Gönderen Konu: Gerçekten kurtulmak istiyor musun?  (Okunma sayısı 628 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BenSiz

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 223
Gerçekten kurtulmak istiyor musun?
« : 12 Şubat, 2017, 10:40:03 »
Facebook ortamında paylaşımlar için tekrar aktif olduğumdan beri yığınla sözümona "bilgelikler", spiritüel ve psikolojik yöntemler, herhangi bir metodu satan "liderler", öğretmenler ya da koçlar ve buna benzer "dünyalıklar" görüş aksime girdi. Aslında beni ilgilendirmeyen bu "pazar tezgahları" kurs arkadaşlarımın ilgi odağı içinde olduğundan ve dolayısıyla bir şekilde bana da lance edildiğinden, konularla ilgilenmem gereğini doğuruyor.

Kısa ve öz söylemem gerekirse, çoğu karşılaştıkları şeyler doğruya, yani hakikate götürmüyor. Birçoğu çıkmaz sokak. Dünya tarihinde gelmiş geçmiş birkaç öğreti var, hemen hemen herkes tarafından bilinen. En azından duyulan. Buddha'nın öğretileri, Vedanta, Mucizeler Kursu, göksel dinlerin mistik akımları ve benzer nondüal öğretiler. Ve bu bilgiler hemen hemen herkesin ulaşabileceği bir konumda. İster kitap olarak, ister internet üzeri. Yasaklanmış herhangi bir öğreti veya sadece belli "elit" bir kesime saklı bir metod yok. Günümüz bilgi çağı. Gerçekten doğruyu bulmak isteyen kişi bir şekilde kendi iç rehberi tarafından yönlendirilir. Yönlendirilen kişinin bu öğretilerden biri ile (nondüal) yol alması nerdeyse kaçınılmaz. Ama bulmak istiyorum deyip de bulmamak için egoyu rehber yapanın illüzyoner, sahte bilgeliklerle karşılaşması da kaçınılmaz. Ve çoğu er ya da geç hayal kırklığına uğrayıp o güne dek putlaştırdığı öğretiyi ya da yöntemi terkeder ve yeniden aramaya başlar. Bu nerdeyse her arayıcının başına gelir.

Hasta veya depresif olduğun zaman önce genelde doktora gidersin veya psikoloğa. Bilinç düzeyinde biraz daha ilerlersen meditasyon yaparsın, dinsel bilgilerle uğraşırsın, namaz, dua vs. gibi yöntemlerle içindeki sıkıntıyı dindirmeye çalışırsın. Bir bakmışsın çakra ve enerji alanlarıyla uğraşıyorsun. Elektronik aletlerle bedenin sıkıntılarını siyah nokta olarak gösteren biofeedback makinelerine bağlanıp seanslar için paralar ödüyorsun. Şamanlara gidiyor ve Ayahuasca ayinine katılıyorsun. Medyum veya hipnoz uzmanına seni eski yaşamlarına götürmesi için yatırımlar yapıyorsun. Ölümden sonrası üzerine yazılmış kitaplar okuyor ve grup çalışmalarına katılıyorsun. Beslenme uzmanı tutup vejeteryan oluyor ve bitki çayları içmeye başlıyorsun. Yoga ve Tai Chi gibi çalışmalarla bedenini geliştiriyorsun. Şimdi muhtemelen daha güzelsin ve hatta çıplak Yoga metodunu uyguluyorsun. Belki sen de Yoga hocası olup deniz kenarında bir yerde bir Yoga okulu açıyorsun. Ve senin gibi olanlar sana geliyorlar ve verdiğin kurslar için para ödüyorlar. Kimisi nefes terapisine gidiyor. Özel nefes alma şekilleriyle ve ordan burdan alınan dermeçatma bilgeliklerle mistikleştirmeye çalışılan düşünce sistemleri ile uzun bir süre avutuluyorsun. Hindistan'a gidip yeni bir Guru buluyorsun ve Yoga'nın çeşitlerini deniyorsun. Güney Amerika'da Kızılderili'lere uğrayıp şaman tılsımı yaptırıyorsun. Doğaya çekilip avaz avaz bağırıyorsun içindeki pisliği temizlemek için. Tarot kartları ile geleceğini okumaya çalışıyorsun. Özel masaj, özel duruş, özel terleme, özel yemek gibi hertürlü özel olan şeyi deniyorsun. Zen oturumlarına katılıyor ve eski ustaların koanlarını anlamaya çalışıyorsun. Okült bilgilerle yeteneklerini geliştirmeye çalışıyor ve büyü, tılsım, yasak bilgi, maji gibi uygulamalarla kendini özelleştiriyorsun. Reiki, Jin Shin Jyutsu, Tantra gibi enerji çalışmalarına gidiyor ve zertifikalar almak için büyük paralar ödüyorsun. Prana yürüyüşü, Astroloji, altın iğnelerle Akupunktur uygulamaları gibi terapilere katılıyorsun. Bilmemkimin dokunuşuyla kendini kutsatıyorsun. EFT gibi yöntemlerle, Secret gibi kitaplarla hayatına zenginlik, güzellik, anlam, sağlık, aşk ilişkileri falan filan çekmeye çalışıyorsun. Vizualize ederek istediğin hayatı yaratabilirsin diye anlatılan NLP tekniklerini deniyor ve duvarına gerçekleşmesini istediklerinin resimleri asıyorsun.

Yani hayatını sürekli bir oraya bir buraya katılarak, zertifikalar toplayarak, bu zertifikalar için büyük paralar ödeyerek ve sonra başkalarından büyük paralar alarak geçiriyorsun ve adına "spiritüel yaşam" diyorsun. Ya orada burada uyguladığın metodun reklamını yapıyor ve (erkek/kadın fark etmiyor) dış görünüşünü süsleyerek ve çekici yaparak arayış içinde olan insan yığınlarını çekmeye çalışıyorsun ya da o tür liderlerin çekimine yenilerek bu kısır döngüyü çevirmeye devam ediyorsun.

Bir gün hayatında önemli bir gelişme oluyor ve sen buhrana giriyorsun. Ve görüyorsun ki, öğrendiğin hiçbir yöntem, metod, uygulama, duruş, afirmasyon, lider, koç işe yaramıyor. Ne yapmalısın? Neden bu acı, keder, korku sorununa nihai ve mutlak bir cevap, bir çözüm bulamıyorsun?

İnsanlık tarihinde pek az insan gerçekten kedere, acıya, buhrana, endişeye ve her şeyin altında yatan korkuya doğru cevabı bulmuştur. Örneğin Buddha; örneğin İsa; örneğin Yunus Emre ve onun ustaları; örneğin Şems; örneğin LaoTzu; örneğin bildiğim ve bilmediğim niceleri.

Peki spiritüel bir dahi olmayan insanlığın geri kalan kısmı ne yapabilir? Nasıl yanılgılara kapılmadan nasıl doğru yoldan hakikate yürüyebilirler?

Hakikatın kendisi basittir ve bizim en doğal halimizdir. Peki, varlığımızın öz hali olan şeyi nasıl da bulamıyoruz? Bunu cevabı egomuzdan dolayıdır ve ego basit olanı, ucuz veya ücretsiz olanı değersiz bulur. O bir şeyin değerini verdiği karşılıkla ölçer. Ne kadar çok verirse aldığı şey o kadar değerlidir.

Ego, temeli suçluluk, utanç duygusu ve korku üzerine kurulmuş her türlü düşünceyi, duyguyu, eylemi içeren bir kişilik olma duygusudur ve sayısız niteliklerden oluşur. Ego, ben ve diğerleri olarak algılamanın ve temelde yatan ayrılığın kurucusudur. Ego, beden olmanın ve bedenin sınırlarına bağlı olmanın inancıdır. Ben sonsuz bir varlığım demekle bu sınır aşılmıyor. Ego, doğum ve ölüm arasında maddesel dünyanın içinde varmış gibi yaşanan realitenin yaratıcısıdır. Ego kendi varlığını koruyabilmek için Tanrı'yı inkar ederek kendi yarattığı putlarını tanrısallaştırandır. Egonun tanrısı suç ve cezaya, günaha ve yasaklara dayalı, insanı gözetleyen ve hataları affetmeyerek kullarını cehenneme yollayan  bir hükümdardır. Ego bu şekilde suni bir denge kurarken dünyada ve yarattığı kişiler arasında, tüm yaşamın temelini de sebep-sonuç ilişkisine ve doğum-ölüm realitesine bağlar. İyilik yap iyilik gör diyerek sevgi temeline, kötülük yap kötülük gör diyerek korku ve sakınma temeline bağlar insanî eylemlerin amaçlarını.

Ego spiritüel öğretilerin her alanında hakikatı kendine göre uyarlamayı başarır biz izin verirsek ve doğru olarak başlayan yolu çıkmaza çevirir.

Gerçekten hakikatı isteyen ve yanılgılar labirentinde kısır bir döngü içinde değil, kutsal İÇ REHBERİ tarafından doğruya yönlendirilmek isteyenin bunu başarması kanundur. Bu anlamda herhangi bir şekilde yüzlerce yolu denemiş ama hala iç huzura varamamış kişilerin ilk soracağı soru şu olmalı: ben gerçekten kurtulmak istiyor muyum yoksa sadece bu dünyada kendime daha güzel bir yaşam biçimi yaratmak için mi arayıştayım? Bu sorunun dürüst cevabı o anı kutsal ana çevirebilir ve nihayet mucizeler ve bilinç yükselmeleri başlar.

BenSiz

Çevrimdışı selda

  • Newbie
  • *
  • İleti: 18
Ynt: Gerçekten kurtulmak istiyor musun?
« Yanıtla #1 : 22 Mart, 2017, 08:44:53 »
teşekkürler...  :-*