Hakkımda

Kişisel

Bengü Aydoğdu; İstanbul doğumlu, evli, iki çocuk annesi, evlat, kardeş, arkadaş, yazar, web/grafik tasarımcısı, yayıncı, pazarlama iletişimi uzmanı olan ve Almanya’da ikamet eden bir insan…
Fakat beni tanımlayan en önemli nitelik Mucizeler Kursu öğrencisi olmamdır.

Kursu ilk ele aldığımda takvimler 2005 yılını yazıyordu. Aradan 15 yıl geçti. Bugün hayatımı ikiye ayırıyorum: kursdan önceki zaman ve kursla olan zaman.

Mucizeler Kursu ile çalışmalarım

2010 yılından beri kursu Türkçe olarak internette paylaşıyorum. Kursa yönelik makaleler ve çeviriler yayınlıyorum. 2012 yılında ilk kitabımı yayınladım: Vahiy Vadisinden Anka Kuşunun Çağrısı.

Kitabı, sadece kursu okuyan veya merak edenlere hitaben yazmıştım, dolayısıyla başka kitlelere pek açılmadı. Kitap, reklamsız ve tanıtımsız kursu ve beni bilenlere ulaştı. Daha sonra ikinci baskıyı Elpis Yayınları 2019 yılında Anka Kuşunun Çağrısı adıyla yayınladı. Yine pek ses getirmedi. Şaşırmadım doğrusu. Mucizeler Kursu ile ilgili kitaplar örneğin Almanya’da da pek ses getirmiyor, sadece küçük bir kitleye ulaşıyor. ABD’de kursa yönelik yazılan kitapların daha geniş kitlelere ulaşması yayınevlerinin büyük kapsamlı reklam yapmalarına ve ingilizcenin dünya dili olmasından kaynaklanıyor.

Mucizeler Kursu Türkçe çeviri

Haziran 2019 yılında Mucizeler Kursu nihayet resmi Türkçe çevirisiyle ekitap olarak yayınlandı. Çevirmen Şermin Aral sayesinde o güne dek kursu sabırsızlıkla bekleyen öğrenci adaylarına ulaşmasına belki de en çok ben sevindim. Şermin Aral ismini öğrenciler arasında pek anan olmuyor nedense. Kursun Türkçe çevirisinde sadece çeviri notları bölümünde adının geçmesini ben şahsen bir eksiklik olarak görüyorum. Pekâlâ ön kapak arkasında çevirmenin adı yazılabilirdi, zira zihinsel dönüşüm yoluna büyük bir katkıda bulundu kendisi kursu büyük emeklerle Türkçeye çevirirken.

Kursa yönelik fikirlerim

ABD’de kursun Türkçeye çevrilen versiyonun telif hakkı sahibi olan İç Huzur Vakfının yayın anlayışını kısmen çelişkili bulduğumu dile getirmek isterim. Bu nedenle benim üzerinde çalıştığım versiyon Tom Whittaker’in yönettiği CİMS’e ait olanıdır. Bu versiyon doğrudan yazar Helen Shucman’in kaleme aldıktan sonra edit edilerek yayınladığı metindir. İç Huzur Vakfındaki versiyon Kenneth Wapnick’in ilk orijinal metnin içeriğini kısmen değiştirerek yayınladığı kitaptır. Tom Whittaker, kitabın yayın haklarının esasen sadece İsa’ya ait olduğunu savunur ve öğrencilere alıntı yaptıklarında dava açmaz, ki, bunu İç Huzur Vakfı çokça yapmıştır 1976’dan bu yana. Vakfın bu duruşu benim onların amaçlarını sorgulamama neden olmuştur. İki buçuk yıllık bir hukuk öğrenimi gördüğümden yasal hakların ihlali konusunda elbette bilgiliyim. Fakat bu dünya yasalarını Mucizeler Kursu gibi bir esere uygulamakla kime hizmet edildiğini sorgularsak, cevabı Kutsal Ruh’tan yana olmadığı aşikâr. Ortada gereksiz bir sahiplenme, anlamsız bir kavga duruşu ve kısıtlama var. İnsanların, kursu özellikle internette tanıtması, içeriğinden alıntılaması ve hatta yazdıkları kitapların içlerinde işlemesi, ruhani açıdan doğru olduğu gibi gereklidir. Vakfın tüm bunları dünyevi yasalara dayanıp yasaklayarak “bencil” ve “kâr odaklı” eylemlerle yol aldığı aşikâr.

Vakfın kurucusu Kenneth Wapnick’in kurs konusunda bir “monopol”, yani tekelcilik yoluyla yalnızca kendi kitaplarında kursu işleyerek pazarlaması da görüşümü kanıtlamakta. Yanısıra, Mucizeler Kursu ile ilgili ezoterik tezgahlarda akbabalar gibi alıcı avlayan satıcıların da bulunması bu ruhani yolu gölgelemekte. Fakat dünya döngüsü böyle bir şey işte; doğrunun yanında sürüsüyle yanlışı da barındırmak için ego her şeyi yapar.

Almanca’da bir deyim var: İhtiyacın en büyük olduğu yerde, Tanrı en yakındadır. Kursun konum olarak ABD’de ortaya çıkmasını bu deyimle ilişkilendirmekten kendimi alıkoyamıyorum. Bu anlamda özellikle ABD’de ve ardından dünyada kursun daha çok öğrenciye ulaşmasını ve Mucizeler Kursu adına hizmetlerin bencillikten uzak olmasını temenni ediyorum. Elbette bu şahsi bir görüş fakat şahsi olmadan dünyaya bakmak pek mümkün değil açıkcası. Hakikati dahi deneyimlerken şahsi bir deneyimden geçiyoruz.

Tavsiye babında

Bu esnada kulağıma küpe yaptığım bir görüş var. Laotzu zamanında temel taş niteliğinde bir söz bırakmış ruhsal yolculara:

Biri ne zaman bir başkasını iyi insan yapmaya çalışsa, bana göre günâh işliyor. Sen kimsin ki yol göstereceksin? Sen kimsin ki rehberlik edeceksin? Ne kadar çok rehber olursa, emin ol, o kadar çok kargaşa olur. Herkesi kendi haline bırak, sen kimsin?

Laotzu

Laotzu gibi birçok koça, öğretmene ve rehbere “Sen kimsin?” diye sormak gerek günümüzde, zira spiritüel kibrin had safhada büyüdüğünü ve yayıldığını görmemek için gerçekten kör olmak gerek.