Son İletiler

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
91
Karışık / Ynt: TANRIM,SANA OLAN SEVGİM GERİ DÖNÜYOR..
« Son İleti Gönderen: yüksel 15 Ekim, 2017, 13:39:40 »
''Bugün,Kutsal Ruh benim gözlerimden bakıyor.''

Bugün,Mesih gözlerimi kullanmak için izin istiyor ve böylece dünyayı kurtaracak.Benden bu hediyeyi O’na vermemi istiyor ki,O da bana iç huzuru verip tüm acı ve dehşeti zihnimden temizleyebilsin.Zihnim onlardan temizlendikçe,dünyanın üzerine çöreklenmiş gibi görünen tüm rüyalar ortadan kalkacaktır.Kurtuluş, birlikte olmalıdır.Bu yüzden;ben kurtulduğumda,dünya da benimle birlikte kurtulmalıdır çünkü hepimiz birlikte kurtarılmalıyız.Korku farklı şekillerde ortaya çıkar ama sevgi birdir.

Tanrım,Mesih’in istediği hediyeyi O’na vereceğim çünkü verdiklerim,sadece kendime verilir.Bugün,Mesih’in gözlerini kullanmam için bana yardımcı ol ve Kutsal Ruhun Sevgisinin,gördüğüm her şeyi kutsamasına izin ver.Böylece O’nun bağışlayan Sevgisi,benimle kalabilir.

Mucizeler Kursu/Dersler
92
Şiirsel & Nefesvari / Ynt: MEVLÂNA
« Son İleti Gönderen: yüksel 15 Ekim, 2017, 09:12:30 »
Bir sevgi ki parlayınca yandın gitti
Gönlüm,ona kandın hem inandın gitti
Aklındaki dersi,ilmi hep terkettin
Şiir ve rubâîye dadandın gitti!

Mevlâna
93
Şiirsel & Nefesvari / SEVEN VE SEVGİLİ
« Son İleti Gönderen: Pınar Aydın 14 Ekim, 2017, 17:43:01 »
Sevgi, seven kişinin vasıflarının sevgilininkine evrilmesi demektir.
CÜNEYD BAĞDADİ
94
Şiirsel & Nefesvari / Ynt: MEVLÂNA
« Son İleti Gönderen: yüksel 14 Ekim, 2017, 14:59:20 »
Bir ırmak denize doğru akar,çağlayarak aslından ayrı düştüğü için sanki ağlayarak,başını taştan taşa çarparak denize kadar gider.Denize dökülünce artık ırmaklığı kalmaz.Orada yok olur gider.

Mevlâna
95
Karışık / Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
« Son İleti Gönderen: yüksel 13 Ekim, 2017, 07:34:46 »
Egosal zihnin ayrılmaz bir parçası olan duygusal acının  bir başka veçhesi de derinlere-gömülü bir yoksunluk,bir eksiklik,bir bütün-olmama duygusudur.Bazı insanlarda bu bilinçli,diğerlerinde bilinçsizdir.Eğer o bilinçliyse,tedirginlik ve sürekli olarak değerli olmadığını ya da yeterince iyi olmadığını hissetmek şeklinde tezahür eder.Eğer o bilinçsizse,sadece dolaylı olarak şiddetli bir arzu,istek ve ihtiyaç olarak hissedilir.Her iki durumda da,çoğunlukla,insanlar içlerinde hissettikleri bu boşluğu doldurmak için ego’nun-doyumunun ve özdeşleşecek şeylerin peşine düşerler.Böylece onlar temelde kendilerini daha iyi hissetmek,daha tamam hissetmek için malın- mülkün,paranın,başarının,gücün,ünün ya da özel bir  ilişkinin peşine düşer,bunlar için uğraşıp çabalarlar.Ama,onlar tüm bu şeylere eriştiklerinde bile,çok geçmeden,boşluğun hâlâ orada olduğunu,onun dipsiz bir kuyu olduğunu anlarlar.O zaman başları gerçekten dertte olur,çünkü artık kendilerini aldatamazlar.Eh,aldatabilirler de ve bunu yaparlar da,ama bunu yapmak giderek zorlaşır.

Egosal zihin yaşamınızı yönettiği sürece,gerçekten rahat ve huzur içinde olamazsınız;siz-istediğiniz şeyi elde ettiğiniz,bir arzunuzu doyuma uğrattığınız o kısa zamanlar dışında-doyum içinde olamazsınız.Ego bir şeyden alınan bir benlik duygusu olduğundan,o dışsal şeylerle özdeşleşmeye ihtiyaç duyar.O sürekli olarak hem savunulmaya hem de beslenmeye ihtiyaç duyar.En yaygın ego özdeşleşmeleri mal-mülk,yaptığınız iş,toplumsal statü ve itibar,bilgi,eğitim,fiziksel görünüm,özel yetenekler,ilişkiler,kişisel ve ailesel geçmiş,inanç sistemleri ile ve ayrıca siyasi,milliyetçi,ırkçı,dini ve diğer ortak özdeşleşmelerle ilgilidir.Bunların hiç biri siz değilsiniz.

Siz bunu korkutucu bulmuyor musunuz?Ya da bunu bilmek bir çare olabilir mi?Siz tüm bu şeyleri er ya da geç bırakmak zorunda kalacaksınız.Belki siz bunu henüz inanılması güç  bir şey olarak görüyorsunuz ve ben kesinlikle sizden kimliğinizin bu şeylerde bulunamayacağına inanmanızı istemiyorum.Siz bunun gerçeğini kendiniz bileceksiniz.Siz bunu en geç ölümün yaklaştığını hissettiğinizde bileceksiniz.Ölüm siz olmayan her şeyin soyulup gitmesidir.Yaşamın sırrı’’ölmeden ölmek’’,ve ölüm diye bir şeyin olmadığını görmektir.

E.T
96
Karışık / Ynt: TANRIM,SANA OLAN SEVGİM GERİ DÖNÜYOR..
« Son İleti Gönderen: yüksel 11 Ekim, 2017, 07:23:19 »
Gerçek dünya,algının sunduğu diğer her şey gibi bir sembol,bir metafordur.Fakat gerçek dünya,sizin yarattığınızın tersini temsil eder.Sizin dünyanız,korkunun gözleri ile görülür ve zihninize dehşetin kanıtlarını sunar.Gerçek dünyanın tek algılanma yolu bağışlamanın kutsadığı gözlerle bakmaktır.Böylece gözleriniz,dehşetin mümkün olmadığı ve korkunun kanıtlarının olmadığı bir dünya görür.
Gerçek dünya,sizin dünyanıza yansıyan her kederli düşüncenin karşıtı bir düşünceyi barındırır.O,sizin dünyanızda mevcut olan korku görüntüleri ve savaş çığlıklarının tamamen düzeltilmiş gerçekliğini barındırır.Gerçek dünya,sessiz gözler ve huzur içinde bir zihin tarafından tamamen farklı algılanan bir dünya ortaya koyar.Orada,sükunet dışında hiçbir şey yoktur.Orada,acı ve keder çığlıkları duyulmaz.Çünkü hiçbir şey bağışlamanın dışında kalmaz.Görüntüler hoşgörülü ve anlayışlıdır.Kendini bağışlayan zihne sadece mutlu görüntüler ve sesler ulaşır.
Böyle bir zihnin ölüm,saldırı ve intikam düşüncelerine  ihtiyacı olabilir mi?

Mucizeler Kursu/Dersler
97
Karışık / Ynt: TANRIM,SANA OLAN SEVGİM GERİ DÖNÜYOR..
« Son İleti Gönderen: yüksel 10 Ekim, 2017, 17:01:43 »
..Tanrı’nın,kendi yarattığım görüşümü düzeltmediğinde gördüklerim acı verici ve korkutucudur.Gerçek gibi algıladığım rüyanın zihnimi kandırmasına artık izin vermiyorum.Bugün,şu andaki mutluluğumu arıyorum ve aradığım şey dışında hiçbir şeye bakmayacağım..

Mucizeler Kursu/Dersler
98
Şiirsel & Nefesvari / Ynt: MEVLÂNA
« Son İleti Gönderen: yüksel 09 Ekim, 2017, 19:56:52 »
Sarmış beni aşkınla gelen bir hava
Can almada özlemin o ayrı dava!
Ben gönlümü yüzbin cana vermezdim ya
Bir tek gülüşünle gitti hepten bedava

Mevlâna
99
Karışık / Ho'oponopono Yöntemi
« Son İleti Gönderen: Deniz089 08 Ekim, 2017, 21:24:54 »
Dr. Hew Len adlı terapistin, arınmayla ilgili bence basit ama çok etkili olduğumu hissettiğim antik Hawaii yöntemi:)

Bu yöntem; karşımızdaki insanın yaşadığı duyduğumuz öğrendiğimiz anda bizim sorunumuz olarak algılayıp kendi içimizde bundan arınarak karşımızdakini de arındırma yolunu öğretiyor. Sadece insanlar değil her şeyi arındırıp temizlemenin yoludur bu. Tüm bilinen ya da bilinmeyen negatif enerjileri, pozitif olanla değiştirerek arındırır. Bunun içinde sevgi yi kullanır. 4 temel kalıp vardır.

özür dilerim, lütfen beni affet, seni seviyorum, teşekkür ederim. Bu sözleri sürekli içimizden tekrarlamak yeterli. Böylece arınma gerçekleşmiş oluyor. Ya da sadece seni seviyorum, teşekkür ederim de diyebiliriz.

Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyler-'aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın.'

Herhangi bir problemi çözmek istiyorsanız, kendiniz üzerinde çalışın. Eğer başka biriyle probleminiz varsa, kendinize şöyle sorun, “Bu kişinin canımı sıkmasına neden olan içimdeki şey nedir?”. İnsanlar yaşamınıza sadece sizin canınızı sıkmak için çıkagelirler! Eğer bunu biliyorsanız, herhangi bir durumu kaldırabilirsiniz ve orada salıverebilirsiniz. Basittir: “Olan şeyler için üzgünüm. Lütfen beni bağışla.”
— Benim ve o kişi için probleme neden olan içimdeki hatalı düşünceler için üzgünüm; lütfen beni bağışla”

Dr. Hew Len
100
Karışık / Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
« Son İleti Gönderen: BenSiz 08 Ekim, 2017, 10:36:33 »
Bir arkadaşımız bu soruyu sormuş:
„Farkındalıkla anda kalma aynı şey midir? Farkındalık nedir ve duygusal farkındalık ile zihin farkındalığı gibi bir ayrım var mıdır?”

Bu soruları hepimiz için yanıtlamak isterim.

Farkındalık tanımlama olarak tamamen algıya dayalıdır ve “şimdi” olan zamanın içinde “olanı” olduğu gibi algılamaktır. Yani “dışarda” her ne oluyorsa veya varsa, aynısı zihnimizde de “var” o an. Bu anlamda farkındalık, algılanan hiçbir şeye herhangi bir anlam yüklemeden, yorum getirmeden, algılanan şey hakkında düşünmeden sadece izlemektir. Bu durumda izleyen fiil ile izlenen nesne arasındaki ayrım yok olur ve sadece “izleme eylemi”nin kendisi kalır. Farkındalığın kendisi bir eylem değildir.  Ancak kendisini eylem ile ifade etmek gerekirse sadece şahit konumunda izleyici diyebiliriz. Ve bunu “her an” yapan bir zihin daima bir farkındalığın içindedir ve hiçbir şekilde o an olanın dışında başka bir düşünce içermez. Farkındalık bu anlamda bir bilinç durumudur. Oldukça yüksek ve egonun düşünce sistemi içinde esir kimseler için ulaşılması zor bir bilinç düzeyidir. Bu zihin ezber bilgilerin çoğundan arınmış ve disipline edilmiş bir zihindir. Ve ancak böyle terbiye edilmiş bir zihin hakikatı idrak edebilecek kıvama gelir. Farkındalık istikrarlı bir çaba ile “öğrenilmesi” gereken bir durumdur dünya bilgileri ile tıkabasa dolu olan bir zihin için. Nihayetinde ama sadece bir unutmadır.

Örnek vermek gerekirse; bir ağaç hakkında topladığımız tüm bilgileri “unutup” o an gördüğümüz “şeye” ağaç demeden ve hiçbir şekilde tanımlamadan bakabilmektir. Tamamen düşüncesiz!

Birçok başka yollar gibi Mucizeler Kursu böylesi bir disiplini uygulayarak öğreten ve nihayetinde zihinsel dönüşüme götüren bir yoldur. Farkındalık, devamlı dikkat gerektiren bir durumdur. Odaklanma olarak değil, uyanık olma anlamında. Birçok kişi kısa süreli farkındalıklara ulaşıp, örneğin meditasyon yolu ile, tekrar o durumdan “düşerler”. Bu nedenle istikrar ve sabır gerekir. Ve hedefimizi her an yeniden ve yeniden teyit etmemiz gerekir. Hedef, zihnimizi tüm bildiklerimizden sıyırmak ise, hiçbir an “bildiğimize” güvenmeden her an kendimizi sorgulamayı öğrenmeliyiz. O zaman gerçek bilgiler içimizden yükselir ve bizlere hayat yolunda rehber olur. Bunu uygulamayı öğrenen kimse bu yolda ilerlemiş olandır ve onun artık ezber bilgilere ihtiyacı kalmaz. Her an her durumda tek doğru olan eylemi "bilmeden bilendir". Ve uygular. Başka bireylerin ve toplumların dayatmalarından bağımsız olarak.

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]