Son İletiler

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
91
Karışık / Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
« Son İleti Gönderen: yüksel 25 Ekim, 2017, 16:05:06 »
Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi Nedir?

Tanrı kadar kesin olan Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,hataların düzeltilmesini ve akıl sağlığının tekrar geri kazanılmasını ifade eder.Zaten kaybolmamış olan her şeyi,hakikatte oldukları yere getirir ve sonsuza kadar hakiki olanı,gerçek yerine kavuşturur.O,Tanrı’nın sözünün illüzyonlarının  yerini alması için yapılan bir davettir.O,bağışlamanın tereddüt etmeden istisnasız her şeyi kapsamasına izin verme istekliliğidir.

   Mesih Bilincinin Tekrar Gelişinin her şeyi kapsayan doğası,dünyayı da kapsar.Sizinle birlikte tüm yaşamı ve yaşayan canlıların sonsuz güvenliğini garantiler.Bu gelişin getireceği özgürlüğün sınırı yoktur çünkü Tanrı’nın yaşamı sonsuz olmalıdır.Bağışlamak,Mesih Bilincinin Tekrar Gelişinin önünü açar çünkü  bağışlamak,her şeyi bir olarak kabul eder ve onlara gülümser.Böylece birlik sonunda fark edilmiş olur.
Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,Kutsal Ruhun öğrettiği dersleri sona erdirir ve Son Kararın önünü açar.Son tekrar yapılmış olduğunda,öğrenme gerçekleşir ve böylece kendinizi aşar ve Tanrı’ya erişirsiniz.Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,tüm zihinlerin Tanrı’nın Niyeti ve hakiki yaratım adına,Ruha dönüşü gerçekleştirmek için Mesih’in elini tuttukları zamandır.

   Mesih Bilincinin Tekrar Gelişi,zamanınız içerisinde gerçekleşen fakat zamanın etkileyemediği tek olaydır.Çünkü buraya gelmiş ve ölmüş olanlar,gelecek olanlar,şu anda burada olanlar,yarattıkları her şeyden,bir arada-eşit bir şekilde kurtulurlar.Bu eşitlik içerisinde Mesih Bilinci,tek Kimliğiniz olarak geri gelir ve Tanrı’nın Evladı her şeyin bir olduğunu bu şekilde hatırlar.Ve Tanrı,tek yaratımı ve neşesi olan Evladına gülümser.

Mesih Bilincinin Tekrar Gelişinin yakın olmasına dua edin,fakat bununla yetinmeyin.Mesih Bilincinin;sizin gözlerinize ve kulaklarınıza,ellerinize ve ayaklarınıza ihtiyacı var.Onun sizin sesinize ihtiyacı vardır.Ve hepsinden önemlisi istekli olmanıza ihtiyacı vardır.Şimdi Tanrı’nın Niyetini gerçekleştirebilecek olmamızı kutlayalım ve bu kutsal ışık içerisinde bir olalım.Şunu iyi anlayın;Tanrı’nın Evladı içimizde birdir ve biz Onun aracılığıyla,Yaratıcımızın Sevgisine erişebiliriz.

Mucizeler Kursu
92
Karışık / Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
« Son İleti Gönderen: yüksel 22 Ekim, 2017, 00:44:42 »

Soran:O harika deneyimlerin anıları hiç aklımdan çıkmıyor.Onları tekrar yaşamak istiyorum.

Maharaj:Onları tekrar yaşamak istediğiniz için onları yaşayamıyorsunuz.Bir şeyi şiddetle arzu etme hali tüm daha derin deneyimleri engeller.Ne istediğini tam olarak bilen bir zihin değerli bir deneyim yaşayamaz,çünkü zihnin hayal edebileceği ve isteyebileceği hiçbir şey çok değerli değildir.
93
Karışık / Ynt: TANRI'NIN mevcudiyeti
« Son İleti Gönderen: yüksel 22 Ekim, 2017, 00:42:01 »
Teşekkür ederiz BenSiz.
94
Karışık / Ynt: TANRI'NIN Mevcudiyeti
« Son İleti Gönderen: BenSiz 21 Ekim, 2017, 17:35:02 »
Merhaba,
bir soru sormak istedim:

Maharaj''Mutlaklar tartışılmamalı deneyimlenmelidir.’’derken,bu deneyimler hakkında;gerçek ya da yanılgı gibi bir ayrım yapılabilir mi?yapılabiliyorsa şayet yaşadığımız deneyimlerin gerçek mi ya da yanılgı mı olduğunu nasıl anlarız.

Mesela bir kişi TANRI’NIN MEVCUDİYETİNİ deneyimlediğini söylese ve o sadece’’TANRI VARDIR.’’diyebilse başka bir şey söyleyemese onun bu deneyimi bir yanılgı mıdır?

Ya da Kursun Derslerini uygularken öğrenci ;kelimelerin ötesindeki anlamlarını çok kısa da olsa deneyimlese, bu deneyimi yanılgı mıdır?yanılgı değilse  nedir?

TANRI’NIN bu dünyadan haberi yoksa,rüya görüyorsak bu deneyimler ne şekilde açıklanır.


Sevgili Yüksel,

sualine kendim yanıt vermek yerine Mucizeler Kursu'ndan bir bölümü çevirmem gerek ama şu an vaktim az. Şu kadarını söyleyeyim:

Kursun Öğretmenler için El Kitabı'nda bölüm 25'de doğaüstü güçlere yönelik bir açıklama var. Orada kısaca, doğaüstü güçler olarak tanımlanan yeteneklerin zihnimizin doğal yeteneği olduğunu ve zihin açıldığında onların da ortaya çıkmasının doğal olduğunu anlatır. Bu yetenekleri KUTSAL RUH'UN yönetimine teslim etmenin yanı sıra spiritüel egonun hükmü altında da değerlendirebilir öğrenci. Çoğumuz egonun tuzağına düşer ve kendimizi özel, seçilmiş, uyanmış, aydınlanmış olarak algılar veya Tanrıyla konuştuğumuzu ya da onu gördüğümüzü iddia ederiz. Oysa TANRI'NIN MEVCUDİYETİ demek, kendini bilmek demektir.
Ben ve TANRI diye bir yorum egonun zihninden çıkar. Bu durum bir yanılgı olduğundan öğrenci yaptığı her deneyimi  yanlış değerlendirir ve onları yolunda birer mihenk taşı olarak görmektense hedef olarak belirler. Bu da öğrencinin çıkmaza girmesi demektir.
Bu anlamda her deneyim bizlere faydalı şeyler verme potansiyalini kesinlikle içinde taşır ama her deneyimi doğru kullanırız diye bir kural yok. Dediğim gibi, çoğumuz deneyimleri yanlış değerlendirir ve onlara hak etmedikleri anlamları yükler ve böylece KUTSAL RUH'A teslim etmekten kaçarız. Hemen hemen hepimiz bunu bilinçsiz yapar.

Bu durumda ne yapmak gerekir diye sorarsan; hiç bir şey. Her ne olursa olsun deneyimde, olanı kendin yorumlama. Sadece bekle ve izle. Hani örnek olarak bir bilge bize şu nasihatı verir ya: "Bir ağaç gördüğünde ne yorumla, ne isim ne de nitelik ver. Sadece bak" der, aynen o şekilde deneyimi izle. Bu aslında o kadar basit ki, muhtemelen basitliği yüzünden çoğumuz uygulamayız. Kendimden örnek vermek gerekirse, ben yıllarca deneyimlerim hakkında pek konuşamadım. Nasıl anlatacağımı bilemedim ve cevap aramadım da açıkçası. KUTSAL RUH dedim ve sustum. Zaman içinde o kadar çok yardımcılarla karşılaştım ki, deneyim kendiğilinden hem anlam kazandı hem de insani aklımla kavramaya başladım. Bu yardımcıların hemen hemen hepsi kitaplardı. Bu nedenle kitaplara önem veririm. Doğruyu anlatan kitaplara.

Maddesel dünyada görünen maddenin içine doğru yol aldığımızda madde yok olur titreşim öne çıkar. Sonra titreşim yok olur enerji öne çıkar. Ardından her şeyin sadece birer bilgi alanı olduğunu öne sürer bilim insanları. Bilinç düzeyleri bilgi alanlarıyla bağlı. Her alanın kendine göre emanasyonları var. Yani şekillenmeleri. Maddesel boyuttan enerji boyutuna geçtiğimizde - buna bazıları astral boyut der - o boyutun şekillenmeleriyle (maddesel ve enformasyonel) rezonans içine gireriz. Neysek onu çekeriz. İyiye, yani sevgiye yönelik her düşünce sevgiyi ve iyiyi çeker; sevgi olmayan ise sevginin eksikliğini çeker. Bu anlamda kötü sadece iyinin ya da sevginin eksikliğidir. Kişi karşılaştığı her deneyimi kendi bilinç düzeyinde yaşar ve  iyi veya iyinin eksik olduğu emanasyonları çeker. İyinin eksikliği ama yanılgılı yorumlara yol açar. İçimizde en ufak bir korku, bir garez, bir kin, bir kibir, kısaca herhengi bir yanılgı düşüncesi varsa,  astral boyutun o tür şekillenmelerini çekeriz.

Mucizeler Kursu der ki; tek bir illüzyonu dahi geri tutarsan tümünü tutmuş olursun. Tersi, "biraz hamile olmak" gibidir. Ya hamileyiz ya da değiliz, değil mi?

Bazen öğrenci kısa bir süre için TANRI ile birleşmeyi deneyimleyebilir. Dünyada bu ender ve çok kısa süren bir deneyimdir genelde. Yani, bu durum da geçicidir ve bizler tekrar sınırımız olan bedenin içinde rüyada devam ederiz yolumuza. Böyle bir deneyim yaşayanlar çoğunlukla öğretmenlerin öğretmenleri olurlar ve uyanışa hizmet ederler. Zaten bilincin o aşamasında dünyevi beklentiler, hedefler ve kişisel çıkar hesapları bitmiş olur, ego en azan indirgenerek bedeni doğasına uygun şekilde ayakta tutar. Görev için gerektiği kadar.

Umarım biraz açabildim bu konuyu. :)





95
Karışık / Ynt: TANRI’NIN Mevcudiyeti
« Son İleti Gönderen: yüksel 20 Ekim, 2017, 17:40:08 »
Merhaba,
bir soru sormak istedim:

Maharaj''Mutlaklar tartışılmamalı deneyimlenmelidir.’’derken,bu deneyimler hakkında;gerçek ya da yanılgı gibi bir ayrım yapılabilir mi?yapılabiliyorsa şayet yaşadığımız deneyimlerin gerçek mi ya da yanılgı mı olduğunu nasıl anlarız.

Mesela bir kişi TANRI’NIN MEVCUDİYETİNİ deneyimlediğini söylese ve o sadece’’TANRI VARDIR.’’diyebilse başka bir şey söyleyemese onun bu deneyimi bir yanılgı mıdır?

Ya da Kursun Derslerini uygularken öğrenci ;kelimelerin ötesindeki anlamlarını çok kısa da olsa deneyimlese, bu deneyimi yanılgı mıdır?yanılgı değilse  nedir?

TANRI’NIN bu dünyadan haberi yoksa,rüya görüyorsak bu deneyimler ne şekilde açıklanır.
96
Karışık / TANRI'NIN mevcudiyeti
« Son İleti Gönderen: BenSiz 20 Ekim, 2017, 11:33:25 »
TANRI'NIN mevcudiyetinin etkileri tanrısal özün kendisinden parlar ve TANRI'NIN birer eylemleri değillerdir. Gerçeklikte ne vakkalar ne de olaylar vardır ve dolayısıyla düzeltmeye veya müdahale etmeye de ihtiyaç yoktur.

TANRI ile insanlar arasında ruhani enerji düzeylerinin hiyerarşisi ve kademeli güç alanları vardır. Bunlar Kutsal RUH, yüksek BENLİK, TANRI'NIN lütfu, melekler, başmelekler ve cennet olarak algılanır ve isimlendirilir. 1000'in üzerinde ve ruhani hiyerarşinin yükseklerinde olan bilinç düzeyleri insani hayalgücünün ötesinde olan güçleri temsil ederler.

Bir başmeleğin dokunuşu o kadar muazzam ve paramparça edici ki, ego felç olmuş ya da yenilmiş gibi susar. Bu güç mutlak ve tamdır. (Bir başmeleğin ölçü değerleri milyonlardadır). Bir beden şekli içinde yaşam eğer daha hala devam ederse, tekrar dünyevi kavramlarla işlemesi yıllar sürebilir.

Her varoluş böylece Mevcudiyetin bir devamıdır ve kendi yazgısını yerine getirme yeteneğine sahiptir. Kendi aydınlanma deneyimine dayanmasını ve sağ kalmasını sağlayan güç, kaderi yazılmış yaşamın devamını destekleyen kutsal RUH tarafından kuvvet dolu bir enerji olarak verilir. Kutsal RUH'UN yardımı ile gerekli olan yeteneklerin işlemesine geri dönülmesi sağlanır ama bunlar artık daimi olarak transforme edilmiştir. Bunları anlatabilecek kimse yoktur; ve anlatılacak bir şey yoktur. Konuşmaya karar veren bir konuşan yoktur. Yaşam Mevcudiyetin kendisi tarafından yönlendirilir ve ilerletilir. Bağımsız, kişisel iradenin veya karar yetkilisinin illüzyonu daimi olarak yokolmuştur. Belki sonrasında gelen eylemler eski bir sözün veya ikrarın ifadesidir. Her şey kendiliğinden oluşur. İlerleyen yaşam kendi kendini yenileyici ve gerçekleştiricidir. Herhangi bir şey yapan kişisel bir benlik, düşünen bir düşünür, eyleme geçen eylemci, bir şey yapan fail, karar veren kararcı yoktur. Tüm fiiller, sıfatlar ve zamirler anlamsızlaşır.

[BEN'in Gözü , David R. Hawkins Bölüm 10 - Çeviri: BenSiz]
97
Şiirsel & Nefesvari / Ynt: MEVLÂNA
« Son İleti Gönderen: yüksel 19 Ekim, 2017, 19:10:48 »
GEÇER DEDİKLERİMİ GEÇİRDİM

Duyduğum, dokunduğum, gördüğüm, tattığım, kokladığım için var bu dünya..Farkında olduğum için.. Kendim yazdım, kendim oynadım en başından beri..
O yüzden ki bir dünya yarattım, roller verdim sahnedekilere..
Sevdim; sevgilim, paylaştım; dostum dedim..
En derinimde hissettim; annem, kızdım da kıyamadım; babam dedim..
Geçer dediklerimi geçirdim..
Biter dediklerimi bitirdim..
Nefret ettiklerimi sildim, geçtim..
Gün oldu; silkindim, yeter dedim..
Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana..
Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz..
Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde..
Haddinizi aşmayın ey faniler..
Ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken, güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır; silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz bir başka faninin zihninden.. Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep?
Uğraştırmayın da dağılın hadi..
Dağılın ve gidin, ama bilin..
Kör cehalet çirkefleştirir insanları!
Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bir cevabım var...
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye...

Mevlâna Celaleddin Rumi
98
Şiirsel & Nefesvari / Ynt: MEVLÂNA
« Son İleti Gönderen: yüksel 19 Ekim, 2017, 19:08:23 »
İnsan vardır,onun bir soluğu cana değer;bir kılı,bir mâden değerindedir.

İnsan da vardır ki,onunla konuşmak şöyle dursun,yüzünü görmemek,dünyâ saltanatına değer.

Mevlâna
99
Şiirsel & Nefesvari / Ynt: MEVLÂNA
« Son İleti Gönderen: semerkant 19 Ekim, 2017, 01:30:48 »
Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?

Mevlana Celaleddin Rumi
100
Karışık / Ynt: MANEVİ FARKINDALIK
« Son İleti Gönderen: yüksel 16 Ekim, 2017, 06:41:47 »
Zihin ağacı bilemez.O sadece ağaç hakkındaki olguları ya da bilgiyi bilebilir.Benim zihnim sizi bilemez, o sadece sizinle ilgili etiketleri,yargıları,olguları ve kanıları bilebilir.Sadece Var’lık direkt olarak bilir.Bu yaşamın kutsallığını ve gizemini yok etmeyen,olan her şey için derin bir sevgi ve saygı içeren bir biliştir.Bu zihnin hakkında hiçbir şey bilmediği bir biliştir.

Zihnin ve zihin bilgisinin de bir yeri vardır.Bu yer günlük yaşamın uygulama alanındadır.Ancak,o sizin-diğer insanlarla ve doğayla ilişkileriniz de dahil olmak üzere-yaşamınızın tüm veçhelerini ele geçirdiğinde,korkunç bir asalak haline gelebilir ve eğer bu asalak kontrol edilmezse sonunda gezegen üzerindeki tüm yaşamı-ve en sonunda ev sahibini de öldürerek,kendini-öldürebilir.

E.T
Sayfa: 1 ... 8 9 [10]