Gönderen Konu: GİRİŞ  (Okunma sayısı 470 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 202
GİRİŞ
« : 13 Aralık, 2016, 13:28:43 »
1. Öğretimin ve öğrenimin rolü dünyanın düşünüşünde aslında tersine dönüktür. Bu ters dönüş önemlidir. Öğretmen ve öğrenci ayrıymış gibi görünürken, öğretmenin kendine değil öğrenene bir şey veren olduğu sanılır. Ayrıca öğretme eyleminin kendisi,  bir kişinin kendine ait zamanın nispeten küçük bir oranının adandığı özel bir faaliyet gibi kabul edilir. Diğer tarafta kursda, öğretmenin ve öğrenenin aynı olduğundan, öğretmenin öğrenmek olduğu vurgulanıyor. Ayrıca, öğretimin kesintisiz bir süreç olduğu vurgulanıyor; o günün her anında gerçekleşiyor ve uykudaki düşüncelere kadar devam ediyor.

2. Öğretmek göstermektir. Sadece iki düşünce sistemi vardır ve sen tüm zaman boyunca ya birinin ya da diğerinin doğru olduğuna inandığını gösterirsin. Senin gösterdiklerinden başkaları öğrenir – tıpkı senin gibi. Soru, öğretmek isteyip istemediğin değildir, çünkü bu konuda hiçbir seçim yoktur. Kursun amacının, senin eline öğretmek istediğini, öğrenmek istediğinin temelinde seçmen için bir araç vermek olduğu söylenebilir. Sen başka hiçkimseye bir şey veremezsin, sadece kendine ve bunu öğreterek öğrenirsin. Öğretim, senin inandıklarını kanıtlamaları için sadece bir çağrıdır tanıklara. Bu dönüşümün bir yöntemidir. Bu yalnız kelimeler aracılığıyla olmaz. Her durum, başkalarına kendinin ne olduğunu ve onların senin için ne olduğunu öğretmek için bir fırsat olmalı. Bundan fazlası olması gerekmez ama asla daha azı da olmamalı.

3. Senin hazırladığın öğretim planı bu nedenle yalnızca kendinin ne olduğuna dair inancının ve başkalarının seninle olan ilişkilerinin ne olduğuna dair inandığının doğrultusunda belirlenir. Formal öğretim durumunda bu sorular senin öğrettiğini sandığın şey ile tamamen ilişiksiz olabilirler. Ancak, herhangi bir durumun içeriğini, gerçekten öğrettiğin ve dolayısıyla öğrendiğinin lehine kullanmamak imkansızdır. Bunun için, öğretiminin sözsel içeriği oldukça önemsizdir. Onunla denk olabilir veya olmayabilir. İşte senin söylediklerinin altında yatan bu öğretimdir sana öğreten. Öğretmek, sadece kendin hakkında olan inancını pekiştirir. Onun temel amacı, özgüvensizliği azaltmaktır. Bu, senin korumaya çalıştığın özün gerçek olduğu anlamına gelmez. Ama bu, senin gerçek olduğuna inandığın özün, öğrettiğin şey olduğu demektir.

4. Bu kaçınılmazdır. Buradan kaçış yok. Nasıl başka türlü olabilir ki? Dünyanın öğretim planını takip eden herkes - ve burada onu, başka bir zihne sahip olana kadar herkes takip eder - sadece kendi kendini olmadığını olduğuna dair ikna etmek için öğretir. Burada dünyanın amacı yatmaktadır. Başka ne olabilirdi ki öğretim planı? Bu, çaresizlik ve ölüm öğreten umutsuz ve kapalı öğretim durumuna TANRI, KENDİ öğretmenlerini gönderir. Ve O'NUN sevinç ve umut derslerini öğreterek, kendi öğrenimleri sonunda tamamlanır.

5. TANRI öğretmenleri olmasaydı kurtuluş için az umut olurdu çünkü, günahlar dünyası ebediyen gerçek gibi görünürdü. Kendilerini aldatanlar aldatmalılar çünkü, onlar aldatmayı öğretmek zorundalar. Ve bu cehennemden başka nedir ki? Bu TANRI öğretmenleri için bir El Kitabıdır. Onlar mükemmel değiller, aksi takdirde burada olmazlardı. Ama mükemmel olmak onların buradaki görevidir, ve böylece onlar tekrar ve tekrar çok farklı şekillerde bu dersi kendileri öğrenene kadar mükemmellik öğretirler. Ve sonra onların düşünceleri ebediyen gücün ve hakikatın kaynağı olmasına rağmen artık görülmezler. Kimdir onlar? Nasıl seçilirler? Ne yaparlar? Nasıl kendilerinin ve dünyanın kurtuluşunu için çalışabilirler? Bu El Kitabı bu soruları yanıtlamaya çalışıyor.

Mucizeler Kursu, Öğretmenler için El Kitabı, Giriş - Çeviri: BenSiz