Son İletiler

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
21
Genel Bilgi Alanı / DUYURU! Forum yenilecektir...
« Son İleti Gönderen: BenSiz 23 Ekim, 2018, 11:01:11 »
Yakında sayfanın hostu olan one.com teknik düzenleme yapacaktır. Databankası işlemcisi ve sürümü yükseltilecektir. Bu nedenle yeni sürümle kompatibel olmayan tüm sayfaların ya uyarlanması ya da yenilenmesi gerekiyor.
Forum sayfamız yeni sürümle kompatibel değil. Bu nedenle yenilemem gerekiyor. El atmışken oldukça hantal olan mevcut forum sistemini bir başka kurulumla değiştirmeyi düşünüyorum. Birkaç hafta içinde forumu silip yenisini kuracağım. İçindeki databankasını ve mevcut tüm yazıları bilgisayarıma indireceğim fakat tekrar aynı şekilde yüklenebileceğini snamıyorum. Denemem gerek. Olursa iyi, olmazsa bir arşiv dosyayı açabilirim belki. Oradan eski yazılara ulaşılabilinir diye düşünüyorum.
Tüm üyelikler yeni sisteme geçtiğimizte iptal olur. Dolayısıyla yeniden üye olmanız gerekecektir.

BenSiz
22
Mucizeler Kursu Dersler / 14. Ben Kimim?
« Son İleti Gönderen: BenSiz 23 Ekim, 2018, 10:52:45 »
Mucizeler Kursu'nun inanılmaz derinliği, netliği ve tavizsiz metafiziği karşısında yıllar sonra halen hayretlere düşerim. Öyle ki, içim coşar, gönlüm şaha kalkar ve kurtuluşun tatlı ve sonsuz nefesinde bir an dinlenirim dünyanın döngüsü içinde devinen can kafesimle. Bu sabah yine açıldı pırıl pırıl bir hakikat zihnime ve şad oldu ruhum...

Bilinç katmanlarımda zaman zaman dünya rüyasının güncel deliliklerine kapılıp gittiğimde, içimdeki kutsal rehberimin uyarısını duyarım. Hatırla... der usulca. Tarifi zor tatlı bir dalga sarar kalbimi, can kafesimi. Derinden gelen ebediyetin yellerini taşıyan nefesim eşliğinde alırım elime kurs kitabımı, açarım rastgele bir sayfasını. Ve işte orada okurum tekrar, yıllar önce okuduğum ve beni sarsarcasına hakikatın eşiğine kadar, hatta kısa süreliğine ötesine götüren cümleleri...

1. Ben, TANRI'NIN OĞLU'YUM, O'NUN sevgisinin yansımasında parlayan, tam, iyileşmiş ve bütün olan. O'NUN yaratılışı benim içimde kutsanır ve ebedi yaşamları garanti altına alınır. Benim içimde sevgi kusursuz, korku imkansız ve sevinç karşıtsız olarak kurulur. Ben TANRI'NIN KENDİSİ'NİN kutsal eviyim. Ben, O'NUN SEVGİSİNİN yaşadığı cennetim. Ben O'NUN kutsal günahsızlığının KENDİSİ'YİM, çünkü benim saflığımın içinde O'NUNKİ var.

2. Şimdi neredeyse kelimelere ihtiyacımız yok. Ama birlikte geçirdiğimiz ve TANRI'YA verdiğimiz bu bir yılın son günlerinde sen ve ben, birbirimizle paylaştığımız bölünmemiş bir amaç bulduk. Ve böylece sen benimle birleştin. Böylece sen, benim de olduğumsun. Kim olduğumuzun hakikati, sözcüklerle ifade edilemez veya açıklanamaz. Fakat bizim işlevimiz, bizim için burada açıklığa kavuşabilir ve biz bu sözcükleri kendi içimizde örnek olarak ispat edersek, sözcükler onu konuşabilir ve öğretebilir.

Mucizeler Kursu, Ders Kitabı 350-351 ders arası "Ben Kimim?" bölümü - Çeviri: BenSiz

Blog sayfası: http://www.flameofsophia.com/index.php/2-guen-dem/575-ben-tanri-nin-oglu-yum

23
Karışık / Ynt: Tanrı Sevgisi
« Son İleti Gönderen: Deniz089 23 Ekim, 2018, 08:37:08 »
...
Tanrı'nın Sesinin söylediklerini gerçekleştirin. Eğer sizden imkansız gibi görünen bir şey isterse, İsteyenin Kim olduğunu, inkar edenin kim olduğunu hatırlayın. Sonra şunu sorun; hangisi daha haklı olabilir? Her şeyi Yaratanın ve Bilenin Sesi mi? Yoksa kendi algınızla yarattığınız, aklı karışık, tutarsız ve şüphe içinde olan görüntünüz mü? Sizi yönlendirenin onun sesi olmasına izin vermeyin. Bunun yerine kesin olan ve şüphe barındırmayan Sesi duyun. O sizi hatırlayan Yaratıcınız tarafından verilmiş görevinizi size söylüyor. Şimdi size O’nu hatırlamanızı söylüyor.

‘Dünyanın kurtuluşu bana bağlıdır.’ Ders 186
24
Karışık / Korku
« Son İleti Gönderen: Deniz089 22 Ekim, 2018, 21:02:16 »
...

Sizin elinizi ateşe sokmamanızın nedeni korku değil, elinizin yanacağını bilmenizdir. Sizin gereksiz bir tehlikeden sakınmak için korkuya ihtiyacınız yoktur, bunun için asgari düzeyde bir zeka ve sağduyu yeterlidir. Böyle pratik meseleler için, geçmişte öğrenilmiş dersleri uygulamak yararlıdır. Şimdi eğer birisi sizi ateşle ya da fiziksel şiddetle tehdit etmişse, siz korku gibi bir şey hissedebilirsiniz. Bu tehlikeden içgüdüsel bir geri çekilmedir, ama o burada sözünü ettiğimiz psikolojik korku hali değildir. Psikolojik korku hali herhangi bir somut ve gerçek ani tehlikeyle ilişkili değildir. O –huzursuzluk, endişe, sinirlilik, gerilim, korku, fobi vs. gibi- birçok şekilde gelir. Bu tür psikolojik korku daima, şu anda olan bir şeyden değil, olabilecek bir şeyden, bu düşünceden kaynaklanır. Zihniniz gelecekteyken, siz şimdi’de ve burada’sınızdır. Bu bir endişe aralığı yaratır. Ve eğer siz zihninizle özdeşleşmiş ve Şimdi’nin gücü ve sadeliği ile temasınızı yitirmişseniz, bu endişe aralığı sizin değişmez refakatçiniz olur. Siz daima şimdiki anla başa çıkabilirsiniz, ama sadece bir zihin projeksiyonu olan şeyle başa çıkamazsınız; siz gelecekle başa çıkamazsınız.

Dahası, siz zihninizle özdeşleştiğiniz sürece, ego –daha önce anlattığım gibi- yaşamınızı yönetir. İncelikli savunma mekanizmalarına rağmen, hayalet doğasından ötürü, ego çok savunmasız ve güvensizdir ve kendisini sürekli olarak tehdit altında görür. Ego dıştan çok güvenli görünse bile bu böyledir. Şimdi, bir duygunun bedeninizin zihninize gösterdiği tepki olduğunu hatırlayın. Beden sürekli olarak ego’dan, sahte, zihin ürünü benlikten ne mesajı almaktadır? Tehlike, ben tehdit altındayım. Ve bu sürekli mesaj tarafından üretilen duygu nedir? Elbette, korku.

Korkunun görünüşte birçok nedeni vardır. Kaybetme korkusu, başarısızlık korkusu, incinme korkusu vs., ama nihai olarak tüm korku ego’nun ölüm, yani yok olma korkusudur. Ego’ya göre, ölüm daima köşe başında beklemektedir. Bu zihinle özdeşleşme hali içinde, ölüm korkusu yaşamınızın her veçhesini etkiler. Örneğin, bir tartışmada haklı çıkmak, özdeşleştiğiniz zihinsel pozisyonu savunmak gibi görünüşte önemsiz ve “normal” bir gereksinim bile ölüm korkusundan kaynaklanır. Eğer siz zihinsel bir pozisyonla özdeşleşirseniz, sonra eğer haksız çıkarsanız, zihne dayalı benlik duygunuz ciddi bir biçimde yok olma tehdidi hisseder. Böylece siz ego olarak haksız çıkmayı, yanılıyor olmayı kaldıramazsınız. Haksız çıkmak ölmektir. Bunun uğruna savaşlar yapılmış ve sayısız ilişki bozulmuştur.

Bir kez siz zihninizle özdeşleşmeyi bıraktığınızda, haklı ya da haksız olmanız benlik duygunuz için hiçbir fark yaratmaz, böylece haklı çıkmak için duyduğunuz o çok zorlayıcı ve derin bir biçimde bilinçsiz gereksinim –ki o bir şiddet biçimidir- artık var olmayacaktır. Siz bu durumda ne hissettiğinizi ya da ne düşündüğünüzü açıkça ve kararlı bir biçimde belirtebilirsiniz, ama onunla ilgili olarak saldırgan ya da savunmacı bir tutuma girmezsiniz. Siz o zaman benlik duygunuzu zihninizden değil, içinizdeki daha derin ve gerçek bir yerden almaktasınızdır. İçinizdeki her türlü savunmacılığa dikkat edin. Siz neyi savunuyorsunuz? İllüzyoni bir kimliği, zihninizdeki bir imajı, bir hayali varlığı. Bu kalıbı biçimlendirerek, ona tanık olarak, siz onunla özdeşleşmeyi bırakırsınız. O zaman, bilincinizin ışığında, bilinçsiz kalıp hızla eriyip yok olacaktır. Bu ilişkileri kemirip aşındıran tüm tartışmaların ve güç oyunlarının sonudur. Başkaları üzerinde güce sahip olmaya çalışmak, kuvvet kılığına bürünmüş zayıflıktır. Gerçek güç içimizdedir ve ona şimdi ulaşabiliriz.

Böylece korku, zihniyle özdeşleşmiş, dolayısıyla Var’lık halinde köklenmiş gerçek gücünden, daha derin benliğinden kopmuş bir insanın değişmez refakatçisi olacaktır. Zihni aşmış insanların sayısı henüz çok azdır, böylece karşılaştığınız ya da tanıdığınız hemen herkesin bir korku hali içinde yaşadığını varsayabilirsiniz. Sadece onun yoğunluğu değişir. O ölçeğin bir ucunda endişe ve korku, öbür ucunda belirsiz bir huzursuzluk ve uzak bir tehdit duygusu arasında değişir. Çoğu insan, o ancak daha ağır bir hale geldiğinde onun bilincine varır.

Echart Tolle
25
Karışık / Korku
« Son İleti Gönderen: Deniz089 22 Ekim, 2018, 18:11:31 »
[...]
3. Yanlış düşünmenin sonuçlarını kontrol altına almanın şifaya götüreceğini düşünmek anlamsız bir inançtır. Eğer korku doluysan yanlış karar verdin demektir. Kendini sorumlu hissetmenin nedeni budur. Değiştirmen gereken zihnindir davranışların değil, ve bu bir istek meselesidir. Senin zihinsel düzey dışında hiçbir rehbere ihtiyacın yok. Düzeltme sadece değişimin mümkün olduğu düzeye aittir. Değişim etkin olmayacağı semptomların düzeyinde anlamsızdır.

4. Korkunun düzeltilmesinden sen sorumlusun. Eğer korkudan kurtulmak için istekte bulunursan, kendinin sorumlu olmadığını söylemiş olursun. Bunun yerine korkuya neden olan durumlarda yardım istemen gerekir. Bu durumlar her daim ayrı olma isteğini beraberinde getirir. Bu düzeyde bir şey değiştirebilirsin. Sen dönüp dolaşan düşüncelerine karşı fazlasıyla göz yumuyorsun ve zihninin yanlış yaratımlarını üstü kapalı bir şekilde mazarete bağlıyorsun. Önemli olan belirli bir sonuç değildir ama temel yanılgı önemlidir. Düzeltme hep aynıdır. Herhangi bir şey yapmadan önce senin seçiminin benimkiyle uyum içinde mi diye sor bana önce. Eğer böyle olduğundan eminsen korku olmayacaktır.

5. Korku daima senin istediğinle yaptığın arasında doğan bir çatışmadan oluşan zahmetin işaretidir. Böyle bir durum iki şekilde ortaya çıkar: Birincisi, aralarında çatışma olan şeyleri yapmaya karar verirsin; ya aynı anda ya da peşpeşe. Bu senin için dayanılmaz çelişkili bir davranışa yol açar çünkü senin başka bir şey isteyen zihin parçan öfkelidir. İkincisi, tam olarak istemeden, yapman gerektiğine inandığın gibi davranırsın. Bu sabit bir davranış oluşturur, ama beraberinde büyük zahmet gerektirir. Her iki durumda düşünce ve davranış uyum içinde değiller ki, bu senin gerçekten istemediğin bir şeyi yaptığın bir durumla sonuçlanır. Bu genellikle öfke üreten bir zorlanma hissini tetikler ve onun ardını büyük bir olasılıkla yansıtma izler. Korkunun olduğu her seferinde karar vermediğinden bu böyledir. Zihnin bundan dolayı bölünmüş ve davranışının düzensiz olması kaçınılmazdır. Davranışsal düzeyde bu yanılgıyı düzeltmek birinci tipden ikincisine taşıyabilir ama korkuyu yok edemez.

6. Zihnini, bilinçli çaba olmadan benim rehberliğime teslim edebileceğin bir duruma ulaşmak mümkündür ancak bu senin henüz geliştirmediğin bir isteklilik gerektirir. KUTSAL RUH senin yapmaya razı geldiğinden daha fazlasını isteyemez. Bunu yapma gücü senin bölünmemiş kararından doğar. TANRI'NIN İRADESİNİ yerine getirmek zahmet gerektirmez eğer bunun seninki de olduğunu anlarsan. Bu ders çok basit ama özellikle kolayca göz ardı ediliyor. Bu nedenle, onları tekrarlayacağım ve iyi dinlemeni kesinlikle tavsiye ederim. Sadece senin zihnin korku üretebilir. O bunu ne istediğine dair çatışma içinde olduğunda hep yapar ki, bu zahmet üretir çünkü istek ile davranış uyum içinde değiller. Bu sadece birleşik bir hedef olarak kabul edildiğinde düzeltilebilir.
[...]

Mucizeler Kursu, Metin Kitabı, Bölüm 2.VI

Çeviri: BenSiz (© Bengü Aydoğdu - www.flameofsophia.com -
26
Mucizeler Kursu Genel / MUCİZE nedir?
« Son İleti Gönderen: BenSiz 21 Ekim, 2018, 19:27:25 »
Mucizeler, insanlar arası açığa çıkan sevginin saf iletişiminden doğan bir durumdur ve sınırı yoktur çünkü, sevginin sınırı yoktur. Mucizelere hazır bir zihin her türlü mucizeyi alabilir, verebilir. Mucizelerin zorluk boyutları yoktur. Her şey mümkündür. Mucizeler insanların birbiriyle olabilen en yüksek iletişim seviyesidir.

Mucizeler Kursu'nda ders 340 ile 341 arası bir tanımlama yer alır. Mucize nedir başlığı altında beş paragraf yer alır.

   
Alıntı
Mucize nedir?

    1. Bir mucize bir düzeltmedir. O ne yaratır ne de değiştirir. O sadece tahribata bakar ve zihne gördüklerinin yanlış olduğunu hatırlatır. Hatayı ortadan kaldırır, ancak algının ötesine geçmeye veya affetmenin işlevini aşmaya teşebbüs etmez. Böylece zaman sınırları içinde kalır. Buna rağmen, zamansızlığın ve sevginin uyanışının geri dönüşünün önünü açar, çünkü getirdiği yumuşak çözüme korku yol vermelidir.

    2. Bir mucize, lütuf armağanını içerir, çünkü o bir olarak verilir ve alınır. Ve böylece, onun yollarını hiç anlamadığı için dünyanın itaat etmediği hakikat yasasını gösterir. Bir mucize, daha önce baş aşağı olan algıyı tersine çevirir ve böylece tezahür eden garip çarpıtmaları sonlandırır. Algı şimdi hakikate açıktır. Affetmek şimdi haklı olarak görülür.

    3. Affetmek, mucizelerin yuvasıdır. MESİH’İN gözleri onları, merhamet ve sevgiyle baktıkları her şeye sunar. Algı, O’NUN görüşünde düzelmiştir, ve lanetleyecek olan şey kutsamak için gelmiştir. Affedişin her zambağı* tüm dünyaya sevginin sessiz mucizesini sunar. Ve her biri, Yaradan’ın ve mükemmel saflık ve sonsuz sevincin ışığı içinde olan yaratılışın evrensel sunağı olan TANRI’NIN SÖZÜ önüne koyulur.

    4. Mucize, ilk önce inançla kabul edilir, çünkü onu istemek, zihnin onu göremediği ve anlamadığı bir şey olarak tasavvur etmeye hazır olduğunu ima eder. Fakat bu inanç, dayanaklarının gerçekte orada olduğunu göstermek için tanıklarını getirecektir. Ve böylece mucize, ona olan inancınızı haklı çıkaracak ve onun daha önce gördüğünüzden daha gerçek bir dünyaya dayandığını gösterecek; orada olduğunu düşündüğünüzden kurtarılmış bir dünya.

    5. Mucizeler, aç ve susuz yaratıkların ölmek için geldikleri kuru ve tozlu bir dünyaya Cennet’ten gelen şifalı yağmur damlaları gibi düşer. Şimdi suları var. Şimdi dünya yeşil. Ve her yerde yaşam belirtileri filizlenir, doğmuş olanların asla ölmeyeceğini göstermek için, çünkü yaşamı olan ölümsüzlüğe sahiptir.


 Not: *Zambak, özellikle beyaz renkte, saflığı ve masumiyeti simgeler. Aynı zamanda MESİH’İ simgeleyen bir işarettir.


Bir mucize insani mantık çerçevesi içinde anlaşılmaz, çünkü insani düşünce boyutunu aşar algı boyutunu aşmasa da. Tepetakle ve düzeltilmiş algı kavramlarını anlamak için şu benzetme yararlı olabilir: Dünya düzeyinde akli dengesini kaybetmiş bir insan tımarhaneye kapatılır. Kendisini örneğin insan değil tavuk olarak algılamaktatır ve etrafındaki herkesi tavuk olarak görür. Sağlıklı zihni olanlar onun algısının doğru olmadığını bilir. Bu nedenle hastanın algısının düzeltilmesi gerekir. Bu düzeltme ama duyu düzeyinde, yani görme, duyma vs., değil, düşünce düzeyinde yapılmalıdır. Çünkü hastalığın kaynağı düşüncelerdir sonrasında duyulara yansıyan. Tımarhanedeki uzman şifacılar tarafından kendini tavuk sanan hastamız bir iyileştirme programına alınır. Bu programın sonunda akıl sağlığını yitirmiş kişi iyileşir ve kendini tekrar olduğu insan olarak algılar. Tımarhaneden taburcu olur.

Bu dünyadaki insanların tümü, iyileşmişler hariç, kendini tavuk sanan bu hastamızın sayısız örnekleridir. Ve dünya koskoca bir tımarhanedir. Buraya hastalar gelir. Bizim şifacımız ama ne bu dünyadadır ne de dünyadan. Dünyada bedenli öğretmenler olarak seyir edenlerin yalnızca bedenleri ve kişilikleri buradandır, şifa veren zihinleri dünya dışındandır, hakikatten gelendir. Onlara boşuna ermiş denmez... Murada ermek, TANRI'YA, kendi ÖZÜNE ermek demektir bizim yolumuzda. Ve bu yol mucizelerin taşları ile döşelidir. Her adımın bir mucize olabilir. İhtiyacın olan her şey sana verilecektir. Sen egonla araya girmezsen.

Kaynak: http://www.flameofsophia.com/index.php/ne-nedir/82-mucize-nedir
27
Karışık / Tanrı Sevgisi
« Son İleti Gönderen: Deniz089 19 Ekim, 2018, 20:12:58 »
7. Sadece şunu yap: sessiz ol ve kendinin ve TANRI’NIN ne olduğuna dair tüm düşüncelerini, dünya hakkında öğrendiğin tüm kavramları; kendin hakkında sahip olduğun tüm resimleri bir kenara bırak. Zihnini doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü olduğuna inandığı, layık olarak değerlendirdiği her düşünceden ve utandığı tüm fikirlerden tamamen boşalt. Hiçbir şeyi tutma. Geçmişin öğrettiği ne bir düşünceyi, ne de öğrendiğin bir inancı getirme beraberinde. Unut bu dünyayı, unut bu kursu ve tamamen boş ellerle gel TANRI’NA.

8. Sana giden yolu bilen O değil mi? Senin ona giden yolu bilmene gerek yok. Senin tek rolün, BABA olan TANRI ile OĞLU arasına koyduğun tüm engellerin sessizce daimi olarak ortadan kaldırılmasına izin vermektir. TANRI cevap olarak kendi rolünü sevinç içinde derhal yerine getirecektir. İste ve al. Ama taleplerde bulunma ve O’NUN sana görünmesi için TANRI’YA yol gösterme. O’NA ulaşabilmenin yolu, sadece O’NUN olmasına izin vermektir. Çünkü bu şekilde senin de gerçekliğin ilan edilecektir.

9. Ve böylece biz bugün O’NA giden yolu seçmiyoruz. Ama elbette O’NUN gelmesine izin vermeyi seçiyoruz. Ve bu seçim ile duruyoruz. Ve bizim sessiz kalplerimiz ve açık zihinlerimizde O’NUN SEVGİSİ kendiliğinden ışıldayarak yolunu bulacaktır. İnkar edilmeyen bir şey, eğer doğru ve kesin olarak ulaşılabilir ise, kesinlikle oradadır. TANRI kendi OĞLUNU tanır ve ONA giden yolu bilir. OĞLU'NUN O’NA yolu nasıl bulucağını göstermesine ihtiyacı yoktur. Her bir açık kapıdan O’NUN SEVGİSİ, içindeki hanesinden dışarıya ışıldar ve dünyayı masumiyet içinde aydınlatır.

10. BABA; SANA varan yolu bilmiyoruz. Ama biz çağırdık ve SEN bize cevap verdin. Biz müdahele etmeyeceğiz. Kurtuluşun yolları bizim değildir çünkü onlar SANA aittir. Ve SENDE onları arıyoruz. Ellerimiz SENİN armağanlarını almak için açıktır. Senden bağımsız düşündüğümüz hiçbir düşüncemiz yoktur ve ne olduğumuza ya da kimin bizi yarattığına dair inançlar beslemiyoruz. SENİN yolundur bulmak ve izlemek istediğimiz. Ve biz şimdi CENNETİN bir parçası olması için, sadece bizim de olan SENİN İRADENİN bizim içimizde ve dünyada olmasını arz ediyoruz. Amin.

 

Mucizeler Kursu, Çalışma Kitabı, Ders 189, 7-10

Çeviri: BenSiz (© Bengü Aydoğdu -
28
Mucizeler Kursu Öğretmenler için El Kitabı / Ynt: Yeni çeviriler
« Son İleti Gönderen: İlke 19 Ekim, 2018, 07:59:43 »
Teşekkürler, Tanrı öğretmenleri için el kitabı bu kadar mı yoksa türkçeye çevrilmiş kısmı mı bu kadar?
29
Mucizeler Kursu Öğretmenler için El Kitabı / Ynt: Yeni çeviriler
« Son İleti Gönderen: skyler 16 Ekim, 2018, 10:12:08 »
Teşekkür ederim
30
Mucizeler Kursu Dersler / Ynt: Ders 198'den itibaren
« Son İleti Gönderen: skyler 16 Ekim, 2018, 09:07:54 »
Teşekür ederim
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10