Gönderen Konu: Saf algı  (Okunma sayısı 104 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İlke

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
Saf algı
« : 13 Ekim, 2018, 02:40:13 »
Merhaba BenSiz , bebekler doğduklarında bir kendilik aldıladı olmadığı için kendinilerini bütünden ayrı bilmedikleri için saldırı düşüncelerine ve saldırgan düşüncelere sahip olmadıkları için ve bir beden oldukları algısına da sahip olmadıkları için hatta yaşamdan ayrı bir “ BEN “ algıları olmadığı için mucizeler kusunun hatırlamamıZı ulaşmamızı istediği hal bu hal deği mi??? Suç algısı henüz yok suçlama yok kendisini cinsel bir kimlik olarak tanımlamayı bırak bir kimlik olarak bile tanımlamıyor 3 yaşından sonra BEN oluşmaya başlıyor ki o da anne -baba- çevre sayesinde...ruhun kendisini deneyimlediği sonsuz formlardan biri diyemez miyiz

Çevrimdışı yüksel

  • Full Member
  • ***
  • İleti: 129
  • Özbenliğini dünyada bulmaya çalışma.
Ynt: Saf algı
« Yanıtla #1 : 14 Ekim, 2018, 00:05:35 »
Merhaba İlke,BenSiz sorunu gördüğünde sana bir cevap verecektir eminim...

Ben sana bu konuda bir soru sormak istedim.Mucizeler Kursu acaba bizim bu halimizle ,yani ego-zihin halimizle,olmayan bir dünyaya gerçeklik veren yanlış düşünürlü bir zihin halimizle,şu ya da bu gibi bir şey olmamızı mı istiyor?Diyelim ki Kurs bizim (bu rüya/dünya realitesine göre ama)bir bebek kadar saf,masum vs.olmamızı istedi,peki bunu kim yapacak?Ego mu?

Göreceli olan,MUTLAKLA sonuçlanabilir mi?

Kurs bize zihinsel dönüşüm için istekli ve kararlı olmamızı ve izin vermemizi söyler..Biz saf,masum çocuk gibi vs.olmaya çalışarak kendimizi/ÖZBENLİĞİMİZ hatırlayamayız.Tam tersi KENDİMİZİ BİLDİĞİMİZDE bu Veçheler zaten kendiliğinden ortaya çıkar.

Gözlem Noktası

Çevrimdışı İlke

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
Ynt: Saf algı
« Yanıtla #2 : 14 Ekim, 2018, 12:59:42 »
Yüksel çok teşekkür ederim 🙏 ben mucizelwr kursunun derslerinden şöyle bir şey anlıyorum: sizde bir cennet hali mevcut ( yani o his o duygu ), o hale doğduğunuzda sahiptiniz , siz o hali kaybetmediniz sadece unuttunuz yeniden hatırlamak mümkün ....egonun oluşumuyla başlayan keder algısı sizi cehennemde tutan hal. sadece fark et,mucize bilincini hiç kaybetmedin sadece orada olduğunu fark et..”Görmeye kararlıyım “ dersi , “bu durumun bana göstermek istediği hediyeyi alıyorum “ dersi vs  gibi bir çok ders bu hali hatırlamaya yönelik dersler sanki. Ben yaşantımda bunu deneyimliyorum bir keder halindeyken , zihnim (egom) bu ilüzyonla sarhoşken aklıma “görmeye kararlıyım dersi geliyor ve sonra bu durumun içinde almam gereken bir hediye var dersi sonra onun bir illüzyon olduğunu fark ediyorum. Bu fark edişle birlikte yaşadığım o huzur hali , “beni kimse sevmiyor” algım oluşmadan önceki halim... Diğeri ego evet, peki benim bu hale ulaşmamı sağlayan zihin parçam ne ?? Mucizeler kursu bizi bir şeye ulaştırmaya çalışmıyor da sanki zaten sahip olduğumuzu fark etmemiZi sağlamaya çalışıyor gibi geliyor bana.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 233
Ynt: Saf algı
« Yanıtla #3 : 15 Ekim, 2018, 14:21:44 »
Merhaba BenSiz , bebekler doğduklarında bir kendilik aldıladı olmadığı için kendinilerini bütünden ayrı bilmedikleri için saldırı düşüncelerine ve saldırgan düşüncelere sahip olmadıkları için ve bir beden oldukları algısına da sahip olmadıkları için hatta yaşamdan ayrı bir “ BEN “ algıları olmadığı için mucizeler kusunun hatırlamamıZı ulaşmamızı istediği hal bu hal deği mi??? Suç algısı henüz yok suçlama yok kendisini cinsel bir kimlik olarak tanımlamayı bırak bir kimlik olarak bile tanımlamıyor 3 yaşından sonra BEN oluşmaya başlıyor ki o da anne -baba- çevre sayesinde...ruhun kendisini deneyimlediği sonsuz formlardan biri diyemez miyiz

Sevgili İlke...

Benlik kavramının kişi 3 yaşına geldiğinde ortaya çıktığını iddia edenler dünya bilgileriyle bunu iddia etmekte. Dünya bilgisi, geçmiş yaşamlar, telepati veya içgörü gibi kavramları bile kabul etmezken, benlik kavramının 3 yaşında ortaya çıktığını mutlak bir bilgi gibi öne sürmeleri pek akıllıca bir şey değil.
İsa ve nice bilgeler, karma ve tekrar doğma konseptini anlatırlar. Neden? Çünkü içinde bulunduğumuz rüya boyutunda bu konseptlerin bir yeri var. Onlar da tıpkı doğa yasaları gibi Tanrı'nın gerçekliğinde yoklar ama illüzyon ağında mevcutlar. İşimize geldiği gibi birini kabul ederken diğerini inkar etmek ahmaklık olur. Ya tamamen tüm illüzyonları reddedeceksin, böylece evvela kendini ve bedenini, ya da madem illüzyonları anlaman için onların ne olduğunu öğrenmek istiyorsun, o halde illüzyonların tüm yelpazesine bakmalısın.

Zihin bedenin dışındadır. İnsan dünyaya doğar ve zihin onu beden dışından yönlendirir. İllüzyon dünyasında zihin egonun kraliyetidir evvela. Buraya doğan herkes onun elinde kukla gibidir. Tanrı'nın gerçekliğinde zihin, bilinç ve ayrım yoktur. Onu anlamayız. Bu nedenle anlayabildiklerimizden yola çıkarak en azından yanılgılarımızın ne olduğuna bakarız. İnsan öldüğünde zihni ölmez. O bedensizlik boyutunda icabında tekrar bir bedenlenme yoluyla dünyaya doğabilir. Bu şart değildir fakat genelde zihinsel dönüşüm gerçekleşmeyen zihinler bunu böyle deneyimler.
Zihin, bedendeki gibi dar bir kişilik anlayışına sahip değildir. O kendini beden dışı evrensel olarak algılar ama değildir. Son derece sınırlı olan bedenle kıyasda kendini sınırsızmış gibi algılar. Buna rağmen sınırlı bir bilgi ve tecrübe mıntıkası vardır. Bu ona beden dışı da kişi gibi bir kimlik verir.

Şimdi düşünelim: dünyaya doğmuş bir zihin parçası yaşadı ve öldü. Zihindeki bilgi birikimleri bedenle ölmedi, bedensizler boyutunda varolmaya devam etmekte. Zihin, yasa gereği tecrübe ettikleri sayesinde tekrar bir doğuma çekilir yeryüzünde. Bu, onun karma çarkında olmasından kaynaklanır. Karma çarkı da dünyadaki doğa yasası gibi evrensel bir yasadır. Yer çekimi yüzünden elma dalından yere düşer. Buna mutlak inanırız ve asla doğruluğunu sorgulamayız. Neden? Çünkü onu kendimiz de aynen öyle tecrübe etmişizdir. Yoksa sen hiç yukarıya doğru düşen bir elma gördün mü? Ben görmedim.

Bu kural karma çarkı için de geçerli. Karma çarkı, her şey gibi illüzyondur ama biz zaten illüzyonları konuşuyoruz burada. Karmaya inanmak veya inanmamak onun illüzyonlar içinde bir yasa olmasnı değiştirmez. Her zihin, tam kurtulana dek karma yasası içinde doğum-ölüm çarkında esirdir. Bizim esaretimizin işleyişi böyledir.
Bir bebek acaba kaç yaşam yaşamış, bilir misin? O doğmadan önce nasıl öldü, neler tecrübe etti, kimler olarak yaşadı? Tüm bu bilgiler o zihnin içinde tıkabasa dolu. Bebek doğduğunda bilgilerin çoğunun üzerine unutmanın perdesi iner. Bebek kim olduğunu, nereden geldiğini, neden geldiğini bilmez. Yasa böyle. Bir hatırlasa çünkü, anında kurtuluşa doğru adım atar.

Belki o kucağında tuttuğun bebek doğmadan önceki yaşamında bir katildi. Belki bir tecavüzcü. Veyahut bir fahişe. Ya da bir rahip. Veya ruhani bir rehber. Belki kadındı, homoseksüeldi, cinsel tacize kurban giden bir çocuktu veya eceliyle ölen son derece sıradan biriydi. Bilemeyiz bunu. Sadece, bebeğin doğduğu şartların onun bilinç düzeyine göre mükemmel ayarlanmış şartlar olduğunu varsayabiliriz. İllüzyon da olsa her şey, arkasında Tanrı Oğlu'nun mükemmel gücü yatmakta. Bunu hatırlayalım.
O bebek doğduğunda dopdolu bir zihin taşıyor, sen bunun farkında olmasan da. Bilirsin belki; bazı haberlerde okuruz, çocuk geçmiş yaşamını hatırladı ve katilini buldu diye örneğin. İşte bu. Çoğumuz hatırlamaz geçmiş yaşamını. Fakat bir hatırlarsak, her şey daha anlamlı olur. Sır Muhabbetler kitabımda bu konuyu işliyorum, çünkü anlayış açısından faydalı bir bakış açısı çoğumuz için.

Bu nedenle bebeklerin egonun tanımladığı şekildeki masumiyeti sorgulanır. Fakat Kutsal Ruh'un tanımladığı masumiyette hepimiz masumuz, sadece bebekler değil. Neden? Çünkü gerçeklikte hiçbir şey olmadı. Tanrı Oğlu masumdur, dolayısıyla biz; tek bir Tanrı Oğlu olarak. Veya suçluysak, egonun düşünce sistemine göre, o halde bebekler de suçludur. Bizler iki seçenek arasındayız: ego mu Kutsal Ruh mu? Ya biri ya diğeri. Bir yandan egoyu seçip bazılarımızı suçsuz bazılarımızı suçlu yapamazsın. Ya tam ya hiç. Arası yok. Kutsal Ruh'u seçersen keza aynısı o seçim için geçerli. Ya tam ya hiç.