Gönderen Konu: engelliler ve mucizeler kursu  (Okunma sayısı 733 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ashima

  • Newbie
  • *
  • İleti: 18
engelliler ve mucizeler kursu
« : 08 Mayıs, 2017, 18:48:08 »
Sevgili Bensiz, otizmli bir kızım var ve bu konu sürekli kafama takılıyor. Mucizeler kursu otizm ve zihinsel engellilik durumu ile ilgili ne söylüyor acaba? Otizmli ya da zihinsel engelli olmakta illüzyonun bir parçası bunu anlıyorum ama peki bu kişilerin kurtuluşu bu yaşamlarında mümkün değil mi? Bu konuyla ilgili bir bakış açısı varmıdır? Onlara yardımcı olabileceğimiz (farkındalık için) bir seçenek var mı? Şimdiden teşekkür ederim.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: engelliler ve mucizeler kursu
« Yanıtla #1 : 08 Mayıs, 2017, 22:31:03 »
Sevgili Bensiz, otizmli bir kızım var ve bu konu sürekli kafama takılıyor. Mucizeler kursu otizm ve zihinsel engellilik durumu ile ilgili ne söylüyor acaba? Otizmli ya da zihinsel engelli olmakta illüzyonun bir parçası bunu anlıyorum ama peki bu kişilerin kurtuluşu bu yaşamlarında mümkün değil mi? Bu konuyla ilgili bir bakış açısı varmıdır? Onlara yardımcı olabileceğimiz (farkındalık için) bir seçenek var mı? Şimdiden teşekkür ederim.

Mucizeler Kursu'nda bu tür özel konuları hatırlamıyorum. Ama Mucizeler Kursu bizlere şu ilkeyi öğretir: ancak zihin tamamen sakinleştiğinde ya da sessizleştiğinde TANRI'YI hatırlayabiliriz. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: TANRI ya da ruhani özbenliğimiz ile olan bağlantımızı dünyanın gürültüsü ve gözboyayıcı görüntülerini geride bırakarak yalnızlıkta deneyimleyebiliriz. Aydınlanmaya, başka bir deyişle TANRI'YA uyanmaya yönelik tüm spiritüel metodların ortak yönü yalnızlıktır.

Otizm Yunanca'dan gelen "auto" kelimesinden türemiştir ve anlamı "kendisi" dir. "Kendisi" kelimesi spiritüel anlamda yalnızlığı ve içe dönüklüğü içerir. Otistler ve spiritüel yolda olanların ortak yönü sessizliktir. Otistlerin "normal" insanlara nazaran algılarının farklı çalışmasından dolayı sessiz kalmaları ile spiritüel yolda olanların sessizliği tercih etmeleri, sessizliğin ÖZ'E ulaşmanın olmazsa olmazı olduğunu gösterir. Örneğin Kızılderili kültüründe gençlerin yetişkinliğe geçmek için inisiyasyon olarak uyguladıkları vizyon arayışları vardır. Bu ritüel doğada birkaç günlüğüne tamamen yalnız kalmayı ve sayesinde "kendisi" ile karşılaşmayı hedefler.

Hrıstiyanlığın başlangıcında eski çöl babaları bilgeliğin gelişmesi için minik ve süssüz çöl kulübelerine çekilirlerdi. Eski Yunanca'da adı kelion idi. Hücre. Bu kişiler de sessizliğin içinde kalarak aydınlanmayı hedefleyen bilge insanlardı. Sessizlikte kelimelerin kurgusal geçiti bittiğinde kelimelere dayanan iletişim de biter ve başka bir iletişim şekline yol açar: resimsel ve sezgisel bir iletişime.

Bunun ne demek olduğunu otistler bilir çünkü onların doğal iletişim halidir bu. Kelimelere anlam yüklemek ve böylece kısıtlı ve birbirinden kopuk yapboz oyunu gibi olan dünyevi iletişim şekli otistler için cehennem gibidir. Onları kelimelere dayanan iletişime zorlamak onların bütün olan algısını paramparça etmek demektir. Spiritüel yolda olanların uzun süre alan ve sıkı bir disiplin ile ulaşmaya çalıştıkları sessizlik ve ondan doğan doğal algılama efor ve istek gerektirirken otistlerin doğal hali budur. Ama dünya otistlerin algısına ters düşen bir şekilde işlediği için onlar acı çekerler ve aşırıya kaçan davranışlar sergilerler. Yani, dünya da onlar gibi sessiz olsaydı sorun olmazdı. Aslında otistler bizelere şu mesajı verirler:

"Biz sizlerin (normallerin) dilini bilmiyoruz ama yaptıklarınızı anlıyoruz. Sizler bizim dilimizi biliyorsunuz ama bizim yaptıklamızı anlamıyorsunuz. Susun ve sessiz olun ve bizim dilimizden konuşun. Bu çok basit ve kolay. İşte o zaman bizi anlayacaksınız ve bizler dost olabileceğiz."

İnsanların büyük bir yanılgısı, otistlerin zekasının olmadığını varsaymaları. Otistlerin handikaplari kendilerini korumak için dünyaya karşı algılarını kapatmış olmaları. Bu da normaller tarafından onların geri zekalı olduğunu düşünmelerine yol açıyor. Oysa nice otist insanlık tarihinde şaşırtan ve dahiliği gösteren özelliklere sahiptir. Otizm konusu son derece içsel bir meseledir ve aslında farkındalık açısından normal insanlardan üstündürler. Sadece dünyanın gürültüsü ve anlamsızlığını hazmedemediklerinden zihinsel özürlü olarak tanımlanırlar çünkü kendilerini kapatırlar. Ama ben sorarım; acaba onlar mı zihinsel özürlü yoksa normaller mi?

Uzun lafın kısası, bu konuyu KUTSAL RUH'A teslim etmek en doğru yol olur. Bizler neyin doğru olduğunu kendimiz için bile bilmezken başkası için, hele bir de bu kadar narin bir zihne sahip insan için iyi olanı nasıl bilebiliriz ki? Kurtuluşa kimbilir onlar biz normallerden daha yakındır. Bunu ama KUTSAL RUH'UN rehberliğine bırakalım. Bırakalım kontrolü. Vazgeçelim kendimiz ve başkaları için insanî düşünce sistemimizle çözümler üretmeyi.

Sevgili ashima... Kızın hakkında "zihinsel engelli" veya "otist" kelimesini dahi iptal etmeni öneririm. O olduğu gibi en doğru bu yaşamında. Otistmiş, engelliymiş, şöyleymiş, böyleymiş gibi tanımlamaların tümü egonun düşünce sistemine dahil. Bazı şeyleri anlamak için onun (egonun) düşünce sistemini kullanıyoruz ama değerlendirmeyi KUTSAL RUH'A teslim ediyoruz. Ve başkalarının dedikleri, ona iyi gelmesi haricinde, son derece anlamsız ve gereksiz bence.

Ve en önemlisi; her ne kadar bir insanın bedeni ve zihni bu dünyada engelli ya da eksik gibi görünse de, onun içindeki TANRI OĞLU'NU görmeye gayret etmeliyiz. İnsanoğlu her ne şekilde olursa olsun gerçek değil ama TANRI OĞLU gerçek...

Her ikinize Sevgilerimle ...


Çevrimdışı ashima

  • Newbie
  • *
  • İleti: 18
Ynt: engelliler ve mucizeler kursu
« Yanıtla #2 : 08 Mayıs, 2017, 23:21:33 »
Bu güzel yanıt için çok teşekkür ederim.
Evet sözlü iletişim o kadar anlamsız ve gereksiz  ki kızım için, sadece bir şeye ihtiyacı olduğu zaman konuşuyor. Yazdıklarında çok haklısın, ilk önce ego çok ağır basıyor, hayallerinin dışında bir şeyle karşılaşıyorsun, toplum zaten hiç boş durmuyor ama kendi adıma söylemem gerekirse ben o kadar yol katettim ki kızım sayesinde sanki bana yol gösterici olarak gelmiş gibi... Tabii başlarda bir sürü yolu denedim,anlık rahatlamalar dışında hiç biri bir yere götürmedi ama hepsi aramaya devam etmem için vesile oldu. Sonuçta benim içsel kabulüm ile onun içsel huzuru birlikte oldu. Ama tabii yaşadığım her ne olursa olsun onun gözünden de bakmaya çalışıyorum.  Mesela dersleri okuyabilir, okumalı mı diye düşündüm... 5 yaşlarında bir dönem kendiliğinden kütüphanede duran incili almıştı ve tutkulu bir şekilde onunla uyuyordu, psikiyatristlerin yorumu kitabın kabında bir şey ilgisini çekiyordur olmuştu,ama ben öyle düşünmüyordum.
Bizden de kocaman sevgiler 

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
Ynt: engelliler ve mucizeler kursu
« Yanıtla #3 : 08 Mayıs, 2017, 23:38:31 »
Sonuçta benim içsel kabulüm ile onun içsel huzuru birlikte oldu.

Bu cümlen tüm kursun bizleri ulaştırmaya çalıştığı hedefi içeriyor sevgili ashima.
Teslimiyet... Olanı dirençsiz olduğu gibi kabul etmek... Ve bunu davul zurna ile değil, sessizce içsel bir şekilde yapmak...

"Benim huzurum senin huzurundur. Sen izin verirsen" diyerek... Ve oluruna bırakmak herhangi bir netice beklemeden...

Çevrimdışı ashima

  • Newbie
  • *
  • İleti: 18
Ynt: engelliler ve mucizeler kursu
« Yanıtla #4 : 09 Mayıs, 2017, 08:59:45 »
Çok teşekkürler, yüreğine sağlık sevgili Bensiz...