Gönderen Konu: Ders 139  (Okunma sayısı 408 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gökçe

  • Global Moderator
  • Newbie
  • *****
  • İleti: 37
  • SEVGİ, umut, iman
Ders 139
« : 06 Mart, 2017, 10:08:17 »
Ders 139
 
Kendim için KEFARETİ kabul edeceğim.

1. İşte burası seçimin sonu çünkü burada kendimizi TANRI'NIN bizi yarattığı şekilde kabul etmenin kararına geldik. NE olduğumuzun eminsizliği dışında seçim nedir ki? Bunun buradan kaynaklanmadığı konusunda hiçbir şüphe yoktur. Bunu yansıtmayan bir soru yoktur. Tek, basit bir soruyu "Ben neyim?" sorusunu gerektirmeyen bir çelişki yoktur.

2. Kendisini tanımayı reddeden biri dışında kim bu soruyu sorabilir ki? Sadece kendini kabul etmeyi reddetme bu soruyu samimi gösterebilir. Yaşayan herhangi bir şey tarafından kesin olarak bilinebilecek tek şey, onun ne olduğudur. Bu tek kesinlik açısından, diğer şeylere de kendinden emin olduğu gibi bakar.

3. Ne olman gerektiği ile ilgili eminsizlik öyle büyük bir kendini kandırma ki onun büyüklüğü zorlukla idrak edilebilir.  Canlı olmak ve kendini tanımamak gerçekten ölü olduğuna inanmaktır. Çünkü Kendin olma dışında ve canlı olma dışında hayat nedir? Şüpheci kimdir? Şüphe ettiği nedir? Kime soru sorar? Onu kim cevaplayabilir?

4. O sadece onun kendisi olmadığını belirtir ve böylece başka bir şey olarak o şeyin ne olduğunun sorgulayıcısı haline gelir. Ama eğer cevabı bilmeseydi asla canlı olamazdı.Eğer sanki bilmiyormuş gibi sorarsa, bu sadece, onun olduğu şeyi olmak istemediğini gösterir.  Onu kabul etti çünkü yaşıyor; ona karşı hüküm verdi (onu yargıladı) ve onun değerini reddetti ve yaşadığı tek kesinliği bilmemeye karar verdi.

5. Bu yüzden reddettiği için yaşamından emin olmayan bir hale geldi.  Bu reddetme için Kefarete ihtiyacın vardır. Senin reddedişin, ne olduğunla ilgili bir değişiklik yapmadı. Ama sen zihnini HAKİKATi bilen ve bilmeyen olarak ikiye ayırdın. Sen, kendinsin. Bundan bir şüphe yoktur. Ama sen bundan şüphe edersin. Ama sen bundan şüphe edersin. Kendin hakkında hangi tarafının şüphe duyan taraf olduğunu sormazsın. Bu soruyu soran taraf gerçekten de senin parçan olamaz.  Cevabı bilen birinin parçası sorar. Eğer bu senin parçan olsaydı, kesinlik imkansız olurdu.

6. KEFARET kendin hakkında şüpheye düşmenin ve hakikatte ne olduğundan emin olmamanın mümkün olduğuna dair garip düşünceyi düzeltir.  Bu deliliğin derinliğidir. Ve bu dünyanın evrensel sorusudur. Bu, dünyanın deli olduğu dışında başka ne anlama gelir? Burada evrensel olan şeyin HAKİKAT olduğuna dair olan üzgün inançta onun deliliğini paylaşmak neden?

7. Dünyanın inandığı hiçbir şey doğru değildir. Burası kendilerini bilmeyip ne olduklarını sorgulamayı talep edenlerin evi olma amacını taşıyan bir yerdir. Onlar KEFARET kabul edilinceye ve kendinden şüphe etmenin ve NE olduğunun farkında olmamanın imkansız olduğunu öğreninceye kadar tekrar gelecekler.

8. Senden yalnızca kabul etmen istenebilir çünkü senin NE olduğun kesindir. Bu, TANRI'NIN KUTSAL ZİHNİNE ve senin zihnine sonsuza kadar yerleştirilmiştir. Bu, bildiğin, bilmekte başarısız olamayacağın çelişkiye inandığını göstermek için ihtiyacın olan tüm kanıtların ne olmasını gerektiğini soran tüm şüphe ve soruların ötesindedir. Bu bir soru mudur yoksa kendi beyanında kendini reddeden bir beyanat mıdır? Zihnimizin bunun gibi sesler ile meşgul olmasına izin vermeyelim.

9. Burada bir misyonumuz var. Bir zamanlar inandığımız deliliği pekiştirmek için burada değiliz. Kabul ettiğimiz hedefi unutmamıza izin verme. Kazanmak için geldiğimiz şey bizim mutluluğumuzdan çok daha fazlasıdır. Olduğumuzu kabul ettiğimiz şey (ne olduğumuz) herkesin bizimle beraber ne olması gerektiğini beyan eder. Kardeşlerini de kendini de ihmal etme. Onlara sevgiyle bak, böylece senin bir parçan olduklarını, senin de onların bir parçası olduğunu anlayabilirler.

10. KEFARET ; TANRI'NIN OĞLU'NUN BİRLİĞİnin kendisin ne olduğunu bilmemesi tarafından sarsılamayacağını öğretir ve gösterir. Bugün KEFARETi kabul et; HAKİKATi değiştirmemeyi, kendin hakkındaki gerçeği kabul etmeyi ve TANRI'NIN SEVGİSİNİN sonsuzluğunun sevinciyle yoluna gitmeyi kabul et. Bu bizden yapmamızı beklenen şeydir. Ve bugün bu bizim yapacağımız şeydir.

11. Bugün gündüz ve akşam olmak üzere 5 dakika boyunca zihnimizi görevimize adayacağız. Bugün misyonumuzun ne olduğu tekrarı ile başlayacağız:             
              Kendim Kendim için Kefareti kabul edeceğim,
              böylece Tanrı’nın beni yarattığı gibi kalırım.


TANRI'NIN bizi KENDİSİ gibi yarattığında bize verdiği bilgiyi kaybetmedik. Herkes için, her yaratılan için zihinlerin BİR olduğunu hatırlayabiliriz. Ve hatıralarımızda kardeşlerimizin hakikatte bize nasıl sevgi dolu olduklarını, bize karşı nasıl sadık olduklarını ve BABAMIZIN SEVGİSİNİN nasılda tüm bunları kapsadığını anımsayabiliriz. Onların Yaratıcısı ve yaratımın tüm yönleri ile O’NUN BİRLİĞİ'nin  adına, tüm yaratılanlara teşekkür için, bizi kutsal amacımızdan uzaklaştırabilecek olan tüm düşünceleri ardımızda bıraktıkça, her saat bugün amacımıza kendimizi adamayı tekrarlayacağız.  Dünyanın TANRI'NIN KUTSAL OĞLU'NUN  etrafını sardığı aptal tuzaklardan temizlemek için birkaç dakika zihnine izin ver. Kendin hakkındaki bilgiyi, farkındalığından  uzak tutuyor gözüken zincirlerin kırılgan doğasını öğren ve bunu tekrar et;

            Kendim için KEFARETİ kabul edeceğim,
            böylece TANRI'NIN beni yarattığı gibi kalırım.


12. Onların Yaratıcısı ve yaradışın tüm yönleri ile O’NUN Birliği’nin adına, tüm yaratılanlara teşekkür için, bizi kutsal amacımızdan uzaklaştırabilecek olan tüm düşünceleri ardımızda bıraktıkça, her saat bugün amacımıza kendimizi adamayı tekrarlayacağız.  Dünyanın kutsal TANRI OÜLU"NUN  etrafını sardığı aptal tuzaklardan temizlemek için birkaç dakika zihnine izin ver. Kendin hakkındaki bilgiyi, farkındalığından uzak tutuyor gibi gözüken zincirlerin kırılgan doğasını öğren ve bunu tekrar et;

   Kendim için KEFARETİ kabul edeceğim,
   böylece TANRI'NIN beni yarattığı gibi kalırım.