illüzyonu sadece sorgulanmadığı için vardır.Sorgulamama tüm zihin hallerinin dizildiği ipliktir.O kapalı bir odadaki karanlık gibidir.Odada-görünüşte-karanlık vardır.Ama oda açıldığında karanlık nereye gider?Hiç bir yere gitmez,çünkü zaten orada yoktur.Tüm zihin halleri,tüm varoluş isimleri ve formları sorgulamamaktan,araştırmamaktan,imgelemekten ve her şeye inanmaktan kaynaklanır.’’Ben’im(Varım)demek doğrudur,ama ''ben şuyum’’,’’ben buyum’’demek sorgulamamanın,incelememenin zihinsel zayıflığın ya da uyuşukluğun bir işaretidir.Zihin her biri geçici olan haller koleksiyonudur.Bir geçici haller silsilesi nasıl gerçek sayılabilir?
İşe,kendinizi zihninizden ayırmakla başlayın.Kendinize zihin olmadığınızı onun sorunlarının sizin sorunlarınız olmadığını kararlı bir biçimde hatırlatın.

Soran:Ben kendi kendime ''Ben zihin değilim,zihnin sorunları beni ilgilendirmez’’ diye tekrarlayıp durabilirim,ama zihin ve onun sorunları oldukları gibi orada kalır.Ben size sadece ''bu nasıl yapılır? ''diye soruyorum.

Maharaj:Hiç olmazsa soruyorsunuz!Başlangıç için yeterince iyi.Bir yol bulmak için düşünmeyi,sorgulamayı,araştırmayı sürdürün.Kendinizin bilincinde olun,zihninizi izleyin,ona tüm dikkatinizi verin.Hızlı sonuçlar aramayın;sizin görüş alanınız içinde hiçbir sonuç  olmayabilir.Siz bilmeden psişeniz bir değişim geçirecek,düşünüşünüz daha berraklaşacak,hissedişiniz daha incelecek,davranışlarınız saflaşacaktır.Sizin bunları hedeflemeniz gerekmez,bu değişime tanık olacaksınız.Çünkü şimdi içinde bulunduğunuz hal dikkatsizliğin sonucudur ve olacağınız hal dikkatin meyvesi olacaktır.



Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 12 Ağustos, 2017, 12:49:25
EN YÜCE en kolay erişilebilendir.Çünkü o sizin varlığınızdır.EN YÜCEDEN başka her şeyi düşünmeyi ve arzulamayı bırakmak yeter.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: Deniz089 - 13 Ağustos, 2017, 08:19:35
Paylaşımlarını ve seni burada tekrar görmek güzel Yüksel, hoşgeldin!:)
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 13 Ağustos, 2017, 11:59:35
Maharaj''Bilgi güç verir''demiş....Benimle paylaştığın için sana teşekkür ederim Kardeşim :) hoşbuldum.
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 14 Ağustos, 2017, 10:35:42
Bruce Lee 60’lı yılların sonunda,’’10.000 çeşit tekme atışı öğrenmiş olandan değil,tek bir tekme atışını 10.000 kere çalışmış olandan korkarım’’demiş.
Analog düşünürsek ki, bunu hayatın her alanında yapmak akıllıcadır,binlerce spiritüel kitap okumuş olan
değil,hakîkate götüren tek bir kitabı binlerce kez okumuş ve uygulamış olan bilgeliğin has öğrencisidir.

BenSiz
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 14 Ağustos, 2017, 10:36:58
....Gerçeğin tohumu ise içindedir her insanın ve her şeyin.Sizin göreviniz gerçeğin tohumunu ekmek
değil,yaratmaktır onun açabileceği en uygun mevsimi…

Mikhail Naimy/Mirdad’ın Kitabı
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 15 Ağustos, 2017, 07:45:08
"Affediş, düzeltmeye yol açmadığı sürece boş bir iyi niyet gösterisidir. Düzeltme olmadan affediş, şifa verici olmak yerine özünde yargılayıcıdır."

Mucizeler Kursu
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 15 Ağustos, 2017, 07:46:16
  "Sen hakikatte Mesih'sin ve diğer herkes de öyle ve hepimiz biriz. Bu boyutta hepimiz aynı rüyayı görüyoruz fakat farklı bakış açısıyla. Rüyanda gördüğün herkes aslında sensin. Senin işin, affediş sayesinde kendinle mutlu olmak ve bütün olmayı yeniden hatırlamak."

Gary Renard - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 15 Ağustos, 2017, 07:49:28
Bağışlama nedir?

Bağışlama, kardeşinizin size yaptığını düşündüğünüz şeyi aslında hiç yapmamış olduğunu fark etmektir. Bağışlama, suçları ve hataları affedip onları gerçek kılmak değildir. Bağışlama, suç veya yanlış diye bir şeyin olmadığını görmektir. Bu bakış açısı içinde tüm suçlarınız bağışlanır. Suçluluk, Tanrı'nın Evladı hakkında yanlış bir algıdan başka ne olabilir? Bağışlayıcı olmak, bu illüzyonun yanlışlığını görür ve gitmesine izin verir. O gittiğinde, onun yerine geçen şey artık Tanrı'nın Niyetidir.
 
Bağışlamayan bir düşünce, hakiki olmadığı halde kesin yargılara varan ve onları savunan düşüncedir. Bunları düşünen zihin kapalıdır ve özgürleştirilmeyecektir. Düşünce; illüzyonu korumaya çalışır ve zihni kilitleyen zincirleri daha da güçlendirir. Böylece illüzyonların üstü daha fazla örtülerek anlaşılmaz bir hal alırlar. Şüphe artık onlara ulaşamayacağı gibi, mantıktan da uzak tutulurlar. Sabitlenmiş ve somutlaştırılmış bir illüzyonla, onun hedefi arasına artık kimse giremez.

Bağışlamayan düşüncenin yaptığı birçok şey vardır. Delice hareketlerle hedefinin peşinden koşar; yolunu kestiğini düşündüğü her şeyi bozulmaya uğratır. Amacı algıyı bozmaktır ve bunu da yine algıyı bozarak yapar. Öfkeli ve çıldırmış bir şekilde kendi bakış açısına karşı olabilecek her şeyi yok ederek ve bozarak gerçeği ezmeye çalışır.

Buna karşın bağışlama durağandır ve sessiz bir şekilde hiçbir girişimde bulunmaz. Hakikatin hiçbir özelliğine karşı çıkmaya çalışmadığı gibi, onu beğendiği şekillere benzetmeye çalışmaz. Sadece bakar, bekler ve yargılamaz. Bağışlamayan kişi yargılamalıdır çünkü bağışlamaktaki başarısızlığı için sebepler uydurmak zorundadır. Fakat kendini bağışlamayı başarmak isteyen kişi, hakikati olduğu şekli ile karşılamayı öğrenmelidir.
 
Bu yüzden hiçbir şey yapmaya çalışmayın. Sadece bağışlamanın size; umut dolu ve başaracağınızdan emin Rehberiniz, Kurtarıcınız ve Koruyucunuz aracılığıyla ne yapmanız gerektiğini göstermesine izin verin. Bağışlamanız sizi bağışlar çünkü Tanrı'nın O’na verdiği işlev budur. Şimdi O’nun işlevini paylaşmanız gerekir ve O’nun kurtarmayı istediklerini kurtarması için O’na destek olmalısınız. O, masumiyeti gördüğü ve kurtardığı herkesin içinde, Tanrı'nın Evladını görmektedir. Bu yüzden bağışlayıcıdır.
 
Mucizeler Kursu
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 16 Ağustos, 2017, 08:07:50

"İnsanlar doğru affedişi uygularken bilinçsizce bir direnç hissederler çünkü ego bunu kendi sonu olarak algılar ve kendini öldürmektense seni öldürmeyi tercih eder.
Egonla anlaşmaya varmak için onunla barışmanı ya da dost olmanı tavsiye edecek öğretmenler vardır. Ama tüm bunları yapmak egonun yerini sağlamlaştırır.
Eğer tek çıkış yolu olan doğru affedişi uygularsan egonun seninle ortak olmak artık ilgisini çekmeyecektir."

Gary Renard - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 16 Ağustos, 2017, 08:09:54
'Ego bizi öldürmek ister'in anlamı onun gerçek Benliğimizi, Özümüzü, içimizdeki Mesih'i, Tanrıoğlu'nu öldürmek istemesidir.
Eğer egonun bu düşünce sistemini desteklersek -çoğunlukla yaptığımız gibi- herkeste Tanrıoğlu'nu öldürmeye çalışırız. Seni her yargıladığımda, tuzağa düşürmeye çalıştığımda; yaptığım şey Tanrıoğlu'nu çarmıha germektir. Bunu yapmakla ' Sen masum değilsin, Oğulluğun bir parçası değilsin, suçlusun, günahkarsın' demiş olurum.
Bizler bu şekilde ayrılığı tekrar tekrar, yeniden ve yeniden sahnelemiş oluruz. Her yargıladığımızda, Tanrıoğlu'nu çarmıha germiş oluruz.

Kenneth Wapnick - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 16 Ağustos, 2017, 08:11:56
Affediş süreci şu şekilde işler:

Sen aslında orada değilsin. Eğer ben senin suçlu olduğunu ve problemin nedeni olduğunu düşünüyorsam ve aslında seni ben yaptıysam o halde bu hayali suç ve korku benim içimde olmalı. Tanrı'dan ayrılış hiç gerçekleşmediğine göre ikimizi de gerçekte yapmadığımız şey için affediyorum. Şimdi yalnızca masumiyet var ve artık Kutsal Ruh'la huzur içinde bütünleşebilirim.
Bu, seni boyutların olmadığı yere götürebilmek için Kutsal Ruh'un senden bu boyutta düşünmeni istediği yoldur. Ve sen evine geri döndüğünde bunları yapmana gerek bile kalmayacak. "

Gary Renard - Mucizeler Kursu Eğitmen

Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 17 Ağustos, 2017, 08:14:10
"Kalbinin olduğu yer, evindir. Eğer kalbin Tanrı'yla ise, zaten evindesin. Dünyayı bırak artık; ama fiziksel olarak değil, mental olarak. Kurs'un dediği gibi 'İçinde yaşıyor gibi göründüğün dünya senin evin değil. Ve zihninde bunun doğru olduğunu bildiğin bir yerler var.' Bu bakış açısı affetmeni kolaylaştırır. Ve affettiğinde Tanrı'yı hatırlarsın."

Gary Renard - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 17 Ağustos, 2017, 08:16:45
Dünyanın bizim davetimizle olduğuna inanmak zor gibi görünür. Biz dünyayı ego ile tanımlandırarak davet ettik. Egonun düşünce sistemini kendimizin gibi kabul ettiğimizde egonun tüm vahşi imajinasyonları bizimmiş gibi görünmeye başladı.
Egonun düşünce sisteminin yıkıcı öz çehresi; ölüm isteği ve Yaşamın Kaynağı'ndan ayrılma isteğidir. Dünyanın sevimli, hoş gibi görünen görüntüleri egonun ölüm ve ayrılık isteğinin kamuflajlarıdır.
Egonun düşünce sisteminin hapishanesinden kurtulmanın aracı AFFETMEK'tir. Eğer tüm kararlarımızda, tüm algılarımızda Kutsal Ruh'u rehberimiz olarak kabul edersek korkunun zincirlerini gevşetmiş oluruz. Ego bizi her zaman ölümün görüntüsüne taşır. İyileşmenin yolunu ancak Kutsal Ruh'u rehberimiz olarak kabul edersek seçebiliriz. "

Alıntı/Çeviri - Pathways of Light ACIM

Mucizeler Kursu
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 18 Ağustos, 2017, 08:19:31
KURS'TAN DERLEMELERLE KUTSAL RUH

-Egoya ve ayrılığa Tanrı'nın cevabıdır.
-Mutluluğun ruhudur.
-Kefaretin Zihnidir.
-Düşük (zihin) ile yüksek (Zihin) arasında aracılık eder.
-Mucizelerin mekanizmasıdır.
-Tanrı ile daima iletişimdedir.
-Tanrı'nın Sesidir.
-Benim doğru zihnimdedir.
-Seçim yaparken rehberimdir.
-Asla korkuyu arttıracak bir cevap vermez.
-"Günah"ı düzeltilecek bir hata olarak görür.
-Mesih Zihnidir.
-Benim parçamdır.
-Her şeye cevaptır.
-Kurtuluşa rehberimdir.
-Uyanmaya ve hoşnut olmaya çağrıdır
-Tüm gördüklerine sevgiyle bakar.

Mucizeler Kursu

Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 18 Ağustos, 2017, 08:21:05
"Kutsal Ruh, şifa düşüncesidir... Tanrı'nın Çağrısı olan Kutsal Ruh aynı zamanda Tanrı'nın Düşüncesidir de."

Mucizeler Kursu - Metin Kitabı

……………

"Kutsal Ruh, zihinde bir Düşüncedir. Mucizeler Kursu'nda Kutsal Ruh'tan 'Alternatif' olarak da söz edilmiştir. O, ego ile karar vermeye alternatiftir."

Kenneth Wapnick
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 19 Ağustos, 2017, 09:01:48
"Ben gördüğüm dünyanın kurbanı değilim çünkü ben bu dünyayı meydana getiren kendi düşüncelerimin kurbanıyım. Kutsal Ruh'u davet ettiğimde O; bu dünyanın onu (dünyayı) benim meydana getirdiğimi öğrenebileceğim bir okul olabileceğini öğretir bana. Ve O bana neden bu dünyayı meydana getirdiğimi de öğretir: Bireyselliğimi ve 'özel'liğimi projekte edebilmek için."

Kenneth Wapnick- Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 19 Ağustos, 2017, 09:03:38
"Kutsal Ruh'un en zayıf çağrına bile tamamen cevap vereceğini hatırlayarak en olabildiğince içten bir şekilde kendine şöyle de:
Yanlış karar vermiş olmalıyım çünkü huzurlu değilim.
Kararı ben kendim verdim ama başka türlü de karar verebilirdim.
Başka türlü karar vermek istiyorum çünkü huzurlu olmak istiyorum.
Kendimi suçlu hissetmiyorum çünkü Kutsal Ruh eğer O'na izin verirsem yanlış kararımın sonuçlarını iptal edecektir.
Ben, benim için Tanrı adına karar vermesine müsaade ederek ona izin vermeyi seçiyorum.

Mucizeler Kursu
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 22 Ağustos, 2017, 08:52:58
- Bir an için gerçek gibi görünmek sahte olanın doğasıdır.
- Kendini düşünmek ve kendi çıkarını gözetmek sahte olanın odak noktalarıdır.
- Zihin tarafından kavranan her şey sahte olmak zorundadır,çünkü o göreceli ve sınırlı olmaya mahkûmdur.
- Zihin sahte olanı göremezken,gerçeği aramak yararsızdır.Zihnin gerçeği idrak edebilmesi için sahte
  olandan tamamen arınması gerekir.
- Gerçek kendini öne sürmez,o sahtenin sahte olarak görülmesinde ve reddedilmesinde yatar.
- Gerçeğin görülmesini çok zorlaştıran şey,sahte olana sıkıca sarılmaktır.
- Sizi hoşnut eden şey sizi geciktirir.
- Tüm bilgi rüyanın içindedir ve geçerli değildir.

  Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 22 Ağustos, 2017, 09:01:49
"Dünya kötü değildir; o yalnızca bir rüyadır, bir illüzyondur, bir halüsinasyondur. Yani dünya hiçbir şeydir."

Gary Renard - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 22 Ağustos, 2017, 09:03:16
"Mucizeler Kursu, bizim illüzyonları illüzyonlar olarak görmemize yardımcı olur çünkü dünyanın görüntüleri (aslında) zihnimizden gelir ve biz onların gerçek olduğuna inanırız."

Alıntı/Çeviri - Pathways of A Course In Miracles

Mucizeler  Kursu
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 24 Ağustos, 2017, 10:57:33
Ben de hayvanların etleri ve kürkleri için öldürülmelerine karşıyım,ama buna öncelik vermeyi reddediyorum.Vejetaryanlık değerli  bir davadır,ama en acil olanı değildir.Tüm değerli davalara en iyi hizmeti kaynağına dönmüş insan verebilir.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 24 Ağustos, 2017, 11:17:32
Soran:İnsan En Yüce Hal’e nasıl erişir?
Maharaj:Tüm daha küçük,önemsiz ve değersiz arzulardan vazgeçerek.Siz daha küçük,önemsiz ve değersiz olandan hoşnut olduğunuz sürece,en yüksek olana sahip olamazsınız.Sizi hoşnut eden şey sizi geciktirir.Siz her şeyin doyum-vermeyiciliğini,geçiciliğini,sınırlılığını idrak edene ve enerjilerinizi tek bir büyük özlemde toplayıncaya dek,bu yolda ilk adımı bile atmamış olursunuz.Öte yandan,En Yüce için duyulan arzunun bütünlüğü ve dürüstlüğü aslında En Yüce’den gelen  bir çağrıdır.Fiziksel ve zihinsel hiçbir şey size özgürlük veremez….

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 25 Ağustos, 2017, 08:48:33
"Her şey bir saldırıdır. Doğmak bir saldırıdır. Affediş sürecinin erken safhalarında bizim yapmamız gereken; şefkatli, sevgi dolu, iyi, hoş, düşünceli ve spiritüel insanlarmış gibi davranmaya çalışmayı kesmektir. Bu tip insanlar Cennettedir, buraya gelmezler. "  :(

Kenneth Wapnick - Mucizeler Kursu Eğitmeni

Soru:  Peki nasıl davranmak doğrudur?
Mucizeler Kursu cevap:Yapmamız gereken, herhangi bir şekilde davranmak değil. Yapmamız gereken; bir şeyler "olmaya" çalışmadan ya da kendimizi bir şeyler gibi göstermeye çalışmadan yalnızca ve yalnızca AFFEDİŞ’i uygulamak...
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 25 Ağustos, 2017, 08:54:17
Benliği idrak etmek için önce’’ben bedenim’’fikrinden kurtulmanız gerekmez.Bunun tam tersi gereklidir,siz yanlış olana tutunuyorsunuz,çünkü doğru olanı bilmiyorsunuz.Kendini –idrakin ön koşulu mükemmellik değil,samimiyettir.Erdemler ve güçler kendini idrakle birlikte gelir,daha önce değil..

Maharaj

(Hep Maharaj'dan paylaşıyorum ama Hakikat kimden saçılıyorsa etrafa O işte... :)) )
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: BenSiz - 25 Ağustos, 2017, 11:30:03
Benliği idrak etmek için önce’’ben bedenim’’fikrinden kurtulmanız gerekmez.Bunun tam tersi gereklidir,siz yanlış olana tutunuyorsunuz,çünkü doğru olanı bilmiyorsunuz.Kendini –idrakin ön koşulu mükemmellik değil,samimiyettir.Erdemler ve güçler kendini idrakle birlikte gelir,daha önce değil..

Maharaj

(Hep Maharaj'dan paylaşıyorum ama Hakikat kimden saçılıyorsa etrafa O işte... :)) )

Olsun. Önemli olan elçi değil, iletinin kendisidir. Kaynak, elçilerin farklı olmasına rağmen, hep aynıdır/birdir. Dolayısıyla elçiler, görüntüleri ve dilleri farklı olsa da, birdir.

 ;) :) :-*
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 25 Ağustos, 2017, 12:36:06
Evet Bensiz çok doğru;Elçiler farklı(görüntüde), ama kaynak bir....Maharaj’’Gerçeğe dayanan sözler,eğer tam olarak sınanmışlarsa,kendilerine ait bir güce sahiptir’’derken de sanki bir şeyin altını çizmiş gibi…  :-* :-*
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 26 Ağustos, 2017, 12:08:34
Maharaj’ın kitabını ilk okuduğumda,O’nun ağacımı sallayan ve oradaki çürük elmaları düşürmeye çalışan birisi olduğunu sanmıştım,ama ağaçtaki kırmızı ve tatlı elmalarıma dokunmadan..Kitabı daha sonraki okumalarımda ise;aslında ağacımdaki kırmızı elmalarıma da kastettiğini,asıl amacının ağacı kökünden söküp atmak olduğunu kavradım.Çürük elmalar korkularım,tatlı elmalar arzularım,ağaç da kişiliğim betimlemesi içerisinde,ağaç orada durduğu sürece  elmaları koparıp atmanın  ne anlamı vardı bana göre!.. Bir arzu ya da korku duyduğumda  yanlış olan ve yok olması gereken şeyin, arzu veya korku değil, arzulayan ve korkan kişi olduğunu anladım  o sabah…Geçmiş ve gelecek tüm korku ve arzularımın nedeni,yaratıcısı değilmiydi zaten bu kişi…

Hayal gücüm artık kapımı çalmıyor eskisi gibi.Bir hayal kurarken Maharaj’ın beni yakalayıp sopasıyla dürtüp’’-Hayal kurmayı bırak!rüyadasın uyan !’’dediğinin hayalini kurabiliyorum,en fazla..Şaşırıyorum,gözümün önündeki gerçeği görememiş olmanın şaşkınlığı oluyor bazen bu.
Kendi çaldığım ıslığın sesi pek duyulmaz olmuş anlaşılan….


Sert ve güçlü bir hava,
Sardı şimdi Karanlık Ormanın dört bir yanını.
Ve Lacivert bakışı alevlendi yine gözlerinde!
Kanlı Ejder’in…
..
-Ah Ölüm rüyasının karanlığında parlayan;
Yanılmaz Kudret:-Ah!
Yak bitir ki bizi!
Işık olsun her yan..


Bugün de böyle olsun istedi(m)


Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 30 Ağustos, 2017, 09:57:17
Siz dikkatinizi kendinize hiç vermiyorsunuz.Zihniniz daima olaylarla,insanlarla,fikirlerle meşgul,ama asla kendi benliğinizle meşgul değil.Dikkatinizi kendi benliğiniz üzerine odaklayın,kendi var’lığınızın farkına varın.Nasıl işlev yaptığınızı görün;eylemlerinizin nedenlerini ve sonuçlarını izleyin.Siz ne olmadığınızı bilerek benliğinizi bilirsiniz.Kendi benliğinize geri dönüş yolu reddetmekten geçer.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 30 Ağustos, 2017, 09:59:43
Bir dilenci otuz yıldır bir yol kenarında oturmaktadır.Bir gün onun önünden bir yabancı geçer.Dilenci,eski şapkasını mekanik bir biçimde ona da uzatarak,''Allah rızası için bir sadaka,’’der.''Benim sana verecek hiçbir şeyim yok’’ der yabancı.Sonra''Sen neyin üzerinde oturuyorsun?’’ diye sorar.Hiçbir şey diye yanıtlar dilenci.’’Sadece eski bir sandık.Kendimi bildim bileli onun üzerinde oturuyorum.''Onun içine hiç bakmadın mı’’diye sorar .'Hayır'der dilenci.’’Niye bakayım ki, onun içinde hiçbir şey yok.’’Sen yine de bir bak''diye ısrar eder yabancı.Dilenci yerinden kalkar ve biraz uğraştıktan sonra sandığın kapağını açmayı başarır.Ve o,şaşkınlık ve sevinç içinde,sandığın altınla dolu olduğunu görür.

Ben size verecek bir şeyi olmayan ve size içinize bakmanızı söyleyen o yabancıyım.Bu meselde(hikaye)olduğu gibi herhangi bir sandığın içine değil,çok daha yakın bir yere,kendi içinize bakmanızı söyleyen biri….

''Ama ben dilenci değilim ki’’,dediğinizi işitir gibiyim.Gerçek serveti,yani Var’lığın ışık saçan sevincini ve ona eşlik eden derin,sarsılmaz huzuru bulamamış olanlar,büyük bir maddi servete sahip olsalar dahi,dilencidirler.Onlar haz ve doyum kırıntılarını,onaylanmayı,güvenliği ya da sevgiyi dışarıda aramaktadırlar,oysa onların içinde sadece bu şeyleri içeren değil,dünyanın sunabileceğinden sonsuz derecede daha büyük bir hazine vardır….

Eckhart Tolle/Şimdi’nin Gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 31 Ağustos, 2017, 08:31:23
Siz gerçekten samimi olduğunuzda,her olayı,hayatınızın her anını amacınıza yöneltirsiniz.Başka şeylerle boşuna zaman ve enerji harcamazsınız.Buna ister irade,ister sevgi ya da sadece dürüstlük deyin,siz kendinizi amacınıza tamamen adamışsınızdır.
Ayrıca, görmeye isteki olmalısınız kendini-idrak için hem berraklığa,hem de ciddiyete ve samimiyete ihtiyacınız vardır.Kalp ve zihin olgunluğuna ihtiyacınız var ki o,anlamış olduğunuz azıcık şeyi günlük hayatınızda samimiyetle uygulamakla gelir.
....
Davranış inanca ihanet etmemelidir.Amacınızın kararlılığı ve arayışınızın dürüstlüğü sizi hedefinize ulaştıracaktır.Ciddiyet ve samimiyet başarının tek koşuludur…

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 01 Eylül, 2017, 08:50:11
"Mucizeler Kursu'nun balayı periyodu bittiğinde, öğrenciler çoğunlukla kendilerini kaygılı, huzursuz hissetmeye başlarlar ve her şeyin daha iyiye gideceği yerde daha kötüye gittiğini söylerler. Aslında her şey hep daha kötüydü çünkü egonun düşünce sistemi asla gitmedi, o yalnızca saklandı. Günahın resminin teşhir edilmesi ile - her ne kadar önceden "özel" olmanın çerçevesiyle gizlenmiş olsa da- egonun varlığının rahatsızlığı, huzursuzluğu daha somut bir hale geldi. İsa'ya iman; bizi affediş süreci ile bu noktaya ve daha sonra da O'nun şefkatli rehberliği ile karanlıktan sevgiye taşır. Hedefimiz budur."

Kenneth Wapnick-Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 01 Eylül, 2017, 08:51:25
"Mucizeler Kursu'nun İsa'sı, Hristiyanlığın İsa'sının aynı versiyonu değildir ve iki düşünce sistemi birbirinden çok farklıdır çünkü Hristiyanlıkta acı çekmenin sembolü olarak görülen İsa, bir insan olarak ekstra özeldir. O, bizden oldukça farklıdır ve Tanrı'nın tek sevgili oğludur. Fakat Mucizeler Kursu'nda İsa bizimle birdir ve biz onunla eşit derecede Tanrı'nın sevgili Oğluyuz ve Mesih'iz; ondan hiçbir farkımız yok."

Gary Renard - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 05 Eylül, 2017, 14:54:58
Her şeye rüya muamelesi yapmak özgürleştirir.Rüyalara gerçeklik atfettiğiniz sürece onların kölesi olursunuz.Siz falanca kişi olarak doğduğunuzu hayal ederek,o kişinin kölesi haline gelirsiniz.Köleliğin özü kendinizi bir süreç olarak,geçmişiniz ve geleceğiniz varmış gibi imgelemektir.Gerçekte bizim geçmişimiz yoktur,biz bir süreç değiliz,biz gelişmeyiz,biz yaşlanıp ölmeyiz;biz her şeyi bir rüya olarak görmeli ve onun dışında durmalıyız.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 06 Eylül, 2017, 14:27:02
Soran:Dünyayı sadece zihinsel bir şey olarak görmek ne kadar zor!Onun elle tutulur gerçekliği çok ikna edici görünüyor.

Maharaj:İmgelemenin sırrı,onun çok gerçek görünmesidir.Siz bekâr ya da evli,bir keşiş veya bir aile babası olabilirsiniz;mesele bu değildir.Siz imgelemenizin kölesi misiniz değil misiniz?Her ne karar alırsanız,her ne iş yaparsanız,o hep imgelemeye,olgular kılığına girmiş varsayımlara dayalı olacaktır.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 08 Eylül, 2017, 06:46:12
''Bir çocuk bir oyuncak için onu alıncaya kadar ağlar.Sonra da onu fırlatıp bir başkası için ağlar.
Bu tıpkı bitmez tükenmez mutluluk kovalamacasındaki dünyasal insanın durumu değil midir?Bir şeyi elde eder etmez,ona olan ilgisi kaybolur ve başka bir şeyi kovalamaya koşar.Bu dünyadaki hiçbir şey onu uzun süre tatmin etmez.’’

''Ruh varlığı,kayıp mutluluğunu maddesel şeylerde bulamaz,bunun tek nedeni bu şeylerin sunduğu rahatlığın sahte olmasıdır.İçindeki ilâhi mutlulukla temasını kaybettiği için insan bu ihtiyacını duyuların yalancı mutluluklarında tatmin etmeyi umar.Bununla birlikte varlığının daha derin seviyelerinde,Tanrıyla bir olan Ruhsal yanının farkında olmayı sürdürür.Huzursuzluk içinde bir mutluluk duygusundan bir diğerine koşarken aradığı şey Tanrıda’ki kayıp mutluluğu olduğundan,gerçek tatmine bir türlü ulaşamaz.

Ah,körlük!Mutluluğu, tek bulunacağı yer olan içinizde aramadan önce daha ne kadar doyumsuzluk,can sıkıntısı,tiksinti çekmeye devam edeceksiniz?’’

Paramhansa Yogananda/Bilgeliğe Yolculuk
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 09 Eylül, 2017, 09:54:43
Soran:Buda acı ve ıstırabın arzular yüzünden ortaya çıktığını ve acıdan kurtulmak için arzu bağlarını koparmamız,yani arzulardan kurtulmamız gerektiğini söyler.
Cevap:…..Buda’dan alıntı yapmak yerine,Buda olun,’’aydınlanmış varlık’olun,ki Buda sözcüğü bu anlama gelir...
Eckhart Tolle
….

Eckhart Tolle’nin bu sözleri kendime de ayna tuttu bir yerde..Sonuçta bende Ruhsal Öğretmenlerin  sözlerinden alıntılar paylaşıyorum sıkça…Eckhart Tolle’nin: ’’Okuyun,bilgilenin vs.ama,asıl görevinizi hiç  unutmayın, unutmamanız gereken şeyin kendisi olun.’’uyarısı gibi algılamak istedim belki de bu sözleri..

Üstüme alındım mı?Evet
Kendimi unuttum mu?Bu rüyada olduğuma göre Evet
Görevimi unuttum mu?Hayır

Paylaşımlardaki amacımız;spiritüel konularda daha bilgili kişiler olup,bu uyduruk dünya illüzyonuna daha iyi ayak uydurmak olmasa gerek..

Bizi kendimizden özgürleştirecek; iyi, sağlıklı ve saf düşüncelerin yok olup gitmesine engel olmak/Yükseklerden dünyayı içine alan bu düşüncelerin,Huzuru ve Hakîkati arayanlara ulaşmalarını sağlamaktır paylaşımlarımızın amacı..

Ama her ne yapıyor olursak olalım,asıl görevimizin’’Kaynağa geri dönmek’’olduğunu hiç unutmadan..

Bu bilgiler ile güçleniyoruz evet ama! ya davranışlarımız?’’Davranışlarım inancıma ihanet ediyor mu? Hedefime ulaşıyor muyum? İçimdeki Gerçeğe dikkatimi veriyor muyum?

-Tüm bu soruları kendimize dürüstçe sormalıyız…

Bak!
Kaç gemi seferde şimdi
ve kaç savaşçı,
bilinmeyen meçhul denizlerde.
..
Söylesene!
Orion’un hangi karanlık bakışı
unutturabilir ki;
Özgürlüğünden
bir damla içmiş olanın sarhoşluğunu..
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 13 Eylül, 2017, 16:15:24
Bir kez,zihninizi ve onun mucizevî güçlerini bildiğinizde ve onu zehirlenmiş olandan-ayrı bir kişi olma fikrinden-kurtulduğunuzda,onu,çok uygun olduğu kendi alanında,kendi işini yapması için rahat bırakırsınız.Zihni kendi yerinde ve kendi işi üzerinde tutmak zihnin özgürleşmesidir.

Önemli olan ne yaptığınız değil,ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir.
Koşullar ve durumlar cahilleri yönetir.Gerçeği bilen,herhangi bir şeye zorlanmaz.Onun itaat ettiği yasa sevgi yasasıdır.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 14 Eylül, 2017, 15:06:45
"Mesih, Tanrı'nın Oğludur ve her birimizin içindedir. Öyleyse birine saldırdığımızda kendimize saldırmış oluruz ve eve dönmeme arzumuzu yansıtmış oluruz. Çünkü ya birlikte döneceğiz ya da birlikte dönemeyeceğiz."

Kenneth Wapnick- Mucizeler Kursu Eğitmeni

...

"Her ilişki, her durum; ruhsal gelişimin için ilahi birer derstir."

Marrianne Williamson - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 15 Eylül, 2017, 15:05:19
Soru: Hitler gibi bir adam nasıl masum olabilir?
Cevap: Bu çok klasik bir soru. Ve cevabın Hitler'le özel olarak bir ilgisi yok.
Hitler ve dünyadaki -sen de dahil- her insan eşit derecede masumsunuz çünkü gördüğün hiçbir şey gerçek değil. Bu SENİN rüyan. Kurs'un söylediği gibi rüyayı gören başka biri değil sensin. Eğer Tanrı'dan ayrılış hiç gerçekleşmediyse gördüğün nasıl gerçek olabilir ki? "

Gary Renard - Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 16 Eylül, 2017, 14:51:36
Herkes kendisi için bir dünya yaratır ve onun içinde kendi cehaletinin  hapsinde  yaşar.Yapmanız gereken  tüm şey hapishanenizin gerçekliğini reddetmektir…

Kavranılması gereken esas nokta,sizin anılara arzulara ve korkulara dayanan kendi hayal gücünüzün oluşturduğu bir dünyayı kendi üzerinize projekte  etmiş ve kendinizi onun içine hapsetmiş olduğuzdur.Büyüyü bozun ve kurtulun…

Bir kez,her şeyin içten geldiğini,içinde yaşadığınız dünyanın size değil,sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde,korkunuz sona erer.Bunu idrak etmediğiniz sürece,kendinizi beden,zihin,toplum,ulus,insanlık gibi dışsal şeylerle özdeşleştirirsiniz.Ama bunlar tümüyle korkudan kaçışlardır.

Kendinize hayat sahnesinde bir gösteri yapıyormuşsunuz gibi bakın...

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 16 Eylül, 2017, 14:56:06
"Mucizeyi zihinde bir değişim olarak ya da daha spesifik bir şekilde egodan KUTSAL RUH'a doğru öğretmenlerde bir değişim olarak düşün. Bu değişim; acımızın kaynağı olan tüm yanlış algılamaları ve yanlış düşünceleri düzeltir."

"Mucize, düzeltişten başka bir şey değildir. Biz suçu, günahı kimliğimiz olarak seçtik ve bu delice temelden acı ve hastalık ortaya çıktı. Bunun yerine Kutsal Ruh'un mucizesini seçersek acıya ve hastalığa neden olan ayrılık düşüncesi ortadan kalkar. "

Kenneth Wapnick-Mucizeler Kursu Eğitmeni
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 17 Eylül, 2017, 13:41:56
Hiçbir dışsal faaliyet içsel benliğe erişemez;ibadet ve dualar sadece yüzeyde kalır,siz ona ibadet ile ulaşamazsınız,yani uyku rüya ve uyanıklık hallerinin ötesine geçmek için çaba gerekir.Başlangıçta girişimler düzensizdir,sonra onlar daha sıklaşır,düzenli hale gelir,daha sonra sürekli ve yoğun hale gelir,en sonunda tüm engeller aşılır.

Dinler gerçek yüzlerini sessiz eylem içinde gösterirler.Bir insanın neye inandığını bilmek için,onun nasıl davrandığını izleyin.Çoğu insan için bedenine ve zihnine hizmet,onun dinidir.Onların dinî fikirleri olabilir,ama o fikirlere göre hareket etmezler.O fikirlerle oynarlar,onlara genelde pek düşkündürler,ama o fikirlere uygun davranmazlar.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 18 Eylül, 2017, 14:30:24
Teslimiyet-yani,olana gösterdiğimiz zihinsel-duygusal direnci bırakmak-da Tezahür- Etmemiş-Olan’a açılan bir kapıdır.Bunun nedeni basittir:içsel direnme sizi diğer insanlardan,kendinizden,çevrenizdeki dünyadan ayırır.O ego’nun varlığını sürdürmesini sağlayan ayrılık hissini güçlendirir.Ayrılık hissi ne kadar güçlüyse ,siz tezahür etmiş olana,ayrı formlar dünyasına o kadar çok bağlı olursunuz.Siz form dünyasına ne kadar çok bağlıysanız,form kimliğinizde o kadar katı ve nüfuz edilemez hale gelir.Kapı kapalıdır siz içsel boyuttan,derinlik boyutundan ayrı düşmüşsünüzdür.Teslimiyet halinde,sizin form kimliğiniz yumuşar ve Tezahür-Etmemiş-Olan’ın içinizden parlayabileceği şekilde’’geçirgen’’hale gelir.

Eckhart Tolle/Şimdi’nin Gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 20 Eylül, 2017, 11:53:58
Son  zamanlarda,uyandığım sabah erken saatlerde bana fısıldanan bir cümle ya da bir söz ile gözlerimi açıyorum sabaha.Bu; son anda,son anına yetişip hatırlayabildiğim bir cümle ya da bir söz  oluyor çoğunlukla.
KUTSAL REHBER’imin kendi sesimle bana fısıldadığı ve fısıldayanın kendim sandığım şey-yoksul ego benlik-olmadığının tam,eksiksiz,direk,aniden bilinivermesiyle uyandım bu sabah yine.
Bu durum olmaya başladığı ilk zamanlarda neler olduğunu tam anlayamadığımdan,söylenenleri unutuyordum çoğunlukla ya da sahte kişiliğim bunu hemen önemsizleştiriveriyordu.Ama bu kez öyle olmadı!yatağımın yanında duran kalemle  kağıda yazıverdim hemen unutmadan.
Dedim ya!son anına yetişebildim KUTSAL REHBER’imin bana fısıldadığı''Cesaret edersen,korkularını alt edersin'' bildiriminin.

-Ah!Ne güzel şeymiş ;KUTSAL REHBER’imizin  hatalarımzı görüp,ötesine bakmamız ve yeni bir algı kazanmamız için sundukları..Ve tüm bunların YARATICIMIZ’ın armağanı olduğunu fark etmek! ne güzelmiş…

Kendi yarattığım illüzyonlarımın ötesine geçmek için bazen bu düzeltmeler olurken, büyük dirençlerle karşılaşıyorum içimde.Bozuk işlevli ego-zihin hipnozum(ben kendimce ona’’küçük
cüce’’diyorum/egom)küçük cüce istediği şeyi alamayıp,beni illüzyonlarının içine çekemeyince,büyük dirençlere yol açıyor düzeltmeler esnasında.O zaman küçük cüce, kendi deyimimle Kanlı Ejder’e dönüşüyor kahredici  oklarını saplamaya çalışırken.
Bu her olduğu defada,illüzyonlar,ayartmalar saldırıyor gibi göründüğünde,hemen ŞİFA İLACIMI alıyorum çabucak:

''SANA gelmemi geciktirecek (hiçbir şey)e izin vermeyeceğim.SENİ seviyorum.SENİ hep sevmiş olmalıyım.Ben sadece sevebilirim. Ve bunların hepsi illüzyon.’’

Tüm kendi yaptığım ayartma ve saldırıları düşünceleri zihnimde belirir belirmez ,bu gerçek düşüncelerimle hemen karşılık veriyorum içimden defalarca tekrarlıyorum ta ki dikkatim ayartma düşüncesinden uzaklaşıp gerçek düşüncelerimin esenliğinin içine girinceye kadar.Aslında bunu yapmak çok basit.Bu gerçek düşüncelerimizin zihnimizde parlamasına izin vermek o kadar.

Bir kez İLACIN iyileştirici etkisi görüldüğünde/deneyimlendiğinde olduğunu sandığımız illüzyon, gücünü kaybediyor.

-Kendimize giden bu yolculukda, kendimizle ve korkularımızla yüzleşmemiz elzem görünüyor.O zaman tüm kardeşlerimizle;
-Ha gayret!Ha cesaret!diyelim ve bu yazıyı Maharaj’ın’’ Gösterilmesi gereken çaba,ulaşılacak keşiflere kıyasla hiçbir şey değildir.’’sözleriyle noktalayalım.

 
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 23 Eylül, 2017, 08:51:11
Yargılamak ya bir insanın bilinçsiz davranışını onun gerçek kimliğiyle karıştırmak,ya da kendi  bilinçsizliğinizi bir başka insana projekte edip bunu onun gerçek kimliğiyle karıştırmaktır.Yargıyı bırakmak işlev bozukluğunu ve bilinçsizliği gördüğümüzde tanımayacağımız anlamına gelmez.O''tepki ve yargı olmak''yerine,''biliş olmak''anlamına gelir.Siz o zaman ya tepkiden tümüyle kurtulmuş olursunuz ya da tepki gösterebilir ama yine de biliş olabilirsiniz,bu tepkinin izlendiği ve olmasına izin verildiği alandır.Böylece karanlıkla savaşmak yerine,ışığı getirirsiniz.İllüzyona  tepki göstermek yerine,illüzyonu görür,ama aynı zamanda onun ötesini de görürsünüz.Biliş olmak her şeyin ve herkesin nasılsa öyle olmasına izin veren sevecen bir mevcudiyet alanı yaratır.Değişim-dönüşümün bundan daha iyi bir katalizörü yoktur…

Siz tartışmaya başladığınız anda,zihinsel bir pozisyonla özdeşleşmiş,ve şimdi sadece o pozisyonu değil,aynı zamanda benlik duygunuzu da savunuyor olursunuz.Ego devreye girmiştir.Siz bilinçsiz hale gelmişsinizdir.

Eğer çok uyanık,çok mevcut iseniz,bunu ego işe karışmadan,yani suçlamadan ya da karşı tarafı haksız çıkarmadan yapabilirsiniz. Hissettiğiniz şeyi suçlamadan ifade etmeyi öğrenin.Açık, savunmasız bir biçimde dinlemeyi öğrenin.Ona(tartıştığımız kişi) kendisini ifade etme fırsatı,alanı verin.Orada mevcut olun.Suçlama,savunma,saldırma-ego’yu güçlendirmek ya da korumak veya ego’nun ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için tasarlanmış bütün o kalıplar-o zaman gereksiz hale gelecektir.Başkalarına ve kendimize fırsat ve alan tanımak çok önemlidir.Onsuz sevgi gelişip çiçek açamaz.

Eckhart Tolle/Şimdi’nin gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: Deniz089 - 23 Eylül, 2017, 22:24:31
'Asıl yüksekte olan aşağıda olur hep.
Asıl hızlı olan yavaş kalır her zaman.
Ziyadesiyle duyarlı olan donuk olur.
Asıl güzel ve etkili konuşan suskun durur.
Med ve Cezir tek bir gelgittir.
Kılavuzsuz olan en güvenilir rehbere sahiptir.
Çok büyük,çok küçüktür,
Ve her şeyini verenin her şeyi var demektir.'

Mirdad'ın Kitabı.
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 24 Eylül, 2017, 08:38:37
Teşekkür ederim Deniz.Demek ki BenSiz'in arada dürtmesi gerekiyormuş bizi :D
Bu arada hoşgeldin,umarım paylaşımlarının devamı gelir  :)
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 24 Eylül, 2017, 08:44:18

 SPİRİTÜEL YASALAR

1) SEBEP SONUÇ YASASI: Nedeni olan her şeyin sonucu da vardır. Hiçbir sonucu olmayan bir şeyin nedeni de yoktur. Başka bir deyişle her etkinin kendine eşit tepkisi vardır. Tüm spritüel yasalar neden-sonuç yasası temeline dayalıdır.
Hayatın her anında istediğin seçimi yapmakta özgürsün. Fakat seçimlerinin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

2) BİRLİK YASASI: Her şey her şeyle bağlantılıdır ve herkes herkesin parçasıdır. Birine acı çektirdiğinde kendine de çektirmiş olursun. Senin dışında hiçbir şey ve hiç kimse yok ve herkes senin parçan. Bu, ruhun yasasıdır..
Sen kendini Tanrı'dan ve gördüğün her şeyden ayrı hissetmekte özgürsün. Fakat bu seçiminin sonucunu istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.
Ayrılığa dair her inanç -yaşamında- günah ve suçun sonuçlarına birer davetiyedir.
Birliğe olan inanç ise sana huzur, neşe ve sevgiyi getirecektir.

3) YETKİ YASASI:
İnsanların birbirlerine hükmetme arayışı bitmediği sürece asla kendilerini birbirleriyle "Bir" hissedemezler ve dolayısıyla Tanrı ile de...
Bu yasa, Birlik Yasası'na dayalıdır. Herkes, diğerlerini yargılamadan istediğini yapmakta özgürdür. İstediğini yapmakta özgür olmak istiyorsan herkese de aynı özgürlüğü vermelisin. Diğerlerini yargılayanlar kendilerini ve dolayısıyla da Tanrı'yı yargılamış olurlar.
Tüm Tanrı Çocukları, eşittir ve herkes -yargılamadan- istediğini yaşamakta özgürdür.
İstediğini seçmekte özgürsün fakat bu seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

4) SORUMLULUK YASASI: Bu yasa şuna dayanır: "Senin dışında sana acı çektirecek ya da acı çekmene sebep olacak hiç kimse/hiçbir şey yok.
Tüm acılar ve çatışmalar aslında senin içinde. Bu sorumluluğu alarak kurban rolünü oynamaktan kurtulmuş olursun. Bu yasaya göre kurban diye bir şey yok, hayatındaki her şey ve herkes için tek sorumlu sensin.
"Hayatımda yanlış giden bir şey varsa, yanlış bendedir." İşte bu, sorumluluktur. Ve bu sorumluluğu alarak yanlış gördüğün her şeyden iyileşme fırsatı bulursun.
Sorumluluk almazsan kaos’un üstesinden gelecek gücü asla kendinde bulamazsın.
Hayatında kaos varsa zihninde de kaos var demektir. Hiç kimse -sen o gücü onlara vermediğin sürece- seni acıtacak güce sahip değil. Sorumluluk alarak kurban rolünü yok etmiş olursun.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat bu seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

5) YARGILAMA YASASI: Tanrı yargılamaz çünkü Tanrı kınamaz.
Yargılamak demek inkâr etmek demektir, inkâr ettiğin de daima senin parçandır. Eğer Birlik Yasası'nı iyice anlarsan, her şeyin ve herkesin sen olduğunu da anlarsın. Dolayısıyla da her yargılamada kendini ayırmış olduğunu da anlarsın.
Sen, aynı anda hem yargılayıp hem de kendini Tanrı'yla bir hissedemezsin.
İstediğini seçmekte özgürsün ama seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

6) ODAKLANMA YASASI: Neye odaklanırsan kendinde onu çoğaltırsın.
Neye inanacağını çok dikkatli bir şekilde seç. Aynı anda iki efendinin hizmetkârı olamazsın. Sevgiyi kabul etmediğinde korkuyu seçmiş olursun, korkuyu kabul etmediğinde de sevgiyi... Sevgi, korkunun yadsınmasıdır; korku da sevginin...
Bu spritüel yasalara odaklandığında egonun korku ve nefret dolu düşüncelerine kendini kaptırmak senin için imkânsız bir hale gelir.
Spritüel olmak demek; bu yasaların hiçbir anlamı olmadığını ama aynı zamanda da her şey demek olduğunu bilerek bu yasalarla yaşamak demektir.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat seçimlerinin sonucunu istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

7) SEVGİ YASASI: Sevgi, yargılamanın yokluğu demektir.
Bu yasa açıkça şuna dayanır: "Sevgi koşulsuz ve yargısız olmalıdır." Eğer yargı varsa o, sevgi değildir.
Sevgi; talep etmez, beklentisizdir ve sevginin arzuları yoktur. Sevgi; her şeyi ve herkesi kapsar. Eğer sevgiyi koşulsuzca verirsen, koşulsuzca da alırsın; işte senin özgürlüğün burada yatar. Sevgiyi vermek ve almak aynıdır ve birdir.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat seçimlerinin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

8 ) VERME YASASI: Vermek her zaman koşulsuz olmalıdır. Eğer koşulsuz değilse, hiçbir şey vermiyorsun demektir ve hiçbir şey de alamazsın.
Hayata ne verirsen onu alırsın; bu, ilişkilerin için de geçerlidir. Sevgi verirsen sevgi alırsın fakat tüm düşünce ve davranışlarının koşulsuz olması şartıyla.
Eğer eylemlerinle verip de düşüncelerinle vermiyorsan bu yaptığının hiçbir anlamı yoktur.
Doğru bir verme, düşüncelerle eylemlerin kusursuz bir şekilde uyumlu olmasıyla olur.
Eğer verirken düşüncelerin, sevgi içermiyorsa bu, vermek değildir.
Eğer sevginin karşılığında sevgi almak için veriyorsan, aslında hiçbir şey vermiyorsun.
Bu spritüel yasa, "Vermek, almaktır." Ilkesine dayanır.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat seçimlerinin sonucunu istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

9) ÖDÜL YASASI: Verdiğinde tek misyonun verdiğini kabul etmektir. Bu şekilde her istediğini elde edemezsin ama ihtiyacın olan her şeyi elde edebilirsin. Bundan daha güzel bir ödül olabilir mi?
Verdiğin, sana en ihtiyacın olduğu anda geri verilecektir. Sadece kendine verirsin. Verdiğinin karşılığını beklersen, aslında hiçbir şey vermiyorsun demektir. Ve elde edeceğin şey de verdiğin şeydir: Hiçbir şey!
Sadece seni sevenleri seversen, bunda nasıl bir ödül olabilir ki?Senden nefret edenleri, seni hor görenleri de sevdiğinde sana her şey verilecektir.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat seçiminin sonucunu istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

10) KABULLENME (RIZA) YASASI: Bir türlü kabullenemediğin her ne varsa, o senin için devam edecektir veya direndiğin her ne varsa hayatında hep olacaktır. Tüm huzur, olanı kabullenmekten doğar. Tüm korku ise olana direnmekten doğar.
Herhangi basit bir inancın seni diğerlerinden ayırmasına izin verme. Herhangi bir şeyi ya da birini kabullenememek demek, kendini kabullenememek demektir.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat bu seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

11) YARATIM YASASI: Sevginin her faaliyeti, yaratımın faaliyetidir.
Yaratmak; koşulsuz sevmektir. Yaratmamak ise sevmemekten kaynaklanır.
Sen yaratmayı ya da yaratmamayı seçmekte özgürsün. Fakat bu seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin. Yaratmak demek hayatı tam bir mutluluk ve memnuniyetle yaşamak demektir.
Hiç kimse senin hayatını senin için yaşayamaz, bunu sadece sen yapabilirsin. Eğer sen negatif bir yaşamı ve "kurban" rolü oynamayı seçersen; mutsuzluktan ve memnuniyetsizlikten başka bir şey yaşamazsın.
Vererek ve paylaşarak sevgi dolu bir hayatı yaşamayı seçersen, mutluluğu ve memnuniyeti de seçmiş olursun.
Tüm mutsuzluk ve memnuniyetsizlik, sevmemeyi seçmekten kaynaklanır. Bu, yaratım yasasıdır.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

12) KARMA YASASI: Senin dışında kimse seni cezalandıramaz. Ne ekersen, onu biçersin. Tüm inançlar, düşünceler ve eylemler; birbirleriyle bağlantılıdırlar. Ve neye inanırsan o şekilde davranırsın.
Ne düşüneceğini çok dikkatli düşün. Karma Yasası, ne yaptığından çok ne düşündüğünle ilgilidir. Eğer sen biri hakkında kötü düşünürsen kendini o düşündüğün düşüncelerinle cezalandırmış olursun.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin.

13) ZAMAN YASASI: Zaman Yasası, yalnızca "şimdi"nin var olmasıyla ilgilidir. Geçmiş ve gelecek; bizleri "şimdi"nin ve "burada "nın farkındalığından uzaklaştırmak için dizayn edilmiştir. Geçmişi ona tutunarak yargılarsın ve yargılamak demek inkâr etmek demektir. Ve geçmişte inkâr ettiğin ne varsa, gelecekte de başına o gelecektir. Yani geleceğin de aynı geçmişin gibi olacaktır. Ve inkâr ettiğin, direndiğin şeyleri de iyice korumuş olacaksın.
Geçmişin gitmesine izin vermek demek geçmişi inkâr etmek demek değildir, geçmişi kabullenmek demektir.
Geçmişi kabullenmeye direnmek, seni "şimdi"nin ve "burada"nın armağanlarından uzaklaştırır.
İstediğini seçmekte özgürsün. Fakat seçiminin sonuçlarını istediğin gibi yaşamakta özgür değilsin."

NOT: Bu metin Mucizeler Kursu'nun öğretilerine dayanarak hazırlanmış ve derlenmiştir. ACIM - Ireland internet sitesinden birebir alıntı ve çeviridir.

Mucizeler Kursu
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 29 Eylül, 2017, 07:18:19
Yukarı doğru yükseliş devresinin iyi, aşağı doğru iniş devresinin kötü olduğu doğru değildir,bunu sadece zihin böyle yargılar.Gelişme-büyüme genelde olumlu kabul edilir,ama hiçbir şey sonsuza kadar büyümez.Yeni büyüme gelişmenin meydana gelmesi için çözülüp dağılmaya ihtiyaç vardır.
Aşağı doğru iniş,yani başarısızlık devresi  spiritüel idrak için kesinlikle gereklidir.Sizin spiritüel boyuta çekilebilmeniz için  derin bir biçimde başarısız olmanız ya da derin bir kayıp  veya acıyı deneyimlemiş olmanız gerekir.Ya da belki bizzat başarınız boş ve anlamsız bir hale gelir ve böylece başarısızlığa dönüşür.Her başarıda bir başarısızlık ve her başarısızlıkta bir başarı gizlidir.Bu dünyada,form düzeyinde herkes er ya da geç başarısızlığa uğrar,ve elbette her başarı eninde sonunda başarısız olur.Tüm formlar geçicidir.
Siz hâlâ aktif yeni formlar ve durumlar yaratıp tezahür ettirmenin tadını çıkarabilirsiniz,ama  onlarla özdeşleşmezsiniz.Sizin onlarla benlik duygusu bulmaya ihtiyacınız yoktur.Onlar sizin yaşamınız değil,sadece yaşam durumunuzdur...

Eckhart Tolle/Şimdi’nin Gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 01 Ekim, 2017, 10:19:28
Olumsuz bir tepkiyi bırakmaya bir alternatif olarak,siz tepkinin dış nedenine geçirgen hale geldiğinizi imgeleyerek de onu ortadan kaldırabilirsiniz.Bunu önce küçük ,hatta önemsiz şeylerde uygulamanızı tavsiye ederim.Diyelim ki evde sessizce oturuyorsunuz.Birden,sokakta bir arabanın alarmı çalmaya başlıyor.Siz sinirleniyorsunuz.Bu sinirlenmenin amacı nedir?Hiçbir amacı yoktur.Onu neden yarattınız?Siz yaratmadınız.Zihin yarattı.Bu tamamen otomatik,tamamen bilinçsiz bir şeydi.Zihin onu neden yarattı?Çünkü o bilinç altında-sizin bir olumsuzluk ya da mutsuzluk olarak hissettiğiniz-direncinin,istenmeyen koşulu bir biçimde ortadan kaldıracağına inanır.Bu,elbette,bir yanılgıdır.Onun yarattığı direnç-bu vakada sinirlenme ya da öfkelenme-onun ortadan kaldırmaya çalıştığı ilk nedenden çok daha rahatsız edicidir.

Tüm bunlar spiritüel uygulamaya dönüştürülebilir.Bu durumda maddesel bir bedenin katılığı olmadan,geçirgen hale geldiğinizi hissedin.Sonra o gürültünün,ya da olumsuz tepkiye ne neden olmuşsa onun,içinizden geçmesine izin verin.O artık içinizde katı bir''duvara''çarpmayacaktır.Dediğim gibi önce küçük şeylerle uygulama yapın.Araba alarmı,köpek havlaması,çocukların çığlıkları,trafik sıkışıklığı gibi küçük şeylerle.İçinizde ''olmaması gereken’’şeylerin sürekli ve acı verici bir biçimde gelip çarptıkları bir direnç duvarı barındırmak yerine,bırakın her şey içinizden geçip gitsin.

Birisi size kaba,incitici bir söz söyler.Hemen saldırmak,savunmak ya da içine çekilmek gibi bilinçsiz bir tepkiye ya da olumsuzluğa girmek yerine,onun içinizden geçmesine izin verin.Hiç direnç göstermeyin.Bu sanki artık orada incinecek birinin bulunmaması gibidir.Bu bağışlamadır.Bu şekilde siz incinmez hale gelirsiniz.Eğer isterseniz,yine de bu insana davranışının kabul edilemez olduğunu söyleyebilirsiniz.Ama,bu insan artık sizin içsel halinizi kontrol etme gücüne sahip değildir.O zaman bu güç bir başkasında değil,sizde olur ve siz artık zihniniz tarafından yönetilmezsiniz.Bu ister bir araba alarmı,ister kaba bir insan,ister bir sel ya da deprem felaketi,ister tüm malınızı mülkünüz yitirmek olsun,direnme mekanizması aynıdır.

Eckhart Tolle/Şimdi’nin Gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: Deniz089 - 01 Ekim, 2017, 19:01:11
S:Ara sıra arzu duyduğunuz oluyor mu?
M:Arzular zihindeki dalgalardır. Siz bir dalga gördüğünüzde onu tanırsınız. Bir arzu,birçoğu arasında bir şeydir yalnızca. Onu doyurmak için bir dürtü hissetmiyorum,onunla ilgili bir eyleme geçme gereği olmuyor. Arzulardan bağımsız olmak şu demektir. Onu tatmin etmek konusunda içten gelen itici bir hissin, bir zorlanışın olmaması.

S: Arzuların iyi kötü,yüksek ve alçak olanları yok mudur?
M: Bütün arzular kötüdür ama bazıları diğerlerinden daha kötüdür. Bir arzunun peşine düşün, size daima sıkıntı ve dert verecektir.


S: Arzulardan kurtulma arzusu bile mi?
M: Niçin arzulamalı? Arzulardan kurtulma arzusu sizi özgür kılmayacaktır. Sizi hiçbir şey
Özgür kılanaz,çünkü siz zaten özgürsünüz. Kendinizi arzudan arınmış bir berraklıkta görün, bu kadar.

Ben O'yum. Sri Nisargadatta Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: Deniz089 - 02 Ekim, 2017, 14:15:42
An'ı yaşamanın farkındalığı üzerine çekilmiş güzel bir filmden... Dingin Savaşçı.

Yolculuğun kendi bizi mutlu eder, varılacak yer değil.

Öfke, şiddet, nefret aslında korkunun görüntüleri. Bu korku bütün kötülüğün kökenini oluşturuyor.

Sevemediğin insanlar genellikle en çok ihtiyaç duyduğun kimselerdir.

Asla hiçbir şey olmaz. Hayatta sıradan olan bir an yoktur.

 Daha iyisi ve daha kötüsü diye bir şey yoktur. Herkes aynıdır, Tek yapman gereken seçimlerin konusunda bilinçli ve eylemlerinden sorumlu olmak.

Aynı zamanda film Dan Millman'ın Dingin Savaşçı ,Zihnin Ötesindeki Mutluluk adlı kitabından uyarlanmıştır. Yazar kendi içsel serüvenini izleyici/okurla paylaşmış:)
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 02 Ekim, 2017, 19:15:52
Film’de başrol oyuncumuz Ron’un kendini kuleden atmak istediği o sahnede; Egosu kendini Ron ile birlikte öldürmek isteyipte;Ron’un kendini onunla birlikte öldürmek yerine egosunu aşağıya bırakması,yani ondan kurtulması sahnesi ilginçti.Ben o sahneden sonra egosundan kurtulmuş Ron’u daha çok izlemek isterdim mesela,her yönüyle  ;)
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 03 Ekim, 2017, 16:28:49
Eğer zihin, alıştırma yaparak ulaşılacak bir çeşit nihai ’O’olduğu fikrine tutunmaya devam ederse,Öz’ü ele geçirilemez veya onu her zaman bir adım ötede veya tamamen ulaşılamaz bir şey olarak hayal eder.Bu şekilde,nihai Hakikat’e olan yolculuk bir çeşit yüce bir destana veya bir çok zorluktan sonra ulaşılacak bir yolculuğa dönüşür.

Ruhsal arayışımız derinleştikçe,muhteşem bir berraklığın ve gerçek huzurun olduğu anları deneyimleriz.Bu ara sıra beliren,varoluşun içine atılan kısa bakışlar ile daha ileri gitmeye cesaretlendiriliriz.Sonra da bu deneyimlerin zihnin bir hayali tasavvuru mu yoksa gerçekten Öz’e mi ait olduklarını sorgularız.Bizim zaten değişmez olan Öz olduğumuz fikri nadiren dikkate alınır.

Mooji/Sen Özsün
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 05 Ekim, 2017, 18:47:46
Karma ya da kader,yararlı bir yasanın ifadesidir:Denge ,uyum ve birliğe doğru evrensel bir yönelişin.Her an her ne olursa en hayırlı yöndedir.O acı verici,çirkin ve anlamsız görünebilir,ama geçmiş ve gelecek dikkate alındığında,o feci bir durumdan tek çıkış yolu olarak en hayırlısıdır.

...

Karma,ilahî bir biçimde belirlenmiş bir tedavidir.Onu iyi karşılayın ve onun talimatlarına sadakatle uyun,iyileşeceksiniz.Bir hasta iyileştikten sonra hastaneyi terk edecektir.Hemen seçim ve eylem özgürlüğünde ısrar etmek sadece iyileşmeyi geciktirecektir.Kaderinizi kabul edin ve onu yerine getirin;kaderden kurtuluşun en kısa yolu budur.Arzu ve korkuyla hareket etmek esarettir,sevgiyle hareket etmek ise özgürlüktür.

...

S:Karma konusunda neden tasalanalım? o nasılsa kendi çaresine bakar.

M:Karmamız’ın çoğu kollektiftir.Biz başkalarının günahlarından dolayı ısdırap  çekeriz,başkaları da bizim günahlarımızdan dolayı ısdırap çekerler.İnsanlık birdir.Bu olguyu bilmemek onu değiştirmez.



Eğer sadece bir gözlemci olarak uzak durursanız,ısdırap çekmeyeceksiniz.Dünyayı gerçekten çok eğlendirici bir gösteri olarak göreceksiniz.
Isdırabın nedeni,algılayanın algılananla özdeşleşmesidir.Ondan arzu doğar,arzudan da sonuçları umursamayan kör eylem.Çevrenize bakın, göreceksiniz:Isdırap insanın eseridir.

S:Eğer ben O isem benim doğmama ne neden olur?

M:Geçmişte yerine getirilmemiş arzuların anısı enerjiyi yakalar ve kendisini bir kişi olarak tezahür ettirir.Bu enerji şarjı tükendiğinde, kişi ölür.Yerine getirilmemiş arzular bir sonraki doğuma aktarılır.Bedenle özdeşleşme daima yeni arzular yaratır ve onların sonu gelmez,ta ki esaret mekanizması açıkça görülene dek.Özgürleştirici olan açıkça görüştür,çünkü arzunun neden ve sonuçları açıkça görülmedikçe arzuyu terk edemezsiniz.Ben aynı kişinin tekrar doğduğunu söylemiyorum.O temelli olarak ölür.Ama onun anıları ve anıların içerdiği arzular ve korkular kalır.Onlar yeni bir kişi için enerji sağlar.Gerçek -olan bu işte rol almaz,ama ona ışık vererek onu mümkün kılar.

Maharaj


Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 06 Ekim, 2017, 07:40:30
Zihni, tezahür etmiş olanı incelemek için kullanın.Yumurtanın kabuğunu gagalayan bir civciv gibi olun.Kabuğun dışındaki hayat hakkında tahminlerde bulunmak pek yarar sağlamaz,ama kabuğu gagalamak kabuğu içten kırar ve civcivi özgürlüğe kavuşturur.Benzer şekilde,inceleyip sorgulayarak,zihnin çelişkilerini ve saçmalıklarını ortaya çıkararak,onu içten doğru kırın.

Soran:Kabuğu kırma özlemi nereden gelir?

Maharaj:Tezahür etmemiş olandan.

...

Düşünmeyi durdurmanız gerekmez,sadece ilgilenmeyi kesin,onlarla savaşmayın,aldırmayın,onları kendi hallerine bırakın,onlarla ilgili hiçbir şey yapmayın.Özgürleştiren bu ilgisizliktir.

...

Maharaj:Önce sözel olarak,sonra zihinsel ve duygusal olarak ve sonra eylem olarak,içinizdeki gerçeğe dikkatinizi verin,o aydınlığa çıkacaktır.Bu, tereyağı çıkarmak için yayıkta krema dövmeye benzer.Bunu doğru biçimde ve sürekli yapın,sonuç mutlaka gelecektir.

Soran:Mutlak nasıl olur da bir sürecin sonu olabilir?

Maharaj:Haklısınız,göreceli olan,mutlak ile sonuçlanmaz.Ama tıpkı yayığı çalkalamamanın tereyağının  kremadan ayrılmasını engellemesi gibi,göreceli olanda mutlak olanın önünü tıkayabilir.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: BenSiz - 06 Ekim, 2017, 13:09:11
Eski dünyada ünü sınırları aşıp gökleri tutmuş bir bilgenin methini yeni duymuş birisi "Gidip ben de göreyim bu ulu kişiyi, iktiza ederse hayır duasını alayım" deyip yola koyulmuş. Fakat görmeyi umduğundan başka şeyler gördüğü için canı sıkılmış ve hoşnutsuzluğunu hemen dile getirmiş:

"işittim ki siz ulu, mübarek bir kimseymişsiniz, sizi görmeyi o kadar istedim, o kadar evdim ki aşıp geldiğim uzun yol gözümü korkutup yıldıramadı, ayaklarım su toplayıncaya kadar hiç durmadan ilerledim, gece gündüz yüzlerce menzili geride bıraktım, konaklayıp dinlenemedim. Ama şimdi geldim ve gördüm ki siz öyle anlatıldığı gibi ulu ve mübarek bir kimse değilmişsiniz. Çöpe attığınız salatadan artakalanları alıp kız kardeşinize verdiğinizi gördüm. Bu insanlık değildi. Öğünden arta kalan pişmiş pişmemiş yemekleri başka bir öğün için bir kenara koyduğunuzu gördüm. Bu görgüsüzlüktü."

Bu sözler bilgenin sükûnetini hiç bozmamış ve sükûttan başka bir karşılık bulamamış. Ertesi gün ziyaretçi bilgeye tekrar uğramış, bu defa başka şeyler görmüş ve söylediklerine pişman olmuş:

"Dün sizde eksik ve kusur bulmuştum. Bugün böyle yapmamam gerektiğini ve asıl kusurun kendimde olduğunu anladım. Fakat siz nasıl oldu da söylediklerime karşı tamamen kayıtsız kaldınız ve cevap bile vermediniz?"

Bilge cevap vermiş:
 
"Zeki, bilge, mübarek, mukaddes gibi ünvanlar, yılanın derisini bırakması gibi, uzun zaman evvel bir kenara bıraktığım şeyler. Eğer dün bana öküz demiş olsaydınız, öküz ismini kabul ederdim, eğer at demiş olsaydınız at ismini kabul ederdim. Bir cevherin olduğu ve insanların isim verdiği her yerde o bu ismi kabul edecektir, çünkü her halde bu isme bağlı önyargıya boyun eğecektir."

Alıntı
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 08 Ekim, 2017, 09:54:14
S:Kendini idrak etmek çok önemli midir?

M:O olmazsa,arzular ve korkular sonsuz bir ısdırab  içinde anlamsızca tekrarlanarak sizi tüketir.İnsanların çoğu acının bir sonu olabileceğini bilmez.Ama onlar müjdeyi bir kez işittiklerinde,tüm çekişme ve mücadelenin ötesine geçmek,yerine getirilebilecek en acil görev olur.Siz özgür olabileceğinizi biliyorsunuz ve şimdi bu size kalmıştır.Ya özleyerek,yakalayarak,tutarak,daima kaybedip üzülerek ebediyen aç ve susuz kalırsınız ya da kendisine hiçbir şey eklenemeyecek veya ondan hiçbir şey çekip alınamayacak ebedi mükemmellik halini samimiyetle ararsınız.Onda hiçbir arzu ve korku yoktur;bu onlardan vazgeçmiş olduğunuz için değil,onlar anlamlarını yitirdikleri içindir.

Maharaj
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: BenSiz - 08 Ekim, 2017, 10:36:33
Bir arkadaşımız bu soruyu sormuş:
„Farkındalıkla anda kalma aynı şey midir? Farkındalık nedir ve duygusal farkındalık ile zihin farkındalığı gibi bir ayrım var mıdır?”

Bu soruları hepimiz için yanıtlamak isterim.

Farkındalık tanımlama olarak tamamen algıya dayalıdır ve “şimdi” olan zamanın içinde “olanı” olduğu gibi algılamaktır. Yani “dışarda” her ne oluyorsa veya varsa, aynısı zihnimizde de “var” o an. Bu anlamda farkındalık, algılanan hiçbir şeye herhangi bir anlam yüklemeden, yorum getirmeden, algılanan şey hakkında düşünmeden sadece izlemektir. Bu durumda izleyen fiil ile izlenen nesne arasındaki ayrım yok olur ve sadece “izleme eylemi”nin kendisi kalır. Farkındalığın kendisi bir eylem değildir.  Ancak kendisini eylem ile ifade etmek gerekirse sadece şahit konumunda izleyici diyebiliriz. Ve bunu “her an” yapan bir zihin daima bir farkındalığın içindedir ve hiçbir şekilde o an olanın dışında başka bir düşünce içermez. Farkındalık bu anlamda bir bilinç durumudur. Oldukça yüksek ve egonun düşünce sistemi içinde esir kimseler için ulaşılması zor bir bilinç düzeyidir. Bu zihin ezber bilgilerin çoğundan arınmış ve disipline edilmiş bir zihindir. Ve ancak böyle terbiye edilmiş bir zihin hakikatı idrak edebilecek kıvama gelir. Farkındalık istikrarlı bir çaba ile “öğrenilmesi” gereken bir durumdur dünya bilgileri ile tıkabasa dolu olan bir zihin için. Nihayetinde ama sadece bir unutmadır.

Örnek vermek gerekirse; bir ağaç hakkında topladığımız tüm bilgileri “unutup” o an gördüğümüz “şeye” ağaç demeden ve hiçbir şekilde tanımlamadan bakabilmektir. Tamamen düşüncesiz!

Birçok başka yollar gibi Mucizeler Kursu böylesi bir disiplini uygulayarak öğreten ve nihayetinde zihinsel dönüşüme götüren bir yoldur. Farkındalık, devamlı dikkat gerektiren bir durumdur. Odaklanma olarak değil, uyanık olma anlamında. Birçok kişi kısa süreli farkındalıklara ulaşıp, örneğin meditasyon yolu ile, tekrar o durumdan “düşerler”. Bu nedenle istikrar ve sabır gerekir. Ve hedefimizi her an yeniden ve yeniden teyit etmemiz gerekir. Hedef, zihnimizi tüm bildiklerimizden sıyırmak ise, hiçbir an “bildiğimize” güvenmeden her an kendimizi sorgulamayı öğrenmeliyiz. O zaman gerçek bilgiler içimizden yükselir ve bizlere hayat yolunda rehber olur. Bunu uygulamayı öğrenen kimse bu yolda ilerlemiş olandır ve onun artık ezber bilgilere ihtiyacı kalmaz. Her an her durumda tek doğru olan eylemi "bilmeden bilendir". Ve uygular. Başka bireylerin ve toplumların dayatmalarından bağımsız olarak.

Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 13 Ekim, 2017, 07:34:46
Egosal zihnin ayrılmaz bir parçası olan duygusal acının  bir başka veçhesi de derinlere-gömülü bir yoksunluk,bir eksiklik,bir bütün-olmama duygusudur.Bazı insanlarda bu bilinçli,diğerlerinde bilinçsizdir.Eğer o bilinçliyse,tedirginlik ve sürekli olarak değerli olmadığını ya da yeterince iyi olmadığını hissetmek şeklinde tezahür eder.Eğer o bilinçsizse,sadece dolaylı olarak şiddetli bir arzu,istek ve ihtiyaç olarak hissedilir.Her iki durumda da,çoğunlukla,insanlar içlerinde hissettikleri bu boşluğu doldurmak için ego’nun-doyumunun ve özdeşleşecek şeylerin peşine düşerler.Böylece onlar temelde kendilerini daha iyi hissetmek,daha tamam hissetmek için malın- mülkün,paranın,başarının,gücün,ünün ya da özel bir  ilişkinin peşine düşer,bunlar için uğraşıp çabalarlar.Ama,onlar tüm bu şeylere eriştiklerinde bile,çok geçmeden,boşluğun hâlâ orada olduğunu,onun dipsiz bir kuyu olduğunu anlarlar.O zaman başları gerçekten dertte olur,çünkü artık kendilerini aldatamazlar.Eh,aldatabilirler de ve bunu yaparlar da,ama bunu yapmak giderek zorlaşır.

Egosal zihin yaşamınızı yönettiği sürece,gerçekten rahat ve huzur içinde olamazsınız;siz-istediğiniz şeyi elde ettiğiniz,bir arzunuzu doyuma uğrattığınız o kısa zamanlar dışında-doyum içinde olamazsınız.Ego bir şeyden alınan bir benlik duygusu olduğundan,o dışsal şeylerle özdeşleşmeye ihtiyaç duyar.O sürekli olarak hem savunulmaya hem de beslenmeye ihtiyaç duyar.En yaygın ego özdeşleşmeleri mal-mülk,yaptığınız iş,toplumsal statü ve itibar,bilgi,eğitim,fiziksel görünüm,özel yetenekler,ilişkiler,kişisel ve ailesel geçmiş,inanç sistemleri ile ve ayrıca siyasi,milliyetçi,ırkçı,dini ve diğer ortak özdeşleşmelerle ilgilidir.Bunların hiç biri siz değilsiniz.

Siz bunu korkutucu bulmuyor musunuz?Ya da bunu bilmek bir çare olabilir mi?Siz tüm bu şeyleri er ya da geç bırakmak zorunda kalacaksınız.Belki siz bunu henüz inanılması güç  bir şey olarak görüyorsunuz ve ben kesinlikle sizden kimliğinizin bu şeylerde bulunamayacağına inanmanızı istemiyorum.Siz bunun gerçeğini kendiniz bileceksiniz.Siz bunu en geç ölümün yaklaştığını hissettiğinizde bileceksiniz.Ölüm siz olmayan her şeyin soyulup gitmesidir.Yaşamın sırrı’’ölmeden ölmek’’,ve ölüm diye bir şeyin olmadığını görmektir.

E.T
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 16 Ekim, 2017, 06:41:47
Zihin ağacı bilemez.O sadece ağaç hakkındaki olguları ya da bilgiyi bilebilir.Benim zihnim sizi bilemez, o sadece sizinle ilgili etiketleri,yargıları,olguları ve kanıları bilebilir.Sadece Var’lık direkt olarak bilir.Bu yaşamın kutsallığını ve gizemini yok etmeyen,olan her şey için derin bir sevgi ve saygı içeren bir biliştir.Bu zihnin hakkında hiçbir şey bilmediği bir biliştir.

Zihnin ve zihin bilgisinin de bir yeri vardır.Bu yer günlük yaşamın uygulama alanındadır.Ancak,o sizin-diğer insanlarla ve doğayla ilişkileriniz de dahil olmak üzere-yaşamınızın tüm veçhelerini ele geçirdiğinde,korkunç bir asalak haline gelebilir ve eğer bu asalak kontrol edilmezse sonunda gezegen üzerindeki tüm yaşamı-ve en sonunda ev sahibini de öldürerek,kendini-öldürebilir.

E.T
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 22 Ekim, 2017, 00:44:42

Soran:O harika deneyimlerin anıları hiç aklımdan çıkmıyor.Onları tekrar yaşamak istiyorum.

Maharaj:Onları tekrar yaşamak istediğiniz için onları yaşayamıyorsunuz.Bir şeyi şiddetle arzu etme hali tüm daha derin deneyimleri engeller.Ne istediğini tam olarak bilen bir zihin değerli bir deneyim yaşayamaz,çünkü zihnin hayal edebileceği ve isteyebileceği hiçbir şey çok değerli değildir.
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 25 Ekim, 2017, 16:05:06
Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi Nedir?

Tanrı kadar kesin olan Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,hataların düzeltilmesini ve akıl sağlığının tekrar geri kazanılmasını ifade eder.Zaten kaybolmamış olan her şeyi,hakikatte oldukları yere getirir ve sonsuza kadar hakiki olanı,gerçek yerine kavuşturur.O,Tanrı’nın sözünün illüzyonlarının  yerini alması için yapılan bir davettir.O,bağışlamanın tereddüt etmeden istisnasız her şeyi kapsamasına izin verme istekliliğidir.

   Mesih Bilincinin Tekrar Gelişinin her şeyi kapsayan doğası,dünyayı da kapsar.Sizinle birlikte tüm yaşamı ve yaşayan canlıların sonsuz güvenliğini garantiler.Bu gelişin getireceği özgürlüğün sınırı yoktur çünkü Tanrı’nın yaşamı sonsuz olmalıdır.Bağışlamak,Mesih Bilincinin Tekrar Gelişinin önünü açar çünkü  bağışlamak,her şeyi bir olarak kabul eder ve onlara gülümser.Böylece birlik sonunda fark edilmiş olur.
Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,Kutsal Ruhun öğrettiği dersleri sona erdirir ve Son Kararın önünü açar.Son tekrar yapılmış olduğunda,öğrenme gerçekleşir ve böylece kendinizi aşar ve Tanrı’ya erişirsiniz.Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,tüm zihinlerin Tanrı’nın Niyeti ve hakiki yaratım adına,Ruha dönüşü gerçekleştirmek için Mesih’in elini tuttukları zamandır.

   Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,zamanınız içerisinde gerçekleşen fakat zamanın etkileyemediği tek olaydır.Çünkü buraya gelmiş ve ölmüş olanlar,gelecek olanlar,şu anda burada olanlar,yarattıkları her şeyden,bir arada-eşit bir şekilde kurtulurlar.Bu eşitlik içerisinde Mesih Bilinci,tek Kimliğiniz olarak geri gelir ve Tanrı’nın Evladı her şeyin bir olduğunu bu şekilde hatırlar.Ve Tanrı,tek yaratımı ve neşesi olan Evladına gülümser.

Mesih Bilincinin Tekrar Gelişinin yakın olmasına dua edin,fakat bununla yetinmeyin.Mesih Bilincinin;sizin gözlerinize ve kulaklarınıza,ellerinize ve ayaklarınıza ihtiyacı var.Onun sizin sesinize ihtiyacı vardır.Ve hepsinden önemlisi istekli olmanıza ihtiyacı vardır.Şimdi Tanrı’nın Niyetini gerçekleştirebilecek olmamızı kutlayalım ve bu kutsal ışık içerisinde bir olalım.Şunu iyi anlayın;Tanrı’nın Evladı içimizde birdir ve biz Onun aracılığıyla,Yaratıcımızın Sevgisine erişebiliriz.

Mucizeler Kursu
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 30 Ekim, 2017, 06:33:43
Ben gerek İsa,gerek Buda,gerekse Vedanta tarafından ortaklaşa dile getirilen şu düşünceye bağlıyım:hepimiz zamanla kusursuzluğa ulaşmak zorundayız,ama ancak kusurluluktan vazgeçerek.Bu dünya bir hiçtir.O olsa olsa korkunç bir karikatür,Hakikatin bir gölgesi olabilir.Biz Hakikatin kendisine gitmeliyiz.Bizi O’na götürecek şey vazgeçiştir.Hayatlarımızın gerçek temeli vazgeçiştir;haz aldığımız her iyilik ânı ve gerçek hayat ancak kendimizi düşünmediğimiz zamanlarda mümkündür.Bu küçük ayrık benlik ölmelidir.O zaman Hakikatin içinde olduğumuzu,Hakikatin Tanrı olduğunu,O’nun bizim gerçek doğamız olduğunu ve O’nun hep içimizde ve yanımızda olduğunu göreceğiz.O’nun içinde yaşayalım ve duralım.Tek mutlu varoluş hali budur.Ruh düzlemindeki hayattan başka hayat yoktur;hepimiz ona ulaşmaya,onu gerçekleştirmeye çalışalım.

Swami Vivekananda/Maya ve Yanılsama
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: Deniz089 - 02 Kasım, 2017, 15:35:15
Mucize budur:'Kötü' gibi görünen her koşulun, kişinin ya da durumun ardında daha derin bir iyilik, bir hayır gizlidir. Siz olanı içsel olarak kabullendiğinizde, bu daha derin hayır size kendini hem içsel hem de dışsal olarak gösterir.'Kötülüğe direnmeyin' sözü insanlığın en yüksek gerçeklerinden biridir.

Eckhart Tolle
Dinginliğin Gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 03 Kasım, 2017, 05:19:32
Eğer ilişkide olduğunuz kişinin geçmişi sizin geçmişiniz olsaydı,onun çektiği acıları çekmiş olsaydınız,onun bilinç düzeyi sizin bilinç düzeyiniz olsaydı,siz de tam onun gibi düşünür ve davranırdınız.Bu idrakle birlikte bağışlama,şefkat ve huzur gelir.
Ego bunu işitmek istemez,çünkü eğer o artık tepkisel davranamaz ve kendini haklı göremezse,güç kaybedecektir.

Eckhart Tolle/Dinginliğin Gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 09 Kasım, 2017, 04:15:37
TESLİMİYETİN ANLAMI

Şimdi’nin kabullenilmesi

Soran:Siz birkaç kez ‘’teslimiyetten’’ söz ettiniz.Ben bu kavramdan hoşlanmıyorum.O bana biraz kaderci bir kavram gibi geliyor.Eğer biz daima içinde bulunduğumuz durumu kabullenirsek,onu düzeltmek için hiçbir çaba göstermeyiz.Oysa ilerleme bana ,hem kişisel hem toplumsal yaşamımızda,mevcut sınırlamalarımızı kabullenmeyip,onları aşmaya ve daha iyi bir şey yaratmaya çalışmak gibi görünüyor.Eğer biz böyle yapmamış olsaydık,hâlâ mağaralarda yaşıyor olurduk.Siz teslimiyeti içinde bulunduğumuz durumu değiştirmekle ve bir şeyler yapmakla nasıl bağdaştırıyorsunuz?
Cevap:Bazı insanlara için teslimiyet olumsuz çağrışımlar yapabilir,yenilgiyi,vazgeçmeyi,yaşamın zorluklarıyla başa çıkmamayı,uyuşuk hale gelmeyi vs.ima edebilir.Ancak,gerçek teslimiyet tamamen farklı bir şeydir.O içinde bulunduğunuz duruma pasif bir biçimde katlanmak ve o konuda hiçbir şey yapmamak anlamına gelmez.O plânlar yapmayı ya da olumlu eylemde bulunmayı bırakmak anlamına da gelmez.
Teslimiyet,yaşam akışına karşı koymak yerine ona izin vermeyi içeren basit ,ama çok derin bir bilgeliktir.Sizin yaşam akışını deneyimleyebileceğiniz tek yer şimdi’dir,öyleyse teslim olmak şimdiki  an’ı koşulsuz ve çekincesiz bir biçimde kabul etmektir.O ,olana içsel olarak direnmeyi bırakmaktır.İçsel direnme,olana zihinsel yargılama ve duygusal olumsuzluk yoluyla’’hayır’’demektir.O,özellikle işler’’ters gittiğinde’’yani zihninizin talepleri ya da katı beklentileri ile olan arasında bir uçurum ortaya çıktığında güçlü ve bariz hale gelir.Bu acı uçurumudur.Eğer yeterince uzun yaşamışsanız işlerin oldukça sık bir biçimde ‘’ters gittiğini’’ de bilirsiniz.Eğer yaşamınızdaki acı ve ıstırabı ortadan kaldırmak istiyorsanız,tam da o zamanlarda teslimiyeti uygulamanız gerekir.Olanı kabullenme sizi hemen zihinle özdeşleşmekten kurtarır ve böylece sizi Var’lığa yeniden bağlar.Direnç zihnin ta kendisidir.
Teslimiyet tamamen içsel bir fenomendir.Bu sizin dışsal düzeyde eyleme geçip durumu değiştiremeyeceğiniz  anlamına gelmez.Aslında,teslim olduğunuzda kabul etmeniz gereken genel durum değil,Şimdi denen küçük parçadır.
Örneğin,eğer siz bir yerde çamura saplanmışsanız,’’tamam,çamura saplanmaya sabırla katlanacağım,’’ demezsiniz.Katlanmak, razı olmak teslimiyet değildir.Sizin arzu edilmez ya da tatsız bir yaşam- durumunu kabullenmeniz gerekmez.Ya da kendinizi aldatıp çamura saplanmakta yanlış bir şey olmadığını söylemeniz gerekmez.Hayır.Siz ondan neyi elde etmek istediğiniz tam olarak görüp anlarsınız.Sonra dikkatinizi, onu zihinsel olarak etiketlemeden,şimdiki an’a daraltırsınız.Bu şimdi’yi hiç yargılamamak anlamına gelir.Dolayısıyla ,hiçbir direnç,hiçbir duygusal olumsuzluk yoktur.Siz bu anın ‘’oluşunu’’kabul edersiniz.Sonra eyleme geçer ve o çamurdan çıkmak için elinizden gelen her şeyi yaparsınız.Ben böyle bir eyleme olumlu eylem diyorum.O öfke,umutsuzluk ya da düş kırıklığından kaynaklanan olumsuz eylemden çok daha etkilidir.Böylece arzu edilen sonucu elde edene dek,Şimdi’yi etiketlemekten kaçınarak teslimiyeti uygulamayı sürdürürsünüz.

E.Tolle/Şimdi’nin Gücü

Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 09 Kasım, 2017, 04:16:59
Çoğu insan Şimdi’yi Şimdi’de olup bitenlerle karıştırır,ama o bu değildir.Şimdi,onun içinde olup bitenden daha derindir.O olup bitenin vuku bulduğu alandır.
Bu yüzden bu anın içeriğini Şimdi ile karıştırmayın.Şimdi,onun içinde ortaya çıkan her içerikten daha derindir.
Şimdi’ye girdiğinizde,zihninizin içeriğinin dışına çıkarsınız.Böylece,ardı arkası kesilmeyen düşünce akışı yavaşlar.Düşünceler artık tüm dikkatiniz çekip massetmez(içine çekmek),sizi tamamen kendi içlerine çekmezler.Düşünceler arasında aralıklar ortaya çıkar,geniş boşluklar ve dinginlik ortaya çıkar.Böylece, düşüncelerinizden ne kadar daha engin ve derin olduğunuzu idrak etmeye başlarsınız.

E.Tolle/Dinginliğin Gücü
Başlık: Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
Gönderen: yüksel - 03 Aralık, 2017, 13:04:37
TANRI  HASRETİ

TANRI İÇİN DELİRMEK

607.Bir şey için delirmeniz gerekiyorsa,bunu dünyevi şeyler için yapmayın.Tanrı sevgisiyle delirin.
608.Bazı kişiler oğulları olmadığı için gözyaşlarına boğulur,bazıları zengin olamadıkları için üzüntüden kendilerini yer.Fakat kaçı Tanrıyı göremediği için kedere boğulup ağlar?Gerçekten çok az kişi!Doğrusu kim Tanrıyı arar,Onun için göz yaşı dökerse,Ona ulaşır.
609.Tanrı özlemi ile yanıp tutuştan kişinin gözü,yeme içmeyi bile görmez.
610.Gerçekten susamış birisi nehrin suyu çamurlu deyip,temiz su bulmak için kuyu kazmaz.Aynı şekilde gerçekten spiritüel anlamda  susamış birisi de elindeki dini göz ardı etmez,bu ister Hinduizm olsun,ister başka bir din olsun…
O kendisine bir din yaratmaya kalkmaz.Gerçekten susamış kişinin böyle teferruatlarla uğraşacak vakti yoktur.

TANRIYA ÖZLEMİN GERÇEK DOĞASI

611.Bir pinti altını nasıl arzularsa,sizin de kalbiniz Onu arzulasın.
612.Boğulan bir kişi nefes almak için nasıl can atıyorsa,Tanrıyı bulmadan önce,Rab için kalben böyle bir hasret duymalıdır.

615.Tanrıya olan Sevginizin ne kadar yoğun olması gerektiğini biliyor musunuz?Kendisini kocasına adamış bir kadının kocasına duyduğu sevgiye,bir pintinin istiflediği malına olan bağımlılığına,dünyevi zihniyetli bir kişinin dünyalıklarının peşinden koşmasına benzer.Kalbinizdeki Tanrı bu üç örneğin toplamı kadar yoğunsa,işte o zaman Ona ulaşabilirsiniz.
616.İsa bir gün deniz kıyısında dolaşırken,adanmışlardan biri yanına yaklaşıp ona:’’Efendim,kişi Tanrıya nasıl ulaşabilir?’’diye sordu.İsa,soruyu soran kişiyi yanına alarak doğruca suya doğru yürüdü ve onu suya daldırdı.Kısa bir süre sonra onu sudan çıkardı,kollarından tutarak sordu;’’Nasıl hissettin?’’Adam cevapladı;’’Son dakikamın geldiğini sandım.Çok çaresiz bir durumdu.’’Bunun üstüne İsa şöyle dedi;’’Nefese hasret kaldığın gibi,kalbin Tanrıya da hasret kalırsa,o zaman onu göreceksin.

619.Mayanın kıskacından kurtulmak için hangi araçları kullanmalıyız?Mayanın kıskacından kurtulmayı kim  hasretle arzularsa,bu kişiye Tanrının yolu kendiliğinden görünür.Sadece dur durak bilmeyen bir hasret gereklidir.

621.Kimin hasreti ve konsantrasyonu yüksekse,o kişi Tanrıya daha çabuk ulaşır.

628.Çocuk şöyle dedi;’’Anne,acıktığım zaman beni uyandır.’’Annesi şu şekilde cevapladı;’’Açlığın kendisi,seni uyandıracaktır.’’

630…Rab kalpten gelen,derin bir sevgiyle bir adanmışı tarafından çağrıldığında,fazla oyalanamaz.

Şri Ramakrişna Paramahansa/Yoga Sohbetleri